| Anasayfa | Polemik | İnceleme | Büktel Hakkında | Linkler | İletişim |
|
|
|
YERLİ OYUNLAR |
|
YABANCI OYUNLAR |
|
|
OYUN ADI |
YAZAR |
OYUN ADI |
YAZAR |
|
1. Ceza Kanunu |
İ.A.Nuri Sekizinci |
1. Barış |
Aristophanes |
|
2. Pinti Hamit |
Teodor Kasap |
2. Fırtına |
W.Shakespeare |
|
3. Saatleri Ayarlama Enstitüsü |
A. Hamdi Tanpınar |
3. İki Efendinin Uşağı |
Carlo Goldoni |
|
4. Asilzadeler |
Ömer Seyfettin |
4. Yaban Ördeği |
Henrik İbsen |
|
5. Üç Kağıtçı |
Orhan Kemal |
5. Müfettiş |
Gogol |
|
6. Genç Osman |
Turan Oflazoğlu |
6. Çılgın Dünya |
Lope de Vega |
|
7. Dilekçe |
Çetin Altan |
7. Gazap Üzümleri |
john Steinbeck |
|
8. Kerbela |
Ali Berktay |
8. Mankurt Efsanesi |
C.Aytmatov |
|
9. Fosforlu Cevriye |
Suat Derviş |
9. Troyalı Kadınlar |
J.P.Sartre |
|
10. Asiye Nasıl Kurtulur |
Vasıf Öngören |
10. Galile Galileo |
B.Brecht |
|
11. Geveze Berber |
Ali Bey |
11. Bir Daha Çal Sam |
Woody Allen |
|
12. Ziyaretçi |
Tuncer Cücenoğlu |
12. Aslan Asker Chveik |
Jaroslav Hasek |
|
13. Bavul Hikayesi |
Rasit Çelikezer |
13. Kasimir ile Karoline |
Ö. Von Hovath |
|
14. Tensing |
Mehmet Baydur |
14. Delil Yetersizliği |
G.G.Del Tore |
|
15. Kokona Yatıyor |
Ali Bey |
15. Sevgili Celimar |
Eugene Labiche |
|
16. Gecenin Kulları |
Dinçer Sümer |
16. Akıl Defteri |
J. C. Carrere |
|
17. Baton ya da Baton |
Ahmet Önel |
17. Sokrates’in Son Gecesi |
Stefan Tsanev |
|
18. Eşik |
Hasan Erkek |
18. Macbeth (Cadıların Macbeti) |
W.Shakespeare |
|
19. Ayyar Hamza |
Ali Bey |
19. Beyazıt |
Racine |
|
20. Felatun Beyle Rakım Efendi |
A. Mithat Efendi |
20. Evlenme |
Gogol |
|
21. Çankaya |
Refik Halit Karay |
21. Hortlaklar |
Henrik İbsen |
|
22. Tek Işık |
Tülay Güngör |
22. Tavandaki Kuş |
Gos Jean Pierre |
|
23. Çok Orijinal Bir Oyun |
Savaş Dinçel |
23. İhanet |
Mario Fratti |
|
24. Çok Uzak Fazla Yakın |
Adalet Ağaoğlu |
|
|
|
|
|
|
|
|
ÇOCUK OYUNLARI |
|
ÇOCUK OYUNLARI |
|
|
1. Saray Önünde (g.o.) |
Ünal Akpınar |
6. İki Bavul Dolusu |
Nedim Buğral |
|
2. Keloğlan Hekimbaşı |
C.E. Kavaklıgil |
7. Kırmızı Başlıklı Kız |
Ulviye Karaca |
|
3. Cıbıl Kurt |
Ayhan Akalın |
8. Büyümek İstiyorum |
Mehmet Akay |
|
4. Harikalar Mutfağı |
Haluk Işık |
9. Bir Şubat Gecesi |
Staffan Göthe |
|
5. Koltuk Sevdası |
Özer Tunca |
10. Değiştirilmiş Çocuk |
Selma Lagerlöf |
Yukarıda aktardığımız repertuar listesinin DT sitesindeki
orijinal sayfasını görmek için lütfen TIKLAYINIZ!
Çankaya / Refik Halit Karay
COŞKUN BÜKTEL
Yukarıda bir "ihanet belgesi" olarak nitelediğimiz "2008-2009 DT REPERTUARI"nda, oyunlardan birinin "Çankaya" olduğunu görünce, şaşırmıştık. Böyle bir oyun hatırlamıyorduk. Hele de Kurtuluş Savaşı'na karşı çıkması nedeniyle, Cumhuriyet'in kurulmasından sonra "150'likler" listesine dahil edilip yurt dışına sürülmüş ve Atatürk'ün ölümüne dek yurda dönememiş olan Refik Halit Karay'ın böyle bir oyun ya da kitap yazmış olabileceğine hiç ihtimal vermiyorduk. Bu olsa olsa, Falih Rıfkı Atay'ın Atatürk'le ilgili anılarının bir bölümünü bir araya getirdiği "Çankaya" adlı kitabının ününden nemalanmak üzere, (büyük ihtimalle "kurum içinden") birilerinin (oynanma garantisine güvenerek) o kitabı "oyunlaştırması" ya da (daha önceki benzer örneklerin tümüne bakarak söylersek) "halt etmesi" olsa gerek, diye düşündük.
Ama burası Türkiye'ydi; belli olmazdı; "kurum içinden" biri ya da birileri, ("nasılsa ben sıçsam bile oyun diye oynanır ve bana yazar ücreti ödenir" hesabıyla) Refik Halit'in farklı isimle yayınlanmış herhangi bir metnini "Çankaya" adıyla ve "ben yaptım oyunlaştı" pişkinliğiyle sahneye sürmüş de olabilirdi.
Araştırdık ve ilk ihtimalin geçerli olduğunu, oyun dedikleri şeyin aslında Refik Halit'in herhangi bir eseri değil, Falih Rıfkı'nın "Çankaya"sı olup Falih Rıfkı Atay yerine yanlışlıkla Refik Halit Karay yazıldığını ve "Cumhuriyetimizin öncü kurumları’ndan Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü"nün yaptığı bu gafın, DT sitesi, memurlar.net ve tiyatrodunyasi.com dahil hiçbir site tarafından fark edilmeyerek, "Körler Körleri İzliyor" misali tüm ilgili sitelere veba gibi yayıldığını keşfettik.
Ben tek başıma maaşsız yaşayan ve hayatımı kazanmaya uğraşmak yanında site yayınlayan bir adamım. Onlar ise, yüzlerce maaşlı insanın çalıştığı sözüm ona "koskoca"(!) bir kurum... Niye kimse benim herhangi bir yanlışımı düzeltemiyorken; ben boyuna onları düzeltmek, onların çatıları altında atılmış iftiralarla mücadele etmek zorunda kalıyorum? Hiçbir şey bilmeyen, bilmediğini bile bilmeyen ve sırf devletten beslendikleri için kendilerini seçkin hisseden bu kara cahiller, bir de kalkmış diyorlar ki:
"Kuruluşundan bugüne tiyatro sanatına gönül vermiş, sayısız oyuncu, yönetmen, oyun yazarı ve tiyatro çalışanının sabır ve binbir emekle var ettiği zengin birikimini; yeni eserlerle ortaya koyup, seyircisiyle buluşturmaya hazırlanan, Cumhuriyetimizin öncü kurumları’ndan Devlet Tiyatroları...." cart curt!... "Vıdı vıdı"...
Bu yazıyı da, "Çığ Aslında Nedir Neyi Sarsıyor?" başlıklı yazımın son paragrafıyla bitirmek uygun olacak:
Sizin gibiler tarafından yapılan tiyatronun, (bırakın seyirciye, Cumhuriyet'e, Filistinli çocuklara filan yararlı olmasını) size, yani "kendinize" bile bir hayrı olmamış. Sizin bunca yıl yaptığınız tiyatronun, ne denli zekâdan ve ahlaktan uzak bir samimiyetsizlik olduğu, bizzat sizin zekânıza, kültürünüze ve karakterinize herhangi bir yarar sağlamamış olmasıyla sabittir. Sizin devlet desteğiyle yaptığınız tiyatronun sizin bütçenizden başka hiçbir şeye yararı yok. Sizin lanse ettiğiniz o "Çığ" denen garabetin de aslında Türkiye'nin imajından başka hiçbir şeyi sarstığı yok. O nedenle, devletin sizin gibiler tarafından yapılan tiyatroyu halkın vergileriyle desteklemesi gerektiği ve bunun bir uygarlık göstergesi olacağı ne zaman iddia edilse, uygarlığın, ormanda bir çapulcu sürüsüne rastlayan bakire bir genç kız misali, ağır bir tecavüze uğradığını hissediyorum. Devlet sizi niye destekleyecek? Siz "Çığ"ları destekleyesiniz ve bu ülkeyi küçük düşüresiniz, diye mi? Devletin halktan aldığı vergilerle "Çığ"ı ve "Çığ"ı destekleyenleri desteklemesi, halkın içme suyuna kanalizasyon akıtması kadar vahim bir yanlış. Bence sizin gibiler tarafından yapılan tiyatronun desteklenmesi, sanatın desteklenmesi anlamına gelmiyor; tam tersine, halkın sömürülmesi/zehirlenmesi anlamına geliyor. Halka ihanet anlamına geliyor.
Coşkun Büktel / 28 Eylül 2008
|
GÜNCELLEME: 4 Ekim 2008 Banallik ve ilkellik DT'nin paçalarından akıyor. Öbür siteler (memurlar.net ve tiyatrodunyasi.com) ya aldırmıyor ya da aktardıkları yanlışın hâlâ farkında değillerken; DT'nin, yukarıdaki uyarı yazımızdan günler sonra da olsa, düzeltme yapmış olması güzel... Ne var ki, DT'nin bu düzeltmeyi sessiz sedasız yapmış olması, düzeltmenin yapıldığına dair herhangi bir notla okurların aydınlatılmasından kaçınılmış olması; hem okurların gerçeği bilme hakkına saygısızlık, hem de, düzeltme konusunda okurları uyarmış olan bize saygısızlık. Biz, yanlışlığı gösteren yazımızda, okurların yanlışlığı test edebilmesi için DT'nin yanlışlığı içeren sayfasına da link vermiştik. Verdiğimiz linki tıklayarak o sayfaya giren okurlar, sözünü ettiğimiz yanlışlığı orada göremeyince ve yanlışlığın düzeltildiğine dair herhangi bir not ve düzeltene teşekkür de göremeyince ne düşünecekler? 1. Ya bizim okurları dezenforme eden adi ve şerefsiz bir yalancı olduğumuzu 2. Ya da DT'nin, yapılan yanlışı, kedi pisliğini örter gibi, okurlara sezdirmeden örtbas etmeye tenezzül edecek kadar banal bir Cumhuriyet kurumu olduğunu... Cumhuriyet'in yüz karalarından biri olduğunu... Yalnızca iki ihtimal var ve birinci ihtimal kesinlikle geçerli değil: Biz, okurları dezenforme eden adi ve şerefsiz bir yalancı değiliz. Tam tersine, bu tür adiliklerin barınamaması için, tiyatromuza hakikat yanlısı etik standartlar getirmenin mücadelesini veren ve bu uğurda bedel ödemeyi göze almış bir kişiyiz. DT, ya özenli olup yanlış yapmamayı ya da ahlaklı olmayı öğrenmeli! İkisini birden öğrenmesini tercih ederiz ama ahlaklı olmak ne yazık ki öğretilebilen ya da öğrenilebilen bir şey değil. CB |