Anasayfa Polemik İnceleme   Büktel Hakkında  İlkemiz Büktel'in Gör Dediği Arşiv İletişim

 

 "Belge soğukluğu"

  Hilmi'yle linç sohbeti

Linç imzacıları listesi

  Bu sahne lince ithaf

  Tiyatroyun

  Tiyatro Fanzini

  DEMİRKANLI

  Yücel Erten


  NTV Macbeth skandalı

  İftiranın yöntembilimi

  Gammaz, resmi yazar

  Tiyatro siteleri

  Ölüleri Gömün skandal

Peter Ustinov

Büktel kitabı satın al

Büktel'in tüm yazıları

Arka Sıradakiler

"Alacakaranlık" davası

Büktel'in Günlükleri

Ö. Nutku Skandalı

Skandalın özlü rehberi

Skandalın videosu

 Burak Caney sapığı

 Demirkanlı yalanları


 Büktel biyografisi 

İlkemiz

Büktel'in Gör Dediği

Polemik

Arşiv

Şiir Sayfası

Sinema Sayfası

  Skeç Sayfası

Öykü Sayfası

Theope

"Çığ" Eleştirisi

Nâzım Hikmet

Kim Kimden Ne Çaldı?

Barış Büktel

İletişim

 

Sitemize Yazanlar

 

Acar Burak Bengi

 

Hilmi Bulunmaz

 

Feridun Çetinkaya

 

Coşkun Irmak

 

 

 

Coşkun Büktel'in Eserleri

 

Theope

(Tiyatro Oyunu)

 

 

Theope

( 2. Baskı)

 

 

Shakespeare'siz Herifler

(Tiyatro Oyunu)

 

 

Türk Tiyatrosundan İnsan Manzaraları

(Eleştiri)

 

 

Eleştiren Oyunlar

(Çeviri/Telif)

 

 

Tilki / D. H. Lawrence

(Çeviri)

 

 

"Yönetmen Tiyatrosu"na Karşı Bir Shakespeare ve Nâzım Hikmet Savunması

 

(İnceleme-Eleştiri)

 

 

Fiyasko

(Roman)

 

 

 

 

 

Fiasco

(Novel)

translated by

Feyza Howell

 

 

 http://twitter.com/coskunbuktel

 

Kongre Vadisi'nde kongre olması yüzünden kapatılabiliyorsa, "Yeni" Muhsin Ertuğrul Sahnesi, ancak kasapta et, fırında ekmek, manavda meyva olmadığı zamanlar tiyatroya açılacak demektir.

 

"YENİ" MUHSİN ERTUĞRUL SAHNESİ'Nİ "GÜVENLİK GEREKÇESİYLE" KAPADILAR...

TIPKI 18 YIL ÖNCE DT'NİN YILDIZ SAHNESİ'Nİ DE "GÜVENLİK GEREKÇESİYLE" KAPADIKLARI GİBİ...

7 Şubat 2010

 

 

1992'de, DT'nin Yıldız Sahnesi'ni kapatan üçlü:

1) Kültür bakanı Fikri Sağlar

2) Bakan baş danışmanı Emre Kongar

3) DT genel müdürü Yücel Erten

AKP, tiyatroların "güvenlik gerekçesiyle" (ya da "bahanesiyle") kapatılabileceğini 18 yıldır biliyordu. AKP, bu yöntemi, Fikri Sağlar, Emre Kongar ve Yücel Erten'den öğrenmişti. Hatta Yücel Erten'den yalnızca güvenlik bahanesiyle sahne kapatmayı değil, fazlasını da öğrenmişti:

O zamanın DT genel müdürü Yücel Erten, Yıldız Sahnesi'nin kapatılmasına onay vermekle kalmamış; sahnenin kapatılmasına karşı çıkan, Yıldız Sahnesi'nin kapatılmaması için seyircilerden imza toplayan DT sahne amiri Ediz Baysal'ı disipline vermiş, Baysal'ın maaş kesintisiyle cezalandırılmasını da sağlamıştı. Yıldız Sahnesi kapatılmasın amacına yönelik mücadelesi nedeniyle maruz kaldığı bu haksız cezayı içine sindiremeyen DT sahne amiri Ediz Baysal, DT yönetimini mahkemeye vermiş, mahkemeyi kazanmış ve haksız yere ödediği cezayı Yücel Erten yönetiminden faiziyle birlikte çatır çatır geri almıştı.

Biz, sahne amiri Ediz Baysal'ın tiyatro kapatan yüksek yetkili vandallara karşı 1992'de verdiği mücadeleyi destekleyen ve duyuran tek yazar olmuştuk. (Bakınız: Coşkun Büktel, "Bir Politikacının Portresi: Yücel Erten", Gölge Tiyatro, sayı 11, Kasım 1997. Bu yazımız, "Türk Tiyatrosundan İnsan Manzaraları" adlı kitabımızda da yer almaktadır: Sayfa 380-457.)

Şimdi, "Bir Politikacının Portresi: Yücel Erten" başlıklı yazımızdan tadımlık bir parça aktaralım da, "güvenlik bahanesiyle" tiyatro kapatmayı kimler nasıl başlattı bir kez daha anımsayalım:

(...) Bakanlık, Yıldız Sahnesi'ni "güvenlik" gerekçesiyle kapatıyordu. Güvenlik önlemleri almak yerine. sahneyi halka yasaklayıvermek, elbette çok daha kolay, ucuz, pratik ve bir o kadar da antidemokratik bir yöntemdi. Ama Fikri Sağlar gibi, danışmanı Emre Kongar gibi, genel müdürü Yücel Erten gibi, demokrasi şampiyonu olarak tanınmayı becermiş kişiler için, kokusu pek fazla yayılmadıkça, antidemokratik yöntemlerin hiçbir sakıncası yoktu. Kokusunun pek fazla yayılmasına da izin vermeyeceklerdi. Ayrıca kamunun duyarsızlığına ve hafızasızlığına da zaten güvenleri tamdı.

Bu yazıyı baştan beri okuduysanız, Yıldız Sahnesi'ni Kültür bakanı Fikri Sağlar'a karşı savunan  sahne amiri Ediz Baysal'ın girişimine, Sağlar'ın genel müdür yaptığı Yücel Erten'in "aferin" demeyeceğini tahmin etmiş olmalısınız. Yücel Erten için Yıldız Sahnesi'ni savunmak mı daha önemliydi, Fikri Sağlar'a yaranmak mı? Bu sorunun cevabını biz vermeyelim. Biz somut olayları aktarmakla yetinelim. Cevap kendiliğinden ortaya çıkacak.

Raik Alnıaçık'ı biliyorsunuz: Aile dostu Nezihe Araz'ın "Savaş Yorgunu Kadınlar" adlı rezilliğini DT'ye öneren ve Yücel Erten'in himmetiyle kabul ettiren şahıs.

Sahne amiri Ediz Baysal; yukarıdaki dilekçeyi ("Yıldız Sahnesi Kapatılmasın!" konulu dilekçe. CB) 6 Kasım'da imzaya açmasından tam bir hafta sonra, Yücel Erten'in İstanbul Devlet Tiyatrosu müdürlüğüne "özenle" seçtiği işte o Raik Alnıaçık'tan, 13. 11. 1992 tarih ve 370/577/2833 sayılı şu yazıyı aldı:

EDİZ BAYSAL

ist. Dev. Tiy. Sahne Amiri

Müdürlüğümüzün sözlü uyarılarına rağmen görevli olduğunuz Yıldız Sarayı Tiyatrosunda oyundan sonra izinsiz ve yetkisiz olarak, Yıldız Tiyatrosu ile ilgili seyircilerle konuşma yaptığınız tespit edilmiştir.

Bu nedenle 13. 11. 1992 cuma gününden itibaren Yıldız Sarayı Tiyatrosundaki görevinizden alınarak yeni bir göreve kadar Merkez Sahne Amirliği emrinde görevlendirilmiş bulunmaktasınız.

Bilgi ve gereğini öenemle rica ederim.

Prof. Raik Alnıaçık

İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürü

İmza

İşte sevgili Yücel, senin döneminde sırf Yıldız Sahnesi'ni kurtarmaya çalıştığı ve seyirciye görüş açıkladığı için, bir sahne amirinin, senin "özenle" seçtiğin İstanbul müdürü tarafından önce sözlü olarak "uyarılması" ve daha sonra da, Yıldız Sarayı Sahnesi'ndeki görevine son verilerek "cezalandırılması" ile ilgili kapı gibi belgeyi burnuna dayıyorum. Ve şu laflarını yemen için tekrar önüne atıyorum: "Peki ama, benim Genel Müdürlüğüm döneminde, bu türden pek çok girişim olduğu halde, bu yüzden ceza almış bir tek kişi var mı? Yok! E ne oluyor peki? Niye bana tebelleş oluyorsun?" (Afiyet olsun, Yücel!)

(...)

(Kaynak: Büktel, "Türk Tiyatrosundan İnsan Manzaraları", sayfa 436-438. NOT: Bu kitabı okuyanlar, Yücel Erten gibi linççilerin, iftiralarla dolu o linç bildirisini neden imzaladıklarını gayet iyi anlıyorlar.)

 

("Açsalar bile güvenlik gerekçesiyle yine kapatırlar, olur biter" diyerek Feridun Çetinkaya ile Hilmi Bulunmaz'a defalarca belirttiğimiz tahminimizi tıpa tıp doğrular biçimde) "Güvenlik gerekçesiyle" kapatılan ve şimdilik, ebediyen kapatılmayacağını umduğumuz "Yeni" Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu hakkında, A. Ertuğrul Timur'un Medya Faresi sitesinden aktardığı kapatılma haberine link veriyoruz (İnşallah biz link verdik diye Timur, eskiden hep yaptığı gibi, yine sayfayı silip bizi yalancı çıkarmaya kalkmaz):

HİÇ DE SÜRPRİZ OLMAYAN BİR HABER!

Harbiye Çok Amaçlı Salonu Açıldığı Gibi Kapandı!

Lütfen, TIKLAYINIZ!

 

 

VAKİT GAZETESİNİN "YALA AMA YUTMA"YA TEPKİSİNİ TÜM YÖNLERİ, TÜM BELGELERİ VE İLGİLİ TÜM LİNKLERİYLE KAVRAMAK VE ANLAMAK İÇİN, YİNE ÇETİNKAYA'NIN tiyatrofanzini.blogspot.com ADRESİNE BAKMAK ZORUNDASINIZ:

 

İşte Feridun Çetinkaya'nın konuyla ilgili iki başlığı:

1. Vakit gazetesinin provokatif bir haberle hedef gösterdiği "Yala Ama Yutma" ekibi sağduyu çağrısı yaptı 2 Şubat 2010

2. Tiyatro Eleştirmenleri Birliği'nden Vakit gazetesine kınama, kamuoyuna çağrı      3 Şubat 2010

 

 

HİLMİ YAVUZ'UN İTİRAFLARI

Nurettin Sözen döneminin İstanbul Belediyesi başkan danışmanı Hilmi Yavuz kendi kendisini övemediğinden; kendinden sonraki dönemin (Tayyip Erdoğan döneminin) başkan danışmanı Şenol Demiröz'ün (Hilmi Yavuz'dan kalan programı devam ettirerek) kazandığı başarıları(!) övüyor

 

74 yaşına varmış olmasına rağmen hâlâ formunu koruyan ve saçları bile gayet gür "görünen"

Hilmi Yavuz diyor ki:

(...) "1994'te sosyal demokratlardan İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni seçimle devralan Refah Partisi de bu programı olduğu gibi korudu ve kapsamını daha da genişleterek uygulamayı sürdürdü Açıkça söylemek gerekirse Tayyip Erdoğan'ın azınlıkta olsalar da fevkalade etkin nüfuzlu ve kudretli İstanbul entelijansiyasını siyaseten karşısında olmalarına rağmen pasifize etme başarısını göstermesinde Kültür İşleri Daire Başkanlığı'nın ve elbette Daire Başkanı Şenol Demiröz'ün payı vardır"

(Hilmi Yavuz: "Zaman")

 

***

Peki Şenol Demiröz, "kudretli İstanbul entelijansiyasını pasifize etme başarısını" nasıl gösterdi?

Örneğin, tıpkı Hilmi Yavuz'un yaptığı gibi, Şenol  Demiröz de, İstanbul entelijansiyasının en yetenekli yazarı Coşkun Büktel'i aforoz edip, Büktel'i (gerekirse tıpkı linççilerin yaptığı gibi, iftiraya bile başvurarak) engellemeyi bir gelenek haline getirdi. İşte, Demiröz'ün, Büktel'e,  "Ölüleri Gömün"ü de içeren çeviri oyunları için, İBBŞT adına, kendi imzasıyla ve bir yıl gecikmeyle Mart 2000'de gönderdiği resmi cevabın tam metni:

Sayın Coşkun Büktel,
İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları'na çevirerek göndermiş olduğunuz Frank Weekend'in Tenor, Alice Gerstenberg'in Dokundurmalar, Serafin ve Joaquin Alvarez Quintero'nun ortak çalışması Güneşli Bir Sabah, Irwin Shaw'un Ölüleri Gömün adlı oyunları okundu ve 19 Mart 1999 tarihli Repertuar Kurulu'nda değerlendirildi. Çevirilerinizin tiyatromuz Yönetim Kurulu'na önerilme-mesine karar verildi. Repertuar Kurulu'nun kararını bilginize sunar, çalışmalarınızda başarılar dilerim.
 

(ŞENOL DEMİRÖZ  İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları Repertuar Kurulu Başkanı; İstanbul Anakent Belediyesi'nin önce Refah sonra Fazilet Partili kültür danışmanı)

İcraatı Hilmi Yavuz tarafından çok beğenilen Şenol Demiröz'ün yukarıda aktardığımız cevabına karşı, Cevat Çapan, Altan Erkekli, Memet Baydur, Mehmet Ege, Özlem Ersönmez, Cuma Boynukara, Selçuk Erez, Gürkan Gür, Nâlân Örgüt, Şahin Ergüney, Selim Gürata, İlhan Kantarcı, Metin Coşkun ve Hamdi Alkan'ın verdiği yazılı tepkileri okumak için, lütfen, TIKLAYINIZ!

  

 

 

 

TEKEL DİRENİŞİNDEN MÜTHİŞ FOTOĞRAFLAR!...

 

 

TEKEL DİRENİŞİNDEN DİĞER ONLARCA FOTOĞRAFI AYNI SAYFADA GÖRMEK İÇİN, LÜTFEN, TIKLAYINIZ!

 

 

GÜNCELLEME 27 OCAK 2010:

İtiraf ediyorum: Timur'un aşağıda linkini verdiğim yazısını çok üstünkörü okumuş ve sırf "de"leri/"da"ları ayırmayı öğrendiğini fark ettiğim için Timur'un "sonunda gayret edip Türkçe imlayı bile sökmüş ve bugün önümüze imla yanlışlarıyla kaynıyor olmayan" bir metin koyabildiğini yazmıştım. Timur'un yazısında beğendiğim diğer özellikler konusunda yeni bir şey söylememe gerek yok. Ama Hilmi Bulunmaz, Timur'un söz konusu yazısını, o kuyumcu titizliğiyle değerlendirmiş ve "de"leri/"da"ları öğrenmiş olmak dışında Timur'un Türkçe imlayı kavramak konusunda herhangi bir mesafe almadığını, söz konusu Timur metninin de tıpkı daha önceki Timur metinleri gibi yine "imla yanlışlarıyla kaynıyor" olduğunu, metindeki yanlışları kırmızıya boyayarak ve yeşil harflerle doğrularını yazarak, somut biçimde göstermiş.

Bulunmaz'ın Timur'u nasıl okuduğunu/düzelttiğini görmek için, lütfen, TIKLAYINIZ!

 

Bu linççiler A. Ertuğrul Timur'u nasıl "kafalayabildiler", oldum olası anlayamadım.

Sansürcü bir linççiden tiyatral iktidara karşı net tavır:

 

EVET VATAN CADDESİNE DE, BOĞAZ KÖPRÜSÜNE DE KARŞIYDIK, HARBİYE'DE YENİ ÇOK AMAÇLI SALONA DA KARŞIYIZ!

A. Ertuğrul Timur

 

COŞKUN BÜKTEL'İN SUNUŞU / 27 OCAK 2010:

Timur, fıkra Laz'ı zekâsıyla yaptığı (bize, yani bana ve Bulunmaz'a iftira etmeye varan) iğrenç saçmalıklarına rağmen, ondan nefret etmemizi bir türlü başaramadı, başaramıyor. Özellikle Hilmi Bulunmaz, linççiler arasındaki tek proleter olması nedeniyle Timur'a hep bir yakınlık duydu, duyuyor.

Ama Timur; sonunda gayret edip Türkçe imlayı bile sökmüş ve bugün önümüze imla yanlışlarıyla kaynıyor olmayan, üstelik yeni, enteresan, cesur ve ufuk açıcı bir yaklaşım dahi içeren bir metin koyabilmiş de olsa; (sanırım, serde o fıkra Laz'ı "kurnazlığının" var olması yüzünden) Timur'u kullanmayı bir an bile akıllarından geçirmemiş olan iki dürüst insan (Bulunmaz ve Büktel) tarafından kullanılmaya "kurnazca"(!) direnirken, Türk tiyatrosunun gelmiş geçmiş en ilkel ve en iğrenç unsurlarıyla (linççilerle) ittifak kurmaktan, can ciğer kuzu sarması olmaktan ve kendini onlara kullandırmaktan hiç sakınmadı/sakınmıyor.

Ya da son zamanlarda galiba biraz sakınıyor; diğer linççilerle arasına biraz mesafe koymaya başladığı anlaşılıyor. Bu sakınmanın Türkçe imlayı öğrenmesiyle aynı döneme raslamasını hayra yormak, "Timur uyanıyor, donanıyor!" demek isterdik. Ama ne yazık ki, biz ne zaman bu tür hayra yorma mesajları versek, Timur'un fıkra Laz'ı zekâsı derhal öne atılıp, Timur'un fıkra Laz'ı damarını kabartıyor ve onu, "Hayır, uyanmıyorum işte! Donanmıyorum işte!.. Kendimi kullandırıcam, işte!... Kendimi size değil,  linççilere kullandırıcam! Ben de linççiyim, işte, ben de linççiyim!... Var mı  ötesi?!" biçiminde özetlenebilecek tepkisel bir tavra itekliyor.

Kendisini şuraya veya buraya kullandırmasının bizim için hiçbir sakıncası ya da avantajı  bulunmadığını anladığı gün, Timur, burnunu boktan kurtarabilecek.

Timur'la bir kez daha ilgilenmemize yol açan Timur yazısına gelince:

Timur, yeni Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ne (herhalde henüz görmediği için) neden karşı olduğunu açıklayamıyor ya da açıklamaya kalkışmıyor ama Boğaz köprüleri ile Vatan ve Millet caddelerine neden karşı olduğunu, düzgün bir imlayla, açık, anlaşılır bir Türkçe'yle, gayet mantıklı biçimde açıklamış. (Timur'a yalnızca şu itirazı yöneltebilirim: Gördüğüm bazı fotoğraflara dayanarak eskiden  şeytanların Vatan Caddesi'nde çelik çomak oynadığını ileri sürüp, Vatan ve Millet caddelerinin ilk açıldığı günlerde çok ıssız olduğu konusunda, Timur'un söylediklerine katılabilirim. Ama Timur, arabaları sayma oyunu oynadıklarını anlatarak, 1975'te bile bu caddelerin çok kalabalık olmadığını ima etmeye kalkışıyor ki, o zamanlar İstanbul'da yaşamakta olduğum için, gözlerimin tanıklığına dayanarak Timur'un o açıklamasını pek gerçekçi bulmadığımı söylemeliyim. Vatan pek değil ama Millet Caddesi o zamanlar da tıkanıyordu.)

Sansürcü ve Linççi Timur'un, iktidardan nemalanma çabası içermediği için, linççilerin yazdıklarından çok farklı görünen, okunmaya değer ve gayet yararlı yazısını okurlarımızın dikkatine sunuyoruz:    

Lütfen, TIKLAYINIZ!

 

 

 

Linççiler hâlâ vazgeçmiyor!

Lütfen, TIKLAYINIZ!

 

 

YİNE ÇETİNKAYA!...

Bu dönemde her şeyi Feridun Çetinkaya

www.tiyatrofanzini.blogspot.com

adlı sitesinde yazıyor ve Coşkun Büktel ile Hilmi Bulunmaz, Çetinkaya'nın sitesine gerekli linkleri vererek, Türk tiyatrosunun vandallarca örtbas edilmeye çalışılan vahim gerçeklerini okurlara ulaştırmayı başarıyorlar.

Linççi tiyatro yayıncıları ise, Çetinkaya'yı ve onun teşhir ettiği vahim gerçekleri görmezden gelme politikaları yüzünden, İstanbul DT müdürü Şakir Gürzumar'ın İskender Pala'ya verdiği o çok sert, tarihi cevap yazısını bile, (sırf Çetinkaya'nın sitesinde yayınlanmış olması nedeniyle) haber yapamıyorlar. Linççi tiyatro yayıncıları, tiyatromuzun vahim gerçeklerini okurlara aktarmak yerine, o vahim gerçekleri sansürlüyor; o vahameti yaratan kurum ve kişilere, sırf reklam ya da başka menfaatler beklentisi gereğince, yıkama/yağlama hizmeti vererek, okurları dezenforme ediyorlar. 

İşte Çetinkaya'nın tiyatrofanzini.blogspot.com adlı sitesinden 3 yeni başlık daha:

1) 22 Ocak 2010

Devlet Tiyatroları logolu duyuru ve tanıtım panoları amacı dışında kullanılıyor

2) 20 Ocak 2010

Nedim Saban, genel sanat yönetmenliğini Ayşenil Şamlıoğlu’nun yaptığı İstanbul Şehir Tiyatroları ile yöneticilerini Muhsin Ertuğrul'u öldürmekle ve seyirciye kurşun sıkmakla suçluyor

3) 19 Ocak 2010

Kutsal bilgi kaynağı Ekşi Sözlük'te Muhsin Ertuğrul Sahnesi için neler dediler?

 

İçinde bulunduğumuz dönemde Türk tiyatrosunun en etkin ve en yetkin eleştirmeni Feridun Çetinkaya'nın

www.tiyatrofanzini.blogspot.com

sitesini düzenli izlemedikçe, Türk tiyatrosunda neler "döndüğünü" anlamak ya çok zordur ya da mümkün değildir.

İşte Çetinkaya'dan "madalyonun arka yüzüne" ışık tutan iki önemli yazı daha:

 

 

                  Pala                                                          Gürzumar

İstanbul DT müdürü Şakir Gürzumar,

DT'yi kapatacak kültür bakanı arayan Prof. İskender Pala'yı,

Feridun Çetinkaya'nın tiyatrofanzini.blogspot.com adlı sitesinde "fena halde" cevapladı:

BOL KEPÇEDEN SALLAYAN PROF!

Öfkesini gizlemeye gerek duymayan Gürzumar'ın, (yayınlamak için Çetinkaya'nın editörlüğüne emanet ettiği) tokat gibi çarpıcı, önemli ve tarihi yazısını okumak için, lütfen...

TIKLAYINIZ!  

 

 

FERİDUN ÇETİNKAYA TİYATROMUZUN RESMİ TARİHİNE KARŞI GERÇEK  TARİH YAZIYOR

İşte birbirini tamamlayan, ezberlerinizi bozacak dört güncel Çetinkaya yazısı:

 

Yeniden eskiye doğru kronolojik sırayla:

 

1) İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın danışmanlarından Prof. Dr. İskender Pala, AK Parti'nin tiyatroya yönelik ajandasıyla ilgili baklayı nihayet ağzından çıkardı

  YENİ / 6 Ocak 2010 

Çetinkaya'nın bu yazısı,  İskender Pala'nın yazısı hakkında yazılan tüm yazıların linklerini de içeriyor.

 

 

Çetinkaya'nın yazılarına ulaşmak için, lütfen ilgili mavi başlıkları tıklayınız!

 

GÜNCELLEME 7 Ocak 2010:

Başarılı bir ameliyat geçiren Hamdi Alkan, kısa bir dinlenme döneminin ardından, Cumartesi ya da Pazar günü setteki görevine geri dönecek.

GÜNCELLEME 6 Ocak 2010:

"Arka Sıradakiler"in başarılı ve yaratıcı yönetmeni Hamdi Alkan, bugün, (bize pek önemli olmadığını ve bir saat kadar süreceğini söylediği) bir safra kesesi ameliyatı geçirecek.

Haftalardır, reyting listesinde sürekli ikinci (hatta bazen üçüncü) olan "Arka Sıradakiler", bu hafta nihayet tekrar birinci...

Büktel'in "senaryo doktoru" (script doctor) olarak görev yaptığı FOX TV'nin "Arka Sıradakiler"i ile KANAL D'nin "Çok Güzel Hareketler Bunlar" ve ATV'nin "Aşk Bir Hayal"i arasında haftalardır başa baş sürmekte olan reyting rekabetini, bu hafta  yine "kıl payıyla", nihayet "Arka Sıradakiler" kazandı.

Büktel'in "senaryo doktoru" olarak görev yaptığı "Arka Sıradakiler", üç yıl önce, daha bir yılını yeni doldurmuş FOX TV  kanalında ve kanallar arası haftalık rekabetin en vahşi gününde ve en vahşi saatinde yayınlanmaya başladığı halde ve tanınmamış genç oyunculardan kurulu kadrosuna rağmen; ilk iki sezon boyunca çoğu hafta birinci olmuş, üçüncü sezona ise, en yakın rakibine %50'ye yakın bir fark atarak, yine birinci girmişti. Ne yazık ki, bu birincilik, devam eden haftalar boyunca bir daha tekrarlanamamış ve "Arka Sıradakiler" bu yeni sezonda, çoğu haftalar, ikincilik ve üçüncülüklerle yetinmek zorunda kalmıştı.  Sonunda dün (3 Ocak 2010) "Arka Sıradakiler" nihayet listelerdeki eski yerine yeniden ulaştı ve...

...en büyük kanallarda yayınlanan yarışma, spor, dizi ve komedi programlarının tümünü "yine" geçerek, yalnızca diziler arasında değil, günün "tüm" programları arasında, yine "BİRİNCİ" oldu.

"Arka Sıradakiler" ADLI TV DİZİSİNDE BÜKTEL KATKISINDAN tadımlık iki ÖRNEK

(Aşağıda, önümüzdeki Pazar gösterilecek olan 98. Bölüm'ün final sahnesiyle, 96. Bölüm'de gösterilmiş bir Kemal hoca dersinin Büktel tarafından yazılmış metinlerine link veriyoruz:)

4 Ocak 2010  

Ali, Memo, İbo ve Kemal hoca, Kerem'in şakağına silah dayamış olan Saffet'i durdurmaya çalışıyorlar.

 

 

 

 

***

Kemal hoca, derslerde siyasal konulara dair niye hiç konuşmadığını soran öğrencilere cevap veriyor.

Büktel'in yazdığı sahneleri okumak için...

TIKLAYINIZ!

 

FERİDUN ÇETİNKAYA TİYATROMUZUN GAYRI RESMİ TARİHİNİ İNŞA EDİYOR!

Çetinkaya'nın aşağıda linkini sunduğumuz son yazısı için Hilmi Bulunmaz diyor ki:

"Karınca yazar" Feridun Çetinkaya'nın kaleme aldığı bu müthiş yazıyı okumayanlar, Türkiye tiyatro dünyasının kaç bucak olduğunu anlayamayacakları gibi, asla 2010 yılına girmiş sayılmazlar

Hilmi'nin abarttığını sananlar yanılırlar. Türkiye'de tiyatral "resmi tarihin" nasıl, kaça ve kimlere yazdırıldığını (üstelik tahmin ve söylentilere değil de, orijinal kaynaklarına link verilmiş "somut belgelere" dayanarak) öğrenmek istemeyen Türk tiyatrocular; yalnızca tiyatromuzun 2010 yılına girememekle kalmaz, tiyatronun yontma taş devrine saplanıp kalmış "marifetli maymunlar" (ya da "maymunlar") olmak gibi bir handikapla da karşılaşırlar.

Tiyatromuzu iyi niyetle ve gerçekten anlamak ve tiyatral 2010 yılına adım atmak isteyen "tiyatroseverler" (bir başka deyişle, tiyatroya yalnızca seyirci kalmak ya da tiyatronun "marifetli maymunlarından" biri olmakla yetinmek istemeyenler); Çetinkaya'nın aşağıda linkini sunduğumuz tarihi (daha doğrusu, gayrı resmi "tarihi") yazısını okumak ve resmi tarih inşa etmekle "görevli" linççi vandalların "bahar temizlikleri" hakkında fikir sahibi olmak zorundalar. CB 

 

İftiracı, linççi ve sansürcü tiyatro yayıncısının pişkini, "Bahar temizliği" yapar kış günü...

FERİDUN ÇETİNKAYA / 1 Ocak 2010

(...) Devlet Tiyatroları (DT) Genel Müdürü Lemi Bilgin ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları (İBBŞT) Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu gibi ödenekli kamu tiyatroları yöneticileri ve tiyatro iktidarları tarafından (Türkiye tiyatrosundaki çürüme ve yozlaşma gerçeğini manipüle etmek, gerektiğinde tiyatroyla ilgili gerçekleri çarpıtacak ve yönlendirecek şekilde dezenformasyon üretmek, Türkiye tiyatrosu ve tiyatro iktidarlarının icraatları ve uygulamalarıyla ilgili tarihsel gerçeklerin tiyatro tarihine, tiyatro iktidarlarının işine geldiği biçimde yanlı ve yanlış aktarılmasını sağlayacak birtakım sahte belgeler düzenlemek, kısacası bir çeşit düzmece "resmi tarih" oluşturmak amacıyla kullanılmak üzere) el altında bir "yandaş tiyatro medyası" bulunsun anlayışıyla, yıllardır ödenekli kamu tiyatrolarının reklam bütçeleriyle fütursuzca ve sorumsuzca beslenen ve desteklenen (...)

 

Çetinkaya'nın, bu (gayrı resmi) "tarihi" yazısının tam metni, kendi sitesi tiyatrofanzini.blogspot.com'da...

KAÇIRMAYIN!   

 

TÜRK TİYATROSU DENEN ÇÖLDE ENDER GÖRÜLEN ELEŞTİRİ VAHALARINDAN BİRİ

Kendilerine "temiz yayıncı" diyen linççi vandallar "mama" beklentisiyle "yaladıkları" tiyatral ve siyasal aktörlerden asılsız çıkan vaatlerin hesabını sormayı bir an bile düşünemezken...

Feridun Çetinkaya, kültür bakanı Ertuğrul Günay'dan (video kaydıyla belgeli vaadini hatırlatarak) çatır çatır hesap soruyor   CB/25 Aralık 2009

 

HARBİYE MUHSİN ERTUĞRUL SAHNESİ'Nİ "BU YIL BİTMEDEN, 2010 YILINA GEÇMEDEN" HİZMETE AÇACAĞIZ DİYEN KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY SÖZÜNÜ TUTACAK MI?

Feridun Çetinkaya / 23 Aralık 2009

(...) İşte tiyatrocuların, tiyatroseverlerin ve kamuoyunun akıbetlerinin ne olduğunu, ne olacağını merak ettikleri, açılacakları umuduyla gün saydıkları İstanbul Şehir Tiyatroları Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi ve Atatürk Kültür Merkezi (AKM) hakkında Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın beyanatları böyle.

Bakanın açıklamalarına baktığımızda AKM'nin kısa vadede, bugünden yarına sanatseverlerin hizmetine açılabileceğine dair ufukta herhangi bir olumlu işaret görünmediğini söyleyebiliriz.

Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yakın zamanda hizmete açılıp açılmayacağına dair ise, en azından şimdilik, Bakan Ertuğrul Günay'ın umut veren, somut ve kesin, "Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ni bu yıl bitmeden, 2010 yılına geçmeden açacağız" sözü, vaadi var elimizde.

Ancak Kadir Topbaş ve Orhan Alkaya'nın gereğini yerine getiremedikleri vaat ve sözleri "dikkate alındığında", Coşkun Büktel'in yukarıda link verirken atıfta bulunduğumuz, “Somut sonuçları gözümüzle görmedikçe, sanatsal ve siyasal aktörlerin hiçbir vaadine inanmıyoruz!” sözünü akılda tutmak gerekiyor. Evet, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın "Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ni bu yıl bitmeden, 2010 yılına geçmeden açma vaadinin" somut sonuçlarını 1 hafta içinde veya sonunda hep birlikte görmüş olacağız. Bakalım, Ertuğrul Günay verdiği sözde durup vaadinin gereğini yerine getirecek mi? Yoksa Ertuğrul Günay da Kadir Topbaş ile Orhan Alkaya'nın durumuna mı düşecek?

“Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin açılışı yine bir başka bahara mı kalacak?(...)

 

Çetinkaya'nın, bu ustaca yazılmış, gerekli ve yürekli son yazısının tam metni, kendi sitesi tiyatrofanzini.blogspot.com'da...

KAÇIRMAYIN!   

 

Kısaca

 

BİR BÜKTEL KRİTERİ

Efendiler, yazar, ressam, müzisyen, mimar, oyuncu, yönetmen, vb. olabilirsiniz ama ezilenler karşısında ezeni, iftirayla gerçek karşısında iftirayı destekliyor, hatta yalnızca tarafsız kalıyor iseniz; sanatçı olmak için uygun ve yeterli bir kişiliğe sahip değilsiniz demektir; kişilik zaafınıza rağmen sanatçı olmak iddianızda ısrar ederseniz, sonunda, en iyi ihtimalle bir "marifetli maymun" olabilir; çok büyük bir ihtimalle ise, yalnızca "maymun" olduğunuzu fark edersiniz.

Coşkun Büktel/24 Aralık 2009

 

Linççilerin arsızlığı, bugüne dek daima yumuşak başlı bir üslûptan yana olmuş  "lokum gibi sakin ve efendi çocuk" Feridun Çetinkaya'yı, "dinamit lokumuna" çevirdi.

Feridun Çetinkaya'nın "altı ayda bir yazı" yazdığını iddia ederek, onun seyrek yazmasından şikayet eden 3. Abdülhamid ya da nam-ı diğer linççi A. Ertuğrul Timur'a yeni bir müjde(!):

Linççilerin hiçbir insani ölçüyü tanımayan arsızlığı,

(bugüne dek Büktel ve Bulunmaz'ı sonuna dek desteklediği halde, Büktel ve Bulunmaz'dan farklı olarak; linççilere koz vermemek gayesiyle üslûbunda daima "efendiliğini bozmamayı" tercih etmiş olan)

Çetinkaya'yı, fena halde sinirlendirdi ve Çetinkaya, linççilere nezaket göstermekten vazgeçti.

İşte Çetinkaya'nın dinamit şiddetindeki son yazısı 

 

İFTİRA VE LİNÇ İMZACISI ÜSTÜN AKMEN'İN BAŞKANLIK ETTİĞİ "TİYATRO ELEŞTİRMENLERİ BİRLİĞİ"NDEN İKİYÜZLÜLÜK VE ARSIZLIK ŞAHİKASI BİR BİLDİRİ

Feridun Çetinkaya / 19 Aralık 2009

(...) Burak Caney takma adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığının, tiyatro yazarı Coşkun Büktel ile tiyatrocu Hilmi Bulunmaz’ı hedef alan her türlü alçakça ve kalleşçe yüzkarası kirli faaliyetlerini ve iftiralarını bugüne dek açık adıyla desteklemekte sakınca görmemiş olan, hatta Burak Caney sapığının korsan internet sitesinde açık adıyla köşe yazarlığı yapmış olan Üstün Akmen gibi bir ismin başkanlık ettiği Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nin, sadece bu bildirisinin değil, böyle bir kişinin başkanlık ettiği bir kurum olması hasebiyle kendisinin de osuruk kadar bile “ağırlığı”, ciddiyeti, değeri ve itibarı olmadığı, olamayacağı açıktır.

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’ni ve “Tiyatrocularımızı, tiyatrocu olma ciddiyetine davet ediyoruz” başlıklı bildirisini nitelerken neden özellikle “osuruk” gibi pek de güzel çağrışımları olmayan bir sözcük kullanmayı seçtim? (...)

 

Yukarıda tadımlık olarak aktardığımız iki paragrafta bile görülebildiği üzere, linççilerin ölçü ve sınır tanımaz arsızlığı, lokum gibi yumuşak başlı, sakin ve "efendi çocuk" Feridun Çetinkaya'yı "dinamit lokumuna" çevirdi.  Çetinkaya'nın, bu en çarpıcı son yazısının, oldukça doyurucu uzunlukta tam metni, kendi sitesi tiyatrofanzini.blogspot.com'da...

KAÇIRMAYIN!   

 

 

Eğer bu haber, bir tiyatro sitesi için haber olamıyorsa, o site, tiyatro severlerin temiz menfaatleri için değil, site sahiplerinin kirli menfaatleri için yayın yapıyor demektir. 

DİĞER TİYATRO YAYINCILARI, OKURLARDAN İŞTE BU ACI GERÇEKLERİ, BU ÖNEMLİ "BELGELERİ" SAKLIYOR VE BU ÖRTBAS ETKİNLİĞİNE "TEMİZ YAYINCILIK" ADINI VERİYORLAR:

Aşağıdaki haberi on yıldır, Hilmi Bulunmaz'ın tiyatroyun sitesi dışında hiçbir tiyatro dergisi ve sitesi haber vermedi, hâlâ da vermiyor

Coşkun Büktel'in Irwin Shaw oyunu "Bury The Dead"den yaptığı "Ölüleri Gömün" adlı çeviri için, 1999 yılında, demişlerdi ki:

Ölüleri Gömün'ün ilk okuma provasını unutamıyorum. Otuz kişi kadardık. Sadece okumakla bile, hepimiz müthiş etkilenmiştik. Aramızdan bazıları, kontrollerini kaybedip, göz yaşları içinde kalmıştı.

(GÜRKAN GÜR Oyun yazarı / Yıldız Üniversitesi Oyuncuları'nca sahnelenen "Ölüleri Gömün" prodüksiyonunun yönetmeni.)

Theope'nin yaratıcısı olan Coşkun Büktel, çevirilerinde bile farkını ve yaratıcılığını derhal hissettiriyor. Ölüleri Gömün adlı çevirisinde, sahne dilini, her zaman olduğu gibi, yine bir virtüöz ustalığıyla kullanmış. Bana öyle geliyor ki, herhangi bir insan bile, en sıradan insan bile, eğer orman kaçkını bir barbar değilse, Ölüleri Gömün çevirisini, heyecan duymadan okumayı, asla başaramaz.

(NÂLÂN ÖRGÜT DT sanatçısı / Van Devlet Tiyatrosu Müdürü)

Coşkun Büktel'in çevirdiği oyunlardan oluşan Eleştiren Oyunlar başlıklı kitabın kapağında, şu iddialı ve kışkırtıcı ibare yer alıyor: "Türkçe'yi en iyi kullanan oyun yazarından en yetkin yazarların, en yetkin çevirileri." Bu yargıya tümüyle katılıyorum. Çok iyi seçilmiş, ve Türkçe'de benzeri olmayan bir yetkinlikle çevrilmiş oyunlar. Hele "Ölüleri Gömün", müthiş!...

(İLHAN KANTARCI Ankara Devlet Tiyatrosu Sanatçısı)

Irwin Shaw'un "Bury The Dead" adlı oyunu, dünya tiyatro edebiyatında yerini sağlam biçimde almış, bizim savunmamıza hiç ihtiyacı olmayan çağdaş bir klasiktir. Coşkun Büktel'in "Ölüleri Gömün" adlı çevirisi ise, Shaw'un oyunundaki heyecan verici tüm özellikleri, Shaw'a layık bir başarıyla Türkçe'de canlandırıyor.

(CEVAT ÇAPAN  Şair/Çevirmen / İngiliz Edebiyatı ve Amerikan Tiyatrosu Profesörü)

Ölüleri Gömün, savaşa ve militarizme karşı şiirsel ve yaratıcı bir destan. Türkiye'nin bu oyuna şiddetle ihtiyacı var. Ve ne mutlu Türk tiyatrosuna ki, Ölüleri Gömün'ün Türkçe'de nefis bir çevirisi var. Tüm tiyatrocular, Coşkun Büktel'e minnettar olmalıyız.

(HAMDİ ALKAN Yıldız Teknik Üniversitesi Oyuncuları Genel Sanat Yönetmeni)

"Ölüleri Gömün" konusu, içeriği, teması ve başarılı çevirisiyle çok çarpıcı ve önemli bir oyun.

(ALTAN ERKEKLİ  Ankara Sanat Tiyatrosu, AST, oyuncusu)

Irwin Shaw'un Ölüleri Gömün adlı oyunu, özellikle içinden geçmekte olduğumuz dönemde, konusuyla ve Coşkun Büktel tarafından yapılmış çevirisiyle, her tiyatronun repertuarına onur verecek bir oyun. Ayrıca belirtmeliyim ki, ödenekli tiyatrolarımızda tiyatro ile ilgili kararların altında "partililerin" değil, "tiyatrocuların" imzası olmalıdır.

(MEMET BAYDUR  Oyun yazarı)

"Ölüleri Gömün"ü oynamamak, tiyatral bir suçtur. Harika bir oyun ve oyundan hiç de aşağı kalmayan şiirsel bir çeviri. Seçimi ve çevirisi için Coşkun Büktel'i kutluyorum.

(TOROS ÖZTÜRK  Oxford University Press Eğitim Direktörü)

Coşkun Büktel'in Irwin Shaw'dan çevirdiği Ölüleri Gömün adlı o sarsıcı oyunu sesli olarak okurken, duyduğum tiyatral heyecanla tüylerimin ürperdiğini fark ettim. Büktel'in Türkçesiyle konuşmak bir oyuncu için şampanya içmek gibi nefis bir deneyim.

(ÖZLEM ERSÖNMEZ  Ankara Devlet Tiyatrosu oyuncusu)

Coşkun Büktel'e hak veriyorum: "Ölüleri Gömün, savaşı ve militarizmi destekleyenlere karşı dünya tiyatro repertuarında yer alan en yaratıcı, en sarsıcı, en vurucu, en soylu cevaptır". Kafasının içinde beyin yerine pirzola bulunmadıktan sonra, bir insanın böyle bir oyunu, üstelik de Coşkun Büktel çevirisinden, okuyup da beğenmeyebileceğini, düşünemiyorum.

(CUMA BOYNUKARA  Oyun yazarı)

Ölüleri Gömün'ün bazı çağdışı kafalarca gömülmeye kalkışılması, ben merkezci kişisel bir tavır olmaktan öteye gidemez. Sanatın ortak yaratımcılığına inananların bu engeli yan yana gelerek çok kısa sürede aşacaklarına inanıyorum. Ölüleri Gömün adlı oyunun ve çevirisinin değeri bu inancımı ayrıca güçlendiriyor.

(MEHMET EGE  Oyuncu ve yönetmen / Devlet Tiyatrosu Eski Genel Müdürü)

Sevgili Coşkun Büktel,
Irwin Shaw'un, dünya tiyatrosundaki seçkin yapıtlar arasında yer alan Ölüleri Gömün adlı piyesini, temiz ve akıcı bir Türkçe ile repertuarımıza kazandırmanız beni mutlu etmişti. Şimdi,
(Kenan Işık yönetimindeki CB) İstanbul Şehir Tiyatrosu'nun bu oyunu reddettiğini öğrendim. Ret yazısının altındaki imzanın (Şenol Demiröz CB) sanatla ne tür bir ilişkisi olduğu konusunda bir bilgim yok. Kendisi bir sanatsever olabilir, ancak sanatsal bir konuda karar verebilmek için, bu, yeterli bir kriter değildir. Ülkemizin en eski tiyatrosu olan bu kurumun oyun seçiminde, "sanatçı" kariyeri tartışmaya açık olmayan kişilerin söz sahibi olması, vazgeçilmez talebimiz olmalıdır. Bu konuda yapılacak her türlü çalışmaya elimden geldiğince katkıda bulunacağımı bilmenizi isterim. Dostlukla.

(METİN COŞKUN  Ankara Sanat Tiyatrosu, AST, oyuncusu / Yeni Tiyatro kurucusu ve sanat yönetmeni)

(...) Oyun, sadece harbe karşılığı nedeniyle değil, konunun zekice incelenmesi ve diyalogların sürükleyiciliği açısından da dünya oyun edebiyatının önemli bir yapıtıdır.
Büktel, bu oyunu gayet güzel bir Türkçe'ye çevirmiş, bunu yaparken de okuyacak ve izleyeceklerin en güç beğenenlerini bile doyuracak bir ürün oluşturmuştur.
Bir çok sıradan, kof yapıtın sergilendiği tiyatrolarımızın repertuarlarında arada sırada böyle nitelikli eserlerin de yer almasını dilerim.

(SELÇUK EREZ  Yazar / İstanbul Şehir Tiyatroları Yönetim Kurulu eski üyesi)

Ölüleri Gömün adlı çeviriniz dramaturgi raporu ile birlikte incelenerek Edebi Kurul'un 26/12/1998 gün ve 1421 sayılı toplantısında kabul edilmiştir. Bilgilerinizi rica eder, yeni çalışmalarınızı bekler, başarılar dilerim. Saygılarımla.

(ÖZDEMİR NUTKU DT Edebi Kurul Başkanı / Çevirmen / Tiyatro profesörü)

Sayın Coşkun Büktel,
İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları'na çevirerek göndermiş olduğunuz Frank Weekend'in Tenor, Alice Gerstenberg'in Dokundurmalar, Serafin ve Joaquin Alvarez Quintero'nun ortak çalışması Güneşli Bir Sabah, Irwin Shaw'un
Ölüleri Gömün adlı oyunları okundu ve 19 Mart 1999 tarihli Repertuar Kurulu'nda değerlendirildi. Çevirilerinizin tiyatromuz Yönetim Kurulu'na önerilme-mesine karar verildi. Repertuar Kurulu'nun kararını bilginize sunar, çalışmalarınızda başarılar dilerim.

(ŞENOL DEMİRÖZ  İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları Repertuar Kurulu Başkanı; İstanbul Anakent Belediyesi'nin önce Refah sonra Fazilet Partili kültür danışmanı)

 

"Ölüleri Gömün" hakkında, başka neler dendiğini okumak için, lütfen, haber yazımıza...

TIKLAYINIZ!

 

Feridun Çetinkaya'nın "altı ayda bir yazı" yazdığını iddia ederek, onun seyrek yazmasından şikayet eden 3. Abdülhamid ya da nam-ı diğer A. Ertuğrul Timur'a müjde(!):

Çetinkaya artık çok daha sık yazıyor, çok daha sert yazıyor!

 

TÜRKİYE TİYATROLARI GÜÇ BİRLİĞİ GİRİŞİMİ FALAN DEĞİL, BASBAYAĞI "TÜRKİYE TİYATROLARI SUÇ BİRLİĞİ GİRİŞİMİ"

Feridun Çetinkaya / 10 Aralık 2009

 
 
 
 Coşkun Büktel:
"Linç imzacısı iftiracı alçaklar bunları yapanları asla kınamadılar"



Burak Caney adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığından
üreyen ve Türkiye tiyatrosunda uzun bir süredir “Cadı Kazanı” kaynatarak, “düşman” icat edip iftira ve linç kampanyaları düzenleyerek, bir çeşit güç odağı, kerameti kendinden menkul fetva makamı, bir çeşit astığım astık kestiğim kestik çetesi haline gelmeye çalışan “Türkiye Tiyatrolar Birliği” ve “Türkiye Tiyatro Kurultayı” adlı yapılanmaların kirli yüzlerini ve kirli faaliyetlerini “Türkiye Tiyatrolar Birliği değil ‘Türkiye Tiyatrolar Çiğliği’: Türkiye Tiyatro Kurultayı değil ‘Türkiye Linçsever Tiyatrolar Kurultayı’” başlıklı yazımda teşhir etmiştim.

Söz konusu iftiracı ve linçsever tiyatrolar ve tiyatrocular, ipliklerini pazara çıkaran, kirli yüzlerini faş eden  “Türkiye Tiyatrolar Birliği değil ‘Türkiye Tiyatrolar Çiğliği’: Türkiye Tiyatro Kurultayı değil ‘Türkiye Linçsever Tiyatrolar Kurultayı’” başlıklı yazımın ardından, bir kez daha yeni bir "naylon örgütlenme" girişiminde bulunup, bir kez daha  "tabela" değiştirerek kendilerine bu sefer de, "Türkiye Tiyatroları Güç Birliği Girişimi" adını taktılar.

Burak Caney adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığından üreyen ve Türkiye tiyatrosunda uzun bir süredir “Cadı Kazanı” kaynatarak, “düşman” icat edip iftira ve linç kampanyaları düzenleyerek, bir çeşit güç odağı, kerameti kendinden menkul fetva makamı, bir çeşit astığım astık kestiğim kestik çetesi haline gelmeye çalışan bu iftiracı ve linçsever tiyatrocuların bir "güç birliği" değil de apaçık bir "suç birliği" olduğu ortadadır. Bu nedenle iftiracı ve linçsever tiyatrocuların bu örgütlenme çabasına da, "Türkiye Tiyatroları Güç Birliği Girişimi" değil Türkiye Tiyatroları Suç Birliği Girişimi demek daha doğru olacaktır.

Tıpkı "Tiyatro Yayıncıları Birliği" tabelası altında "naylon örgütlenme" ve çeteleşme faaliyetlerini sürdüren, iftiracı, sansürcü ve linççi tiyatro yayıncılarının suç birliğine, suçortaklığına "Tiyatro Yayıncıları Birliği"nden çok Tiyatro İftiracıları ve Yalancıları Birliği -TİYAB adının daha çok yakıştığı gibi.

İftiracı ve linçsever tiyatroların/tiyatrocuların bu çeteleşme faaliyetlerine neden Tiyatro İftiracıları ve Yalancıları Birliği (TİYAB) ve Türkiye Tiyatroları Suç Birliği Girişimi adlarını vermeyi uygun gördüğümü daha iyi anlamak için Coşkun Büktel'in kişisel internet sitesindeki, tiyatro ve insanlık düşmanı "Burak Caney" ve "Tarih hepinizin suratına tükürecek!" başlıklı "Linç İmzacıları Listesi" sayfalarını ziyaret etmek bile başlıbaşına yeterli olacaktır.

 

Feridun Çetinkaya'nın kısa ama çok çarpıcı son yazısının tam metni, kendi sitesi tiyatrofanzini.blogspot.com'da...

KAÇIRMAYIN!   

 

LİNÇÇİ TOBAV'DAN ERTUĞRUL GÜNAY'A KARŞI AÇIKLAMA!

İftiralarla dolu linç bildirisini yalnızca genel başkan Tamer Levent olarak imzalamakla yetinmemiş, ayrıca örgüt olarak da imzalamış olan TOBAV mensubu linççiler, ne tiyatral yetkinlik ve uzmanlığa, ne de "sivil" toplum kuruluşu olduğunu iddia etme hakkına sahiptir. Çünkü "linççi iftiracılar" sivil (medeni) olamaz, sivil sayılamazlar.

Ama TOBAV yetkilileri, TOBAV'ın "kirli siciline" (linççiliğine) aldırmaksızın, Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'a akıl vermeye kalkışıyor ve ismini anmaksızın Günay'ı suçladıkları yeni açıklama metninde, kendilerine (yani linççilere) danışmak ve kendilerinin (yani linççilerin) "uzmanlığından"(!) yararlanmak gereğini duymadığı için, kendi (linççi) anlayışları doğrultusunda Günay'ı yönlendirmeye çalışıyorlar. Yani TOBAVcılar, aslında devlet müdahalesine karşı çıkmak için mücadele etmiyor; yalnızca, devlet müdahalesi kendilerine bütçe akıtmaktan ibaret kalsın diye, bir de tabii (halkın cebinden kendilerine akıtılmış onca paraya rağmen) yapılan kötü tiyatroya ve DT'yi koca bir "gecekondu" haline getirmiş cahilce/beceriksiz uygulamalara müdahale edilemesin diye, mücadele ediyorlar.

Oysa mantık, sağduyu ve biz diyoruz ki:

Kültür Bakanlığı tiyatral konularda TOBAV gibi linççileri muhatap almadığı için değil, ancak gerçek tiyatro insanlarını muhatap almadığı için suçlanabilir; suçlanmalıdır. Bir "kültür" bakanlığı için TOBAV gibi linççi ve iftiracı bir örgütü muhatap almamak değil, asıl "muhatap almak" suç olurdu.

Linççi TOBAV'ın Bakan'ı suçlayan cahilce açıklamasını (imla yanlışları Hilmi Bulunmaz'ın "müdahalesiyle" kırmızıya boyanmış olarak) okumak için, lütfen...

TIKLAYINIZ!

        

 

 

Yeni Tiyatro dergisinin yeni sayısı çıktı. Haberin ayrıntıları için, lütfen kapak fotoğrafına tıklayınız!

 

 

Tiyatro sitelerimizin değerli sahipleri!...      Değerli eleştirmen ve akademisyenlerimiz!...

Lütfen, gözlerinizi daha sıkı yumunuz!     Lütfen, kulaklarınızı daha sıkı tıkayınız!

 

 

 

COSKUNBUKTEL.COM ARŞİVİ

 

 

COSKUNBUKTEL.COM 2009/2
 

COSKUNBUKTEL.COM 2009/1

 

COSKUNBUKTEL.COM 2008/2

 

COSKUNBUKTEL.COM 2008/1

 

COSKUNBUKTEL.COM 2007/2

 

COSKUNBUKTEL.COM 2007/1

 

COSKUNBUKTEL.COM 2006

 

 

 

 

 


GÜNCELLEME 8 Şubat 2010

DETİS'TEN HABER YOK!

Sanki sahte kan, sahte tabanca, sahte bıyık, sahte içki kullanıldığı gibi sahte sigara kullanmak mümkün değilmişçesine, hiç gereği yokken, sahnede "gerçek" sigara içilmesini savunan saçma bir bildiri yayınlayarak tiyatromuza yapay bir sorun kazandıran ve bu sorunu kazandırırken gayet aceleci davranan DETİS;  DT panolarının tiyatro afişleri yerine birtakım ticari afişlerle(örneğin şampuan reklamlarıyla) işgal edilmesi gibi vahim ve "gerçek" bir sorun söz konusu olduğunda, nedense hiç aceleci davranmıyor.

DETİS başkanı sayın Şahin Ergüney'in, konuyla "bir an önce" ilgilenmesini ve o panoların nasıl bir anlaşmayla ve kimler tarafından özel şirketlerin menfaatlerine tahsis edildiğini belgeleriyle açıklamasını ve bu konuda halkı aydınlatıp kamuoyu oluşturarak DT'nin zararı pahasına birilerinin ceplerini dolduran bu tür uygulamaların hiç değilse gelecekteki faillerini caydırmasını (umutsuzca da olsa, hâlâ) bekliyoruz.

Diğer DT kuruluşlarından ve linççi tiyatro yayıncılarından ise zaten hiçbir şey beklemiyor, "komşuda pişer bize de düşer" umuduyla yaşadıkları için, onların bu konuda parmaklarını bile kımıldatmayacaklarına "güveniyoruz".

CB

 

BİR DT PANOSU

ŞAMPUAN AFİŞLERİYLE İŞGAL EDİLEN DT PANOLARI KONUSUNDA

TOP ARTIK DETİS VE DETİS BAŞKANI ŞAHİN ERGÜNEY'DE

 

Feridun Çetinkaya, sahnede sigara içmek ya da içmemek sorunu(?) hakkında DETİS (Devlet Tiyatroları Sanatçıları Derneği) adına bildiri yayınlamış olan Şahin Ergüney'le görüştü ve ticari afişlerce işgal edilen DT panoları konusunda sayın Ergüney'i bilgilendirdikten sonra, ona konuyla ilgili tüm belge ve bilgileri içeren bir mail mesajı gönderdi.

Çetinkaya'nın bize de gönderdiği bu mesajı okurlara ulaştırıyor, tüm okurlarımızdan da, (tıpkı DETİS'den ve Ergüney'den beklediğimiz gibi) konuya duyarlı ve konunun takipçisi olmalarını ve (üç kuruşluk reklam menfaati uğruna konuyu görmezden gelen) linççi yayıncıları caydıracak bir çoğunluğa ulaşmalarını bekliyoruz. CB

Çetinkaya'nın Ergüney'e mesajını okumak için, lütfen...

————————————

 

ÇETİNKAYA'NIN "EKŞİ SÖZLÜK" YAZILARI DA
ÇOK ÖNEMLİ


Yıllardır bir "Ekşi Sözlük" yazarı olan Feridun Çetinkaya'nın, "Ekşi Sözlük"te "Mütebaki" imzasıyla yayınladığı yazıları çok önemsiyor ve bu yazıları kendi imzasıyla tiyatro sitelerinde de yayınlaması gerektiği yolundaki inancımı Çetinkaya'ya sık sık yineliyordum.

Çetinkaya,
"Mütebaki" imzasıyla yayınladığı yazılarda gerçek kimliğini saklamaya çalışmıyor, Ekşi Sözlük yazarlığının genel "trendine" uygun olarak bir "nick" (takma isim) kullanmakta olduğu halde, yazılarında, (gerçek ismini açıkça belirtmese bile)  gerçek kimliğine ilişkin çok açık kanıtlar bulundurmaktan kaçınmıyordu.

Kısacası, Çetinkaya korkusu veya saklanmak ihtiyacı yüzünden nick kullanıyor değildi. Bu durumda, tiyatroya ilişkin "Ekşi Sözlük"te
"Mütebaki" imzasıyla yayınladığı o ustaca ve had safhada yararlı yazıları, Çetinkaya imzasına güvenen ve artık oldukça genişlemiş bir tiyatrosever okur kitlesinin de dikkatine sunmamak büyük bir emek israfı, büyük bir mahrumiyet olacaktı.

Bence, Türk tiyatrosunun ve Türk tiyatrosunu anlamak isteyenlerin, o harika yazıları es geçmek gibi bir lüksü olamazdı. Sonunda, Çetinkaya'nın kendini yeterince önemsemesini engelleyen o ünlü tevazusunu yenmeyi başardım ve Çetinkaya, "Ekşi Sözlük"teki
"Mütebaki" imzalı yazılarını kendisine ait Tiyatro Fanzini adlı sitede yayınlamaya başladı.

İşte Çetinkaya'nın
"Mütebaki"den seçtiği ilk güncel ve önemli tiyatro yazısı (Yazıyı okumak için, lütfen başlığa tıklayınız!):

"Muhsin Ertuğrul Sahnesi" ve Taraf gazetesi yazarı Alper Görmüş'ün "Yerine cami yapılacak diye yıkıma karşı çıkmışlardı" çarpıtmasına, dezenformasyonuna yanıt

 ————————————

 

Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ni cami yapmadığı, yalnızca bir çevre katliamına, bir betonlaştırma projesine kurban ettiği için; Kadir Topbaş ve Topbaş savunucuları mı utanmalı? Yoksa "müstakil" Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ni tüm tarihiyle birlikte beton bir mezara gömmüş olması nedeniyle Topbaş'a karşı çıkanlar mı utanmalı? 

ÖZGÜR GÖKMEN VE TORA PEKİN, KONUYU "BİRİKİM"DE İNCELEDİLER:

Alper Görmüş duymuş yazmış... Medya eleştirisi nasıl yapılmamalı?

23 Ocak 2010

Lütfen...

TIKLAYINIZ!

————————————

 

"ÖLÜLERİ GÖMÜN"Ü SEYİRCİYE ULAŞTIRMAK BU KEZ MÜMKÜN OLACAK MI?

DT genel müdürü Lemi Bilgin'den nihayet onay geldi ve "Ölüleri Gömün"ün kadrosu DT panosuna "asıldı". Oyunun yönetmeni ve İstanbul DT müdürü Şakir  Gürzumar'ın verdiği bilgiye göre, dün (13 Ocak 2010) "Ölüleri Gömün"ün ilk provası yapıldı. Yönetmen Gürzumar, prömiyer tarihi olarak, şimdilik 12 Mart 2010 gününe yetişmeyi hedefliyor.

Oyunda görev alacakların tam ve kesin listesi henüz belirlenmiş olmadığı için, listeyi daha sonra yayınlayacağız. Ama şu kadarını çıtlatabiliriz: Oyundaki 1. General'i, Kurtlar Vadisi'nin İskender'i Musa Uzunlar canlandırıyor.

NOT:

Bilindiği üzere, "Ölüleri Gömün" için, iki yıl önce de ve yine Şakir Gürzumar tarafından oyuncu seçmeleri düzenlenmiş, seçilen kadroyla okuma provalarına başlanmış, ama Lemi Bilgin DT genel müdürlüğüne yeniden döner dönmez, provalara son vererek "Ölüleri Gömün"ü o yılın DT  programından çıkarmıştı. (Ayrıntılar için, bakınız: "Ölüleri Gömün skandalı")

Bu yıl İstanbul DT müdürlüğüne tayin edilmiş olan Şakir Gürzumar, hâlâ Lemi Bilgin'in genel  müdür olduğu DT denen gecekonduda, genel müdürün "Ölüleri Gömün"e ve Coşkun Büktel eleştirilerine karşı bilinen (gecekondu tarzı) ilkel düşmanlığına rağmen, "Ölüleri Gömün"ü sahneleyerek, tiyatroseverlere hak ettikleri tiyatral şöleni  sunmayı, bu kez gerçekten başaracak mı?

Ben bir türlü emin olamıyorum ama iki yıl öncesine göre bu kez biraz daha umutluyum. CB.

————————————

 

Geçen hafta birinci olan "Arka Sıradakiler", bu hafta da birinci...

 

"Arka Sıradakiler", 10 Ocak 2010 Pazar günü 20.00'de Fox TV'de yayınlanan 98. bölümüyle, (tıpkı 97. bölümüyle de olduğu gibi) "tüm" kanalların Pazar günü yayınlanan "tüm" programları arasında en çok seyredilen program oldu.

"Arka Sıradakiler"in 17 Ocak 2010 Pazar günü gösterilmesi beklenen 99. bölümünde, dizinin karakterlerinden biri, Coşkun Büktel'in ünlü uzun şiiri "Bir İntihar Mektubu Teşebbüsü-2"den, kısa bir parça okuyacak.

Aşağıda, senaryonun, söz konusu şiir parçasını içeren sahnesine link veriyoruz. Lütfen...

TIKLAYINIZ!

NOT: Büktel'in "Bir İntihar Mektubu Teşebbüsü -2" başlıklı şiirinin tam metnini okumak için, lütfen...

TIKLAYINIZ!

————————————

 

AÇIKLIYORUZ:

5 Ocak 2010

 

Aşağıdaki haberde, kimliğini daha sonra açıklayacağımızı belirttiğimiz iftiracı linççinin adını açıklamak için gerekli motivasyonu  nihayet bugün hissettik ve vakit ayırıp bu güncelleme yazısını yazmaya karar verdik:

 

Kısacık bir yazıda onlarca imla ve bilgi yanlışı yapan ve William Shakespeare'in adı ile Samuel Beckett'in soyadını bile yanlış yazabilen;

 

buna rağmen

bir üniversitenin tiyatro bölümü hocası olarak ders verip, bir günlük gazetenin tiyatro yazarı olabilen, hatta Tiyatro Eleştirmenleri Birliği genel sekreteri seçilebilen bu iftiracı linççi, Metin Boran'dır. 

 

Kısacık bir yazıda onlarca imla ve bilgi yanlışı yapan ve William Shakespeare'in adı ile Samuel Beckett'in soyadını bile yanlış yazabilen Metin Boran;

 

Ankara Üniversitesi'nin DTCF Tiyatro Bölümü'nden,  Nurhan Karadağ'ın bölüm başkanı olduğu 1996 yılında mezun edilmiştir.

 

Metin Boran, İhsan Çaralan'ın genel yayın yönetmeni olduğu Evrensel gazetesinin tiyatro yazarıdır.

 

Metin Boran, Üstün Akmen'in başkanı olduğu Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB) genel sekreteridir.

 

Metin Boran, Sema Göktaş'ın bölüm başkanı olduğu Kocaeli Üniversitesi GSF Tiyatro Bölümü'nde  öğretim görevlisi olarak, öğrencilere ders vermektedir.

 

Metin Boran'ı bu makamlara getirenleri tebrik edemesem de,  sahip olduğu tüm handikaplarına rağmen, (benim Coşkun Büktel olarak asla ulaşamadığım)  makamlara ulaşabildiği için  Metin Boran'ı hararetle tebrik ediyorum.

 

Metin Boran'ın kısacık bir yazıda onlarca imla ve bilgi yanlışı yapması ve William Shakespeare'in adı ile Samuel Beckett'in soyadını bile yanlış yazmasına ilişkin belgeleri görmek için, lütfen...

TIKLAYINIZ!   

 

LİNÇÇİLERİN DÜZEYİ

Kısacık bir yazıda onlarca imla ve bilgi yanlışı yapan ve William Shakespeare'in adı ile Samuel Beckett'in soyadını bile yanlış yazabilen bir insan;

dünyanın neresinde, bir üniversitenin tiyatro bölümü hocası olarak ders verebilir? Dünyanın neresinde bir günlük gazetenin tiyatro yazarı olabilir? Dünyanın neresinde bir Tiyatro Eleştirmenleri Birliği genel sekreteri seçilebilir? Hatta dünyanın neresinde bir üniversitenin tiyatro bölümünden mezun edilebilir?

Dünyanın bu enteresan, bu mutena, bu acaip memleketi neresidir? Nerdedir yetenek ve liyakatin  adeta günah sayılıp aforoz edildiği bu kifayetsizler cenneti; nerdedir kifayetsizlere bu yoğurdun bolluğu?

Cevap ve belgeler:

Çok yakında!

————————————

 

Demirkanlı ve Timur gibi linççi vandalların kendi sitelerinde yayınlayıp da, sonradan konjonktür değiştiğinde, kedi pisliğini örtbas eder gibi gözden kaybettiği suç belgelerini göz önüne koyarak toplumsal hafızayı sürekli diri tutmayı görev sayıyoruz

27 Aralık 2009

ARŞİV:

BİR DEMİRKANLI KLASİĞİ

Eser: Mustafa Demirkanlı

(DT genel müdürü Lemi Bilgin ile İBŞT genel sanat yönetmeni Orhan Alkaya tarafından, skandalları teşhir eden Büktel ve Bulunmaz'a saldırması ve skandalları örtbas etmesi için, dergi adı altında yayınladığı "şeye" reklam adı altında sadaka verilerek suni yemle yaşatılan) besleme sapık

Düzinelerce yalanı somut biçimde belgelenmiş, linç patronu Mustafa Demirkanlı'yla aynı havayı solumak, insanın ciğerlerine ve değerlerine son derece zararlıdır;

Demirkanlı'yla iş birliği etmek, "iki kere iki dört gibi somut biçimde belgelenmiş de olsa yalan ve iftiranın bence hiçbir sakıncası yok, ben de Demirkanlı kadar alçağım" demektir;

tiyatro sanatı hakkında en küçük bir fikri bulunmayan Demirkanlı'nın koyduğu tiyatro ödülünü almaya tenezzül etmek, göğsüne gazoz kapağından daha değersiz, üstelik de paslı ve çalıntı bir madalya takarak kendini ve onurunu maskara etmek ve tiyatro sanatını soysuzlaştırmak demektir;

Demirkanlı'nın dergisini reklamla beslemek ise, tiyatro tarihimizin (besleyenler lehine ve hakikat aleyhine) yanlış yazılmasını teşvik ederek, tiyatroya ve halka ihanet etmek demektir.

Demirkanlı'nın, Hilmi Bulunmaz tarafından teşhir edilmiş, diğerlerine oranla daha az bilinen zincirleme yalan ve iftiralarından farklı bir "öbek" okumak için, lütfen...

TIKLAYINIZ!   

————————————

 

TGTGBP-G (TÜRKİYE'NİN GERÇEK TİYATROLARI GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU-GİRİŞİM) BUGÜN YAYINLADIĞI 01 NO'LU MERKEZ KARAR VE DENETİM KOMİTESİ  BİLDİRİSİYLE, TİYATRO CAMİAMIZDA DOMUZ GRİBİNDEN HIZLI YAYILAN "FASON" YA DA "NAYLON" SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİ(!) KINADI

TGTGBP-G'den bugün aldığımız (bizce Türk tiyatrosunun kanayan yarası bir soruna, bir tür "tiyatral Sülün Osman'cılık" sendromuna parmak basan) 01 no'lu önemli bildiriyi, (bu tür örgüt bildirilerinde artık kural haline gelmiş imla ve ifade bozukluklarını hoş görerek) virgülüne dokunmadan, aynen yayınlıyoruz:

23 Aralık 2009

Tiyatro kamu oyun'a:

Hepimizin bizzat kendi gözleriyle gözlemlediği üzere, gün geçmiyor ki, yeni bir tiyatral örgüt ortaya çıkmasın ya da üç gün önce kurulmuş bir başka Örgüt ismini değiştirerek yeni bir isimle ortaya çıkmaya girişim etmesin? Biz bir Örgütün ismini öğrenmeye çalışırken, tam, oh nihayet öğrendik derken, bir de bakıyoruz ki, örgütün ismi değişmiş. Hadi tekrar ezber süreci başlıyor. Bu süreci  "gavur eziyeti" olarak tanımlamanın, gerçekçi bir jest olacağında kuşku yoktur.

türk Tiyatrosu, sabahleyin erken kalkanın, tek başına ve on dakkada yirmi tane Örgüt, girişim, birlik, platform ya da konsorsiyum oluşturduğu, fason ya da naylon kuruluşlardan geçilmez oldu. örgüt kurmak, turşu kurmaktan çok daha kolay, külfetsiz ve masrafsız oldu. Üye sayısı bir elin kaç parmağıyla sayılıyor ve hangi imal edilmiş çakma isimlerden oluşuyor belli olmasın diye, bu "sivil"(!!!) toplum örgütleri, tabii ki de Kuku Klux Klan'dan bile daha gizli, daha kriminal bir imgelem (yani görüntü) sunuyor ve üye listelerini zinhar açıklamaktan kaçınmakta imtina etmeyi düşünmüyorlar.

Türk tiyatrosunda pıtrak saçılan bu tür anormalizatik jestleri kınıyor, kınından çıkacak bıçaklarla ekmek kesmek niyetinde olmadığımızı hatırlatmakta beis değil fayda gördüğümüzü hatırlatıyoruz.

İlgililerin kendilerine ve jestlerine çeki düzen vermemesi takdirde, olacaklardan sorumlu olmayacak olanların dışında kalmayan herkesi jestin Allahını görecekleri konusunda şiddetle uyarıyoruz.

TGTGBP-G Merkez Karar ve Denetim Komitesi Başkanlığı

————————————

 

"ÖLÜLERİ GÖMÜN" İÇİN,  OYUNCU SEÇMELERİ

İstanbul Devlet Tiyatrosu, Şakir Gürzumar'ın   yöneteceği "Ölüleri Gömün" ("Bury The Dead") adlı, geniş kadrolu oyunun prodüksiyonu için, oyuncu seçmeleri yapacak.  Irvin Shaw'un 1936'da yazdığı "Ölüleri Gömün", Coşkun Büktel tarafından Türkçe'ye çevirildi ve Büktel bu çeviriyi, diğer oyun çevirileriyle birlikte, 1998'de yayınladığı "Eleştiren Oyunlar" adlı oyun antolojisine dahil etti.

İstanbul DT yönetiminden bize verilen bilgiye göre, oyuncu seçmeleri, yarın (22 Aralık 2009 Salı) saat 11.00'de, Beyoğlu Atlas Sineması pasajındaki Küçük Sahne'de yapılacak.

NOT:

Bilindiği üzere, "Ölüleri Gömün" için, iki yıl önce de ve yine Şakir Gürzumar tarafından oyuncu seçmeleri düzenlenmiş, seçilen kadroyla okuma provalarına başlanmış, ama Lemi Bilgin DT genel müdürlüğüne yeniden döner dönmez, provalara son vererek "Ölüleri Gömün"ü o yılın DT  programından çıkarmıştı. (Ayrıntılar için, bakınız: "Ölüleri Gömün skandalı")

Bu yıl İstanbul DT müdürlüğüne tayin edilmiş olan Şakir Gürzumar, hâlâ Lemi Bilgin'in genel  müdür olduğu DT denen gecekonduda, genel müdürün "Ölüleri Gömün"e ve Coşkun Büktel eleştirilerine karşı bilinen (gecekondu tarzı) ilkel düşmanlığına rağmen, "Ölüleri Gömün"ü sahneleyerek, tiyatroseverlere hak ettikleri tiyatral şöleni  sunmayı, bu kez gerçekten başaracak mı?

Ben bir türlü emin olamıyorum ama iki yıl öncesine göre bu kez biraz daha umutluyum. CB.

————————————

 

16

 

 

 

 

 

 

16 ARALIK 2009

ALİ TAYGUN (1990 YILINDA THEOPE'NİN İLK SAHNELENİŞİNE YÖNETMEN OLARAK İMZA ATAN İSTANBUL ŞEHİR TİYATROSU SANATÇISI) ÖLDÜ

gazeteport.com.tr'de gördüğümüz haberi okumak için, lütfen...

TIKLAYINIZ!

————————————

 

PEKİ LİNÇÇİLER NE DİYOR?

Bizim, karşı görüşü okurlardan saklamayan, karşı görüşün orijinal sayfalarına link vermekten korkmayan, kanıtlı, belgeli, kaynaklı, dayanaklı, bilimsel yazılarımıza karşı; "belge soğukluğu"ndan mustarip iftiracı linççiler; bilimselliği filan  hiç takmaksızın; kanıt, belge, kaynak, dayanak göstermek gibi onur ve bilimsellik gereklerine asla yanaşmaksızın; karşı taraf olan bizim gerçek görüşlerimizin yanlışlığını (o görüşlerin gerçek kaynaklarına link vererek) kanıtlamayı ise akıllarından bile geçirmeksizin; kısacası, bir tık daha entel görünümlü cümleler kurmak dışında, mahalle dedikoducusu o bıyıklı  kocakarıların seviyesini aşmaya hiç kalkışmaksızın;

içerdiği belgeli iftiradan bile utanmaksızın, ("imza attığımdan haberim yok" diyerek imzasını çekip linççilerin ne mene sahtekarlar olduklarını belgelemiş) Nedim Saban'dan, İhsan Ustaoğlu'dan, Pelin Akil'den ve başkalarından arlanmaksızın;

hâlâ kalkmış; sırf (büyük çoğunluğu imal edilmiş imzalardan ve aldatılmış ve aldatıldığını açıklamaya korkarak "ahmak" olmak yerine  "iftiracı ve linççi" olmayı yeğlemiş mağdurlardan oluştuğu anlaşılan) 1100 kişilik kelle sayısına dayanarak, kelle sayısının belgelenmiş gerçekleri bastıracağını ve güneşi bile sıvayacağını sanarak;

o orostopolca yazılmış iftiracı linç bildirisini ve linç kampanyasını savunmaya çalışıyor ve bakın, tiyatral iktidarın tabuları aleyhinde "gerçek muhalefet" yürüten biricik insanlara karşı tezgahlanmış bu beceriksiz linç iftirasını savunmanın tek tük, bir-iki yazıyla sınırlı kalan o nafile çabası içinde ve  o asılsız ispatsız, dedikodu formatıyla,  ne saçmalar üretiyorlar:

Lütfen, TIKLAYINIZ!    

————————————

 

TODER BAŞKANI ULVİ ALACAKAPTAN'DAN "FECİ FELSEFECİ" BİLEYCİ KURHAN'A:

"Tiyatro Müfettişliğine tayininizi kutlarım."

 

CB / 4 Aralık 2009

 

Irkçılıkla suçladığı Feridun Çetinkaya'dan "dersini alan" Feci Felsefeci Bileyci Kurhan; hiç yoktan ırkçı düşmanlar imal ederek, o düşmanlara karşı linç kampanyası düzenlemek ve ortak "düşman" sayesinde örgütlenmek (çeteleşmek) yöntemini, (aldığı "ders"ten sonra, artık "açıkta" sürdürmek yerine) özel "e-mail"ler aracılığıyla sürdürmeye karar verdi...

...ve (Çetinkaya tarafından burnu sürtülerek paçavraya çevrildiği, paspas gibi çiğnendiği, kepaze edildiği, sanki kimsenin bilgisi dahilinde değilmiş gibi; Çetinkaya'nın "Bileyci"yi yerle yeksan ettiği, "Bileyci"yi herkesin "eğlence konusu" haline getirdiği sanki hiç kimse tarafından fark edilmemiş gibi) hâlâ o küstah müfettiş edasında (ve yine ırkçılık konusunda) Ulvi Alacakaptan'ı da sorgulamaya kalkıştı...

...ve bu kez  Alacakaptan'dan da "dersini alan" bizim "feci felsefeci"miz "Bileyci" Kurhan, bir kez daha duvara toslamış, şapa oturmuş, küle osurmuş oldu.

("Bileyci"ye bir ağbi olarak, bu "linç kampanyaları dahil her ne yöntemle ve her ne pahasına olursa olsun" çeteleşme hırsından kurtulmaya çalışmasını ve  eğer gerçekten tiyatral bir "marifeti" varsa; prestijinden geriye kalan son kırıntıları suni düşmanlar yaratmakta kullanmak yerine, yaratıcı bir şeyler ortaya koymakta kullanmasını tavsiye ediyorum. Kendisine ve kendisinin ipiyle iftira kuyusuna inenlere daha fazla zarar vermekten vazgeçmediği takdirde, elinde o   "kırıntıların" da kalmayacağını hatırlatıyorum.) 

TODER başkanı Ulvi Alacakaptan'dan (Alacakaptan'ın Ömer F. Kurhan  dediği) Bileyci Kurhan'la ilgili olarak aldığımız (Kurhan'ın Alacakaptan'a gönderdiği mesajı da içeren) mesajı okumak için, lütfen...

TIKLAYINIZ!

————————————

 

FERİDUN ÇETİNKAYA'DAN TÜRK TİYATROSUNDA YAZILMIŞ "EN EĞLENCELİ" ELEŞTİRİ YAZISI:

Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin istifa etmelidir

Aşağıda Çetinkaya'nın yazısından bir "fırt" sunuyoruz. Sunduğumuz bölümde de göreceğiniz üzere, "Feci felsefeci" Bileyci Kurhan, Feridun'un yazılarından "kesinlikle" yararlanıyor; ama okurların da yararlanmasını istemediği için, Feridun'a cevap hakkı bile tanımayan "yalan makinası" Mustafa Demirkanlı'nın sansürüne karşı çıkmak yerine, tam tersine, arka çıkıyor.

"Feci felsefeci" Bileyci Kurhan'ı felsefeci sanıp da "bir felsefeci nasıl olur da sansürü destekleyebilir?" diye sakın şaşırmayın! Bileyci Kurhan, her şeyden önce bir tehditçidir ve tehdit, sansürün en tehlikeli biçimlerinden biridir. Bileyci Kurhan ayrıca linç kampanyacısıdır ve bütün linççiler sansürcüdür.

İşte Feridun'un yazısından sunduğumuz tadımlık:

(...) Kurhan'ın aynı konuyu ele aldığı ve Tiyatrom.com adlı internet sitesinde yayımladığı "Bir Takım Azizlikler Kimin?" başlıklı yazısında "birtakım" sözcüğünü sürekli olarak "bir takım" biçiminde ayrı yazdığına, "birtakım" sözcüğünü "bir kerecik bile doğru yazamadığına" dikkat çekmiştim. Kurhan'ın Genco Erkal tarafından kitap olarak da yayımlanan "Birtakım Azizlikler" adlı oyununun adını yazarken dahi bu sözcüğü "Bir takım" diye yazmakta ısrar ettiğinin altını çizmiştim. Ayrıca, yine Tiyatrom.com internet sitesinde yayımlanan "Saban-Özinel Polemiği ve Yine Irkçılık" başlıklı yazısının altına da 2009 yılında olmamıza rağmen 2010 diye tarih atan Kurhan'ı bu tür dikkatsizlikleri konusunda nazikçe uyarmıştım.

Her ne kadar Ömer Faruk Kurhan bana hâlâ "parazit" falan diye küfrediyor olursa olsun, hakkaniyet anlayışım ve fikri takip ilkem gereği, bu konuda bir güncelleme, bir düzeltme yapmak zorundayım: Ömer Faruk Kurhan, yine Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesinde yayımlanan
 "Aziz Nesin’in Başına Gelen Azizlikler" başlıklı son yazısında, bu sefer "birtakım" sözcüğünü hiç sektirmeden, her defasında doğru yazmayı becermiş.

Bu da gösteriyor ki, Kurhan aslında çabuk öğrenebiliyor, aslında güzel konuşma ve yazmaya istidadı var. Bugüne kadar "birtakım" yazmayı bile öğrenememiş olması demek ki onun kabahati değilmiş. Demek ki isteyince oluyormuş. Belli ki Kurhan'a yıllarca eğitim ve öğrenim gördüğü Galatasaray Lisesi ile Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü'ndeki hocaları yeterli gelmemiş. Ona benim gibi ömür boyu unutmayacağı dersler verecek bir hoca gerekiyormuş. Galatasaray Lisesi ile Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü'ndeki hocalarının 10-12 senede öğretemediklerini, Kurhan benim bir yazımla hemen kavradı, hemen öğrendi. Hatta öğrendiklerini birkaç günde cümle içinde kullanmayı bile becerdi.

Eğlence konusu olanlar için değilse de, tüm gerçek "tiyatroseverler" için olağanüstü eğlenceli bu Feridun Çetinkaya yazısını (Özellikle, finaldeki "Kurhani" esprisi müthiş yaratıcı) orijinal sayfasında ve tümüyle okumak için, lütfen...

TIKLAYINIZ!

NOT: Çetinkaya/Kurhan polemiğinin cemaziyülevvelini öğrenmek için, lütfen TIKLAYINIZ!

 

 

 

© coskunbuktel.com