| Anasayfa | Polemik | İnceleme | Büktel Hakkında | Linkler | İletişim |
|
Skandalı protesto etmekten cayan dört tiyatronun açıklaması ve o dört tiyatroya yönelik Özgür Başkaya'nın kınama yazısı:TAKSAV'I ANLAYAMADIKTAN SONRA DÖRT TİYATRO GRUBUNU DA ANLAYAMAMAK!! sayfanın en altında...
Shakespeare'in en ünlü sonesiyle test edip görelim:
When to the sessions of sweet silent thought
I summon up remembrance of things past, But if the while I think on thee, dear friend, All losses are restored, and sorrows end. William Shakespeare
Düşünmenin o sakin sessiz seanslarında Çağırırım geçmişten bütün anılarımı, İçimde ukde kalan pek çok şeye yanar da, Ah ederim harcadığ'ma en güzel yıllarımı. Yaşlara alışmamış gözlerim yaşla dolar Ölüm koynunda yatan değerli dostlar için, Kapanmış aşk yarası beni ağlatır tekrar, İnlerim yokluğuna kaybolan pek çok şeyin. O zaman üzer beni kederler derin derin, Sıkıntıyla hep baştan sayarım dertlerimi Çıkarıp hesabını onca iniltilerin, Bir kez daha öderim, hiç ödenmemiş gibi. Ama dostum o sıra aklıma düşerse yüzün, Silinir tüm kayıplar ve sona erer hüzün William Shakespeare/Coşkun Büktel
Bazan geçmiş günlerden kalanları anarım Ama, sevgili dostum, seni andım mı yeter: Bütün yitenler döner, bütün acılar biter. William Shakespeare/Talat Sait Halman (Kaynak: "Shakespeare TÜM SONELER" Cem Yayınları 1989.)
Bizce, Büktel çevirisi ile Halman çevirisi arasında yalnızca bir tek fark var: Biri şiir, öbürü değil.
Büktel'in şiirlerini ve çeviri şiirlerini okumak için, lütfen, TIKLAYINIZ!
TAKSAV'IN "EMEK ÖDÜLÜ" SKANDALI Düzenlediği Ankara Tiyatro Festivali çerçevesinde, (Deniz Gezmiş'ler geleneğinden geldiğini sandığımız) TAKSAV'ın, (Deniz Gezmiş'leri asan 12 Mart sıkıyönetimi izniyle Kültür Bakanı olmuş) Talat Sait Halman'a "emek ödülü" vermesi; darbe karşıtı Hilmi Bulunmaz'ın tepkisine yol açmış, ama Hilmi Bulunmaz, sol çevreler tarafından, bu tepkisinde tümüyle yalnız bırakılmıştı... Ta ki bugüne kadar: Orhan Aydın'dan Bulunmaz'ın tepkisine destek mesajı Sevgili Bulunmaz.
Öncelikle 12 mart faşizminin kültür bakanı Talat HALMAN’a Ankara Tiyatro Festivali’nin ödül vermesini protesto etmeni alkışlarla karşıladığımı bilmeni istiyorum.
Faşizm’in o en kara yüzünün bir tiyatro festivalince kutsanması, üstüne çok konuşulması gereken bir durumdur.
Sanat alanlarının devrimci duruşları nasıl terk ediyor olduklarının da bir belirtisidir.
Siz BULUNMAZ tiyatro olarak, yarın akşam önemli bir etkinlik yapacaksınız.
Tahir ÖZCELİK Türkiye tiyatrosu için önemli çabalar üretmiş, katkılar sağlamış bir dosttu.
Dilerim tiyatro yaratıcıları genç arkadaşlarım, Tahir Özçelik’in kim olduğunu, tiyatromuz için yaptıklarını, Tiyatro’70 ve sonrası dergilerin bizlere katkısını anlamak için orada olurlar.
Orada olmak istiyordum ancak, aynı akşam Barış Radyo’da iki saatlik bir programa konuk oluyorum.
Elbette tiyatro konuşacağız, AKP yi konuşacağız, Barış’ı konuşacağız ama KAZMACIBAŞI’nı daha çok konuşacağız.
Haber çağrı metni ekteki dosyada.
Sevgiler, kolaylıklar..
Orhan Aydın
***
Mesajın, Hilmi Bulunmaz tarafından yayınlanmış orijinal sayfasını görmek için, lütfen...
***
GÜNCELLEME 7 Kasım 2008: 12 Mart bakanı Talat Halman'a TAKSAV tarafından ödül verilmesini kınayanlar arasına Özgür Başkaya da katıldı. Başkaya'nın "TAKSAV DANIŞMA KURULU VE FESTİVAL KOMİTESİNİ ANLAYAMAMAK!" başlıklı yazısı şu kınama paragrafıyla bitiyor: Kısaca bahsettiğim ve önemli olduğunu düşündüğüm bu nedenlerle TAKSAV tarafından verilen bu ödül nedeniyle sorumluları kınıyor ve Shakespeare'in sözüyle “İZAN” a davet ediyorum.. Başkaya, yazısında, TAKSAV'ı kendinden önce kınayanlara hiç değinmiyor. Sanki TAKSAV'ın Halman'la ilgili tavrını kınayan ilk ve tek kişi kendisiymiş gibi, kendinden önceki belge birikimini görmezden gelerek yazı yazıyor. Bu tavrın yalnızca bilimsellikle değil, etikle de ters düştüğüne inanıyoruz. Oysa Orhan Aydın'ın aşağıda aktardığımız yazısındaki şu cümle, bu konuda doğru tavrın ne olması gerektiğini Başkaya'ya öğretmiş olmalıydı: Sevgili Bulunmaz. Öncelikle 12 mart faşizminin kültür bakanı Talat HALMAN’a Ankara Tiyatro Festivali’nin ödül vermesini protesto etmeni alkışlarla karşıladığımı bilmeni istiyorum.
Özgür Başkaya'nın kendinden önceki tespiti yok sayan kınamasını okumak için, lütfen aşağıdaki başlığı tıklayınız (CB): TAKSAV DANIŞMA KURULU VE FESTİVAL KOMİTESİNİ ANLAYAMAMAK! ***
GÜNCELLEME 12 Kasım 2008: Yukarıda yer alan 7 Kasım 2008 tarihli "GÜNCELLEME" yazımızla ilgili olarak, Özgür Başkaya'dan bir cevap mesajı geldi. Virgülüne dokunmadan, yorumsuz aktarıyoruz: merhaba.. taksav yazım hakkında söylediklerinizi okuduğumda (önce coşkun büktel'in yazısını) şaşırdım da kaldım.. bütün yazı boyunca bana tek bir cümle söyleyebilirmisiniz bu kınamayı yapan ilk ve tek kişi olduğuma dair yazılmış olan.. bir kınama yazısı yazmayı zaten düşünüyordum.. kabul etmeliyim ki sizinle(hilmi bulunmaz)yaptığımız telefon konuşmasıyla bunu hızlandırdım.. ben farklı kurumların farklı yerlerden yaptığı eleştirilerin daha yaygın duyulacağına ve ses getireceğine inanarak yazılar yazarım.. bu yazılarda bu konuda çıkmış belge ve birikimlerin yeri oladabilir olmayadabilir. bu o süreçteki yaptığınız ve yapacağınız açılıma bağlıdır.. ülkenin-tiyatronun herhangi bir sorununda durmadan referans göstererek yada ille alıntı yaparak yazı yazılamaz. bu diğer kurumları yoksaymak ya da görmezden gelmek anlamlarına gelmez.. ayrıca temel konularda ortaklaşatığımız vasıtasıyla bunun sadece bir alınganlığın sonucu olduğu ya da olabileceği düşüncelerini taşıyorum.. yazının bilimsel bir tarafı olmadığı gerçektir.. çünkü bilimsel olması için gerekli kıstasların dışında ve tepkiseldir.. etikle ters düşmek eleştirisi ise asla kabul edilemez.. burada herhangi bir eserden izinsiz alma vb.. yoktur. bu bir destek yazısı değil ortak düşüncelerde olan insan-kurumların öznel tepkileridir.. mustafa demirkanlı sizin adınızın (hilmi bulunmaz) geçmediği için bu yazıyı basıyorsa zaten kendi sitesine yönelik bir hata içindedir.. (burada sayın demirkanlıyla hiç ilgilenmediğimi bilmenizi isterim.) beni ilgilendirmez.. ben bulunmaz tiyatro ve hilmi bulunmaz ile ilgili hem olumlu görüşlere sahibim hemde tiyatronun buradaki dergisini dağıtmayı üstlenecek kadar politik destek bilinci içindeyimdir.. ayrıca coşkun büktelde hemen tüm yazılarını okumaya çalıştığım, yanılmıyorsam tüm kitaplarını okuduğum ve duruşu konusunda takdirlerimi belirttiğim bir yazardır.. burada yapılan eleştiriler ise benmerkezci bir bakış açısının ürünüdür.. orhan aydın'ın yazdığı ve aslında tahir özçelik'i öne çıkaran yazıdan ne öğrenip ne öğrenmeyeceğime karar vermek elbette kimsenin harcı değildir.. yumurtasız omlete ise söylenecek söz bulamıyorum.. çünkü yumurta dediğiniz tek bir tavuktan çıkacak diye birşey yok.. işin ironik- deyimsel tarafı ise buraya yakışmamış zaten.. tüm bunlara rağmen hilmi bulunmaz ve coşkun büktel'in kırılganlıları-duyarlılıklarını incittiysem bu yapmak isteyeceğim birşey değildir..üzgün olduğumu bildiririm.. özgür başkaya
not: yazıyı kime ve nasıl yazacağıma karar veremediğimden yukardaki çorbayı yolluyorum.içimden gelenlerdi bilmenizi istedim.. selam ve tiyatro dostluğuyla..
*** Amatör Tiyatrolar Birliği adına Özgür Başka'ya'nın kaleme aldığı metin: TAKSAV FESTİVAL EKİBİ VE TİYATRO CAMİASINA.. DUYURU… AMATÖR TİYATROLAR BİRLİĞİ / 15 Kasım 2008
Bilindiği üzere TAKSAV danışma kurulu ve festival komitesine bir yazı yazmış ve Sayın Talat S. Halman'a verilen emek ödülünü izana davet ederek kınamıştım. (Taksav danışma kurulu ve festival komitesini anlayamamak!) Ayrıca;Sayın Hilmi Bulunmaz bu konuyu yoğunlukla irdelemiş, protesto etmiş, kınamış ve Talat S. Halman skandalını her yönüyle tartışmaya açmıştır. Bununla birlikte Sayın Orhan Aydın yine Hilmi Bulunmaz'ın sitesinde ve Sol haber merkezinde görüşlerini açıklamıştır.www.tiyatroyun.blogspot.comSayın Coşkun Büktel sitesinde konuya farklı bir boyut getirmiştir.www.coskunbuktel.com"Ve Sanat Tiyatrosu, Tiyatro 8, Kızıltepe Belediye Tiyatrosu ve Sinop Sanat Tiyatrosu" isimli tiyatrolar Atılım Gazetesinde bu konuyla ilgili görüşlerini bildirmişler ve süreci protesto etmişlerdir. http://www.atilim.orgSOL Haber merkezi konuyu duyurmuş, durumu tiye alan bir yazı yayınlamıştır. www.haber.sol.org.trBunların dışında bu konuda tepki gösteren kişi veya kuruluşlarda olabilir.14 Kasım 2008 tarihinde tüm bu uyarı ve itirazlara rağmen TAKSAV, emek ödülünü Sayın Talat S. Halman'a festival açılışında vermiştir.12 Mart faşizminin Kültür Bakanına ödül veren Taksav'ı, Amatör Tiyatrolar Birliği adına bir kere daha kınıyoruz!Bu güne dek bekledik. Bekledik ki TAKSAV çalışanları belki bu tarihi gafı görür ve bu kararı yeniden gözden geçirir. Bekledik ki bu aymazlıktan cayılabilir. Ancak olmadı..23 Kasım 2008 tarihinde geçen yılın devamı olarak 2.si yapılacak olan ve geçen yıl katıldığım "Tiyatroların Örgütlenmesi–2" paneline Amatör Tiyatrolar Birliği adına katılacağımı festival ekibi direktörü Sayın Yener Aksu'ya daha önce telefonda bildirmiştim.Amatör Tiyatrolar Birliği adına konuşacağımı şifahen bildirdiğim "Tiyatroların Örgütlenmesi–2" paneline, birliğin de kınama tavrını göstermek için katılmayacağımı ve 12 Mart faşizminin Kültür Bakanına ödül veren Taksav'ı Amatör Tiyatrolar Birliği adına da protesto ettiğimizi tiyatro camiasına duyuruyorum.Saygılarımla… 15 Kasım 2008Amatör Tiyatrolar Birliği adınaÖZGÜR BAŞKAYA
*** "soL", TAKSAV "EMEK ÖDÜLÜ" SKANDALINI GÖRMEZDEN GELENLER KULÜBÜNE DAHİL OLMAYI REDDEDİYOR TAKSAV'ın Talat Halman'a verdiği skandal "emek ödülü"ne, soL dergisi de yaptığı bir haberle tepki gösterdi. Haberin linkini, Hilmi Bulunmaz'ın aşağıya aktardığımız sunuş yazısının hemen altında bulacaksınız (CB/16 Kasım 2008): Türkiye tiyatrosu, kendini Kültür Bakanlığı çanağı beşiğinde uykuya yatırmışken, tiyatral faşizme karşı sürekli olarak savaşım veren Hilmi Bulunmaz'ın ortaya çıkardığı "Talat Sait Halman skandalı"na gösterilen tepkiler hızla büyüyor. Anti-faşist kişi, kuruluş ve kurumların tepkisine neden olan "Talat Sait Halman skandalı", Orhan Aydın, Coşkun Büktel, Özgür Başkaya'dan gelen tepkilerin yanı sıra; Su Gösteri Sanatları Sahnesi, Nazım Hikmet Kültür Merkezi Tiyatro Topluluğu, Değişim Atölyesi Oyuncuları, Özgür Tiyatro, Sanat Tiyatrosu, Tiyatro 8, Kızıltepe Belediye Tiyatrosu, Sinop Sanat Tiyatrosu, Amatör Tiyatrolar Birliği'den gelen ciddi tepkilerle protesto edildi. 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat Sait Halman'a, hem de "Emek Ödülü" adıyla verilen ödünü gündemde tutan soL gazetesi, tarihe karşı sorumluluğunu yerine getiriyor. soL'dan okuyunuz: TAKSAV ÖDÜLÜNE TEPKİLER BÜYÜYOR *** Hilmi Bulunmaz ile Kazım Şimşek, TAKSAV'ın Talat Halman skandalını kamera önünde konuşuyorlar. Videoyu izlemek için, lütfen aşağıdaki başlığı tıklayınız: TAKSAV'IN KUTSADIĞI TALAT HALMAN'A KARŞI TAVIR ***
FESTİVAL KOMİTESİ BAŞKANI YENER AKSU'NUN SAVUNMASI Söz konusu skandala ilişkin, Hilmi Bulunmaz tarafından başlatılmış ve festival boyunca başka katılımlarla kapsamı genişletilmiş eleştirileri cevapsız bırakan Aksu, festivalden sonra, (DÜZELTME 16 Aralık 2008: "Festival sırasında") 13. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali’nin Ardından PANEL: "Tiyatroların Örgütlenmesi-2" başlıklı bir etkinlikte söz alarak, Talat Halman'a "emek ödülü" verilmesindeki mantığı savundu. Skandalı eleştiren diğer isimlere ve kurumlara hiç değinmeyen, cevabında onları önemsemeyerek yalnızca "bizim arkadaşımızdır, düşüncelerini önemseriz" dediği Özgür Başkaya'yı muhatap aldığı görülen Yener Aksu'nun, linkini verdiğimiz panelde yaptığı savunmayı, virgülüne dokunmadan yayınlıyoruz. (CB)
(...) Yener Aksu: Yanılmıyorsam 1997 yılında bir araya geldik ve ilk kez tiyatro örgütlenmeleri üzerine konuştuk. Toplam 83 tiyatro grubu bu toplantıya katılmıştı. Biraz da bu deneyimi hatırlayarak geçen yıl bu konuyu yeniden gündeme getirmeye karar verdik. Çünkü örgütlülüğün getirdiği güce inanan bir yapıyız. Dolayısıyla aslında geçen sene düzenlenen toplantı ikinci toplantıydı ve bu sene de üçüncü toplantıyı düzenliyoruz. Umuyorum bu toplantılar amacına ulaşır ve bu konuda ilerleme olmasına hizmet eder. Az önceki konu hakkında bir şeyler söylemek gerekirse... “Emek Ödülü” ve “Onur Ödülü”... Öncelikle şu konuyu vurgulamak istiyorum: TAKSAV 1993 yılında Türkiye’de daha önce hiçbir vakfın yaşamadığı bir kuruluş süreci yaşadı. İçinde birçok bilim adamı, sanatçı, düşünür bulunan –ki bir kısmını bugün kaybettik- 153 kişilik bir kurucu listesi vardır. Vakfın kurulduğu tarihte bugün gündemde bulunan siyasi partilerin bir kısmı henüz kurulmamıştı bile. 12 Eylül’ün ortaya çıkardığı karabasan hala devam ediyordu ve biz bu süreçte neler yapılabilir diye düşünmekteydik. Adından da anlaşıldığı gibi bu vakıf, toplumsal araştırmalar, kültür, sanat alanlarının tümünü kucaklayan, farklı sesleri sahiplenmeye çalışan bir misyonla kuruldu. 1996 yılında yine benzer bir düşüncenin ürünü olarak az önce sözünü ettiğimiz toplantıyı düzenlemeye karar verdik ve bu toplantı sonrasında bu tür bir festival düzenleme kararını aldık. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki vakıf yönetimi ne 1996 yılında, ne de bugün asla bize, yani Festival Komitesi’ne doğrudan müdahale etmemiştir. Dolayısıyla o gün için de, bugün de ortaya çıkanlar Festival Komitesi’nin özgür iradesiyle gerçekleştirilmiştir. Tabii ki yapılanların tümünden vakfın haberi vardır ama hiçbir koşulda vakıf yönetimi bize “şunu yapmayın, şunu yapın” gibi bir direktifte bulunmamıştır. Son iki yıldır adı “Danışma Kurulu” içerisinde geçen kişilerle biz aslında ilk yıllardan itibaren fiilen hep ilişki halinde olmuşuzdur. Onlardan çeşitli konularda fikir almaya önem vermişizdir. Ama son iki yıldır bu ilişki kurumsallaştırıldı ve Festival Komitesi dışında bir de Danışma Kurulu oluşturuldu. Geçtiğimiz yıl “Onur Ödülü” için önümüze iki isim gelmişti: Birisi Haluk Bilginer’di, diğeri de Genco Erkal’dı. Biz bu ödülü geçtiğimiz yıl Genco Erkal’a vermiştik. “Emek Ödülü” ise bizim geleneksel bir ödülümüz değildir. 2004 yılında başladı. Bundan önce de Ankara Sanat Tiyatrosu’na 40. sanat yılı nedeniyle 2002 yılında bir ödül vermiştik. Geçen yıl Küçük Tiyatro’nun 60. kuruluş yılı nedeniyle Devlet Tiyatroları’na da benzeri bir ödül verdik. “Emek Ödülü”nü yalnızca tiyatro alanına değil, genel anlamda kültür sanat alanına hizmetlerde bulunan kişilere vermeyi uygun gördük. İlk ödül 2004 yılında Sevda Şener’e, ikincisi ise geçen yıl Ayşegül Yüksel’e verildi. Ancak geçen yıl Ayşegül Yüksel’le beraber ismi geçen bir kişi daha vardı: Talat Halman. Bu sene hiç yeni bir isim arayışına girmeden, geçen sene adı geçen ama ödül alamayan iki kişiye Haluk Bilginer’e ve Talat Halman’a sırasıyla “Onur” ve “Emek” ödüllerinin verilmesine karar verildi. Bu iki isme ne Festival Komitesi’nden, ne de Danışma Kurulu’ndan olumsuz hiçbir eleştiri gelmedi ve ödüllerin verilmesi konusunda hiç tartışma yaşanmadı. Bu isimlerin, geçen sene gündeme geldikleri ve ödül alamadıkları için tartışma konusu olmalarına açıkçası gönlümüz el vermedi ve geçen sene veremediğimiz ödülleri bu sene vermeyi tercih ettik. Tüm bu değerlendirme süreci tamamlandıktan ve isimler açıklandıktan sonra beni bir akşam Özgür Başkaya aradı ve Talat Halman’a verilen ödülle ilgili eleştirilerini söyledi. Öncelikle şunu söyleyeyim: Biz dostların eleştirilerine her zaman açık olmuşuzdur, Özgür bizim arkadaşımızdır, düşüncelerini önemseriz ama bu Festival Komitesi ve Danışma Kurulu’nun aldığı bir karardır ve saygı duyulmasını bekleriz. Özgür’ün vakıftan talep ettiği alınan karara müdahale etme davranışı bugüne kadar hiç gerçekleşmemiştir ve gerçekleşmesini de beklememeliyiz. Biz yıllardır festivalin içeriği ve örgütlenişiyle ilgili pek çok eleştiri ile karşı karşıya kaldık. Bu eleştirilere saygı duyduk. Ama biz çeşitliliklere ve farklılıklara saygı duyma ilkesine dayalı kendi anlayışımızdan taviz vermeden bu festivali bugünlere getirdik. Bu ilkemizden de taviz vermeyi düşünmüyoruz. Tabii ki bu düşüncemizi Özgür’e iletince Özgür’de söz konusu yazıyı yazarak tepkisini dile getirdi. Bu yazıdan sonra pek çok kişi, hatta bazı basın kuruluşları bizi arayarak bir açıklama yapmamızı istediler. Ancak bizim tavrımız bugüne kadar festival bitene kadar herhangi bir açıklama yapmamak yolunda olmuştu. Ama şimdi burada oluşan ortam gereği bu açıklamaları yapma ihtiyacı hissettik. Özgür’ün tüm eleştirilerinin ötesinde bizi üzen, çeşitli grupları arayarak festivale katılmamaları yolunda bir kamuoyu oluşturmaya çalışmasıdır. Açıkçası bu davranışı etik bulmadığımızı belirtmek istiyorum. Eleştirilerini tüm içtenliğimizle anlamaya çalışırız ve tartışırız. Ama bu ikinci davranışı kabul edilebilir gibi değildir. Talat Halman konusuna gelince... Talat Halman 1951 yılından itibaren Türkiye’yi Shakespeare ile tanıştıran, beş binin üzerinde çevirisi yayınlanan, 1971’de henüz partilerin, sendikaların, parlamentonun kapatılmadığı bir dönemde, bazı milletvekilleri ve bakanların, dışarıdan bazı teknokratlarla beraber kimi reformlar için bir araya geldiği bir dönemde bakanlık yapmış bir kişi. Görevi kabul ederek doğru mu yanlış mı yaptığı tartışılır. 12 Eylül öncesinde bu reformların yapılmasının doğru mu yanlış mı olduğu da tartışılır. Ama bir insanı, 77 yıllık yaşamında yaptığı bir eylemden yola çıkarak, Denizlerin, İbrahimlerin asılmasıyla ilişkilendirmek açıkçası bana çok doğru gelmiyor. O dönemde Türkan Saylan, Atilla Sav, Ercan Karakaş, Atilla Karaosmanoğulları gibi isimler de bu hükümette görev almıştı. Şimdi bu mantıkla yola çıkacaksak Danışma Kurulu’nda adı geçen Atilla Sav da aynı hükümette görev almıştı. O diyor ki, “Bizi reform yapın diye getirdiler ama yapmaya çalıştığımız reformların önüne geçtiler. Biz de bu sürece alet olmak istemediğimiz için istifa ettik.” Talat Halman da istifa edenler arasında yer alıyordu. Bu tavrın artılarını eksilerini sonra da tartışabiliriz. Festival Komitesi’nin verdiği ödülün gerekçesi Talat Bey’in kültür ve sanata verdiği desteklerdir. Türkiye’de Kültür Bakanlığı’nın kuruluşunda aktif sorumluluk almıştır ama onun istifasın ardından yeni bir bakan atanmamış, bakanlık toptan kapatılmıştır. En son olarak 16 Türkçe tiyatro eserini İngilizceye çevirmiş, ABD’de yayınlanmasını sağlamıştır. Bizim ona ödül vermemizin gerekçesi bu türden çalışmalarıdır. Sözü daha fazla uzatmak istemiyorum. Söz verdiğiniz için teşekkür ediyorum. (...) (Kaynak: 13. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali’nin Ardından PANEL: "Tiyatroların Örgütlenmesi-2")
GÜNCELLEME: 13 Aralık 2008 DÖRT TİYATRO TAKSAV'A YÖNELİK PROTESTOLARINI GERİ ÇEKTİ Yukarıdaki haberimizi yayınlamamızdan kısa süre sonra, mail kutumuzda Orçun Masatçı imzasıyla gönderilmiş bir mesaj bulduk. Mesaj ister Masatçı'nın kendinden, ister Masatçı'nın adını kullanan birinden gelmiş olsun, her iki durumda da, olayın vardığı boyutları okurların bilmesi gerektiğine inanıyor ve söz konusu mesajı, (imlasına dokunmaksızın) aşağıya aktarıyoruz: Taksav'ın , bu sene 13.sünü düzenlediği Ankara Tiyatro Festivali kapsamın da Talat Sait Halman'a verilen Emek Ödülünü dört tiyatro ekibi olarak (Ve Sanat,Tiyatro 8,Kızıltepe Belediye Tiyatrosu,Sinop Sanat Tiyatro'su)ortak bir dille karşı olduğumuzu belirtmiş ve bunu kamuoyuna duyurmuştuk.Ancak,son süreçte internet üzerin de Taksava karşı neredeyse art niyetli bir kampanya düzenlenmesi ve Taksav'ın düzenlediği Tiyatro Festivalini hedef alması yaptığımız eylemi bir kez daha düşünmemize neden olmuştur. Taksavın bu güne kadar Tiyatro adına çok şey yaptığı ortadır.Gerek Profesyonel gerekse Amatör Tiyatro yapan bir çok ekibi aynı sahnede buluşturan bu festival,özellikle yasakçı zihniyelere inat , Kürtçe Tiyatro yapan ekipler başta olmak üzere, farklı dillerden ve kültürden bir çok tiyatro ekibini ve bu ekiplerin oyunlarını ,en ücra yerde ki seyirciye kadar ulaştırma gayesi taşımıştır.
İnternet üzerinde
yapılan haberlere ve yorumlara inat Taksavın ,Tiyatro sanatına
çok büyük katkılar sunduğuna ve aydın bir kurum olduğuna
inancımızı sürdürür ve Taksavın yanında olduğumuzu kamuoyuna
bildiririz.
***
12 Mart darbesi generallerince Kültür Bakanı yapılmış Talat Sait Halman'a TAKSAV tarafından emek ödülü verilmesini, (Hilmi Bulunmaz, Özgür Başkaya, Orhan Aydın, vb. paralelinde) protesto etmişken, sonradan yeni bir açıklama yayınlayarak (Bakınız: Bir önceki güncelleme) "geri adım" atıp, protestodan cayan dört tiyatro hakkında... Özgür Başkaya'nın gönderdiği kınama yazısı:
TAKSAV'I ANLAYAMADIKTAN SONRA DÖRT TİYATRO GRUBUNU DA ANLAYAMAMAK!!
Özgür Başkaya / 15 Aralık 2008
"TAKSAV'IN , BU SENE 13.SÜNÜ DÜZENLEDİĞİ ANKARA TİYATRO FESTİVALİ KAPSAMIN DA TALAT SAİT HALMAN'A VERİLEN EMEK ÖDÜLÜNÜ DÖRT TİYATRO EKİBİ OLARAK (VE SANAT,TİYATRO 8,KIZILTEPE BELEDİYE TİYATROSU,SİNOP SANAT TİYATRO'SU)ORTAK BİR DİLLE KARŞI OLDUĞUMUZU BELİRTMİŞ VE BUNU KAMUOYUNA DUYURMUŞTUK."
Yukarıdaki sözler Kızıltepe belediye tiyatrosu temsilcisinin yazdığı ve diğer tiyatro gruplarının imza attığı sözlerdir..
Talat Halman skandalında duyarlı kişi ve kuruluşlara destek vermiş tiyatroların (bu konuda tiyatroların yaptığı açıklamaya bakılabilir) yeni bildirisinin ilk sözleri bu sözler..
Sözler şöyle devam ediyor: "ANCAK, SON SÜREÇTE İNTERNET ÜZERİN DE TAKSAVA KARŞI NEREDEYSE ART NİYETLİ BİR KAMPANYA DÜZENLENMESİ VE TAKSAV'IN DÜZENLEDİĞİ TİYATRO FESTİVALİNİ HEDEF ALMASI YAPTIĞIMIZ EYLEMİ BİR KEZ DAHA DÜŞÜNMEMİZE NEDEN OLMUŞTUR."
İnternet üzerinden yapılan açıklamalar genel olarak Hilmi Bulunmaz ve benim yazdıklarımdır.. Talat Halman'a verilen "emek" ödülünü kınamış ve bu konuda TAKSAV'ı izana davet etmiştik.. Burada yeniden düşünülen konu nedir? Verilen ödül mü? Bizler festival ile ilgili herhangi bir eleştiri yapmamışken (ki onlarca yapabiliriz ve yapılanlar mevcut) festivalin kıymetiyle ilgili herhangi bir açıklamanın nedeni nedir..?
Biz verilen ödül konusunda netiz ve haklılığımızı tarih gösterecektir..
Ancak böyle bir (bizce) geri adım neden atılmıştır..? Festivalin önemi konusunda 12 yıldır herhangi bir açıklama yapmayan bu tiyatrolar şimdi böyle bir açıklamayı neden yazmışlardır?
"TAKSAVIN BU GÜNE KADAR TİYATRO ADINA ÇOK ŞEY YAPTIĞI ORTADIR.GEREK PROFESYONEL GEREKSE AMATÖR TİYATRO YAPAN BİR ÇOK EKİBİ AYNI SAHNEDE BULUŞTURAN BU FESTİVAL,ÖZELLİKLE YASAKÇI ZİHNİYELERE İNAT , KÜRTÇE TİYATRO YAPAN EKİPLER BAŞTA OLMAK ÜZERE, FARKLI DİLLERDEN VE KÜLTÜRDEN BİR ÇOK TİYATRO EKİBİNİ VE BU EKİPLERİN OYUNLARINI ,EN ÜCRA YERDE Kİ SEYİRCİYE KADAR ULAŞTIRMA GAYESİ TAŞIMIŞTIR."
Yukarıda yazılan sözlere kimin itirazı vardır ki (ayrıca herkes itiraz edebilir) tiyatrolar bu açıklamayı yapmak zorunluluğu duymuşlardır?
"İNTERNET ÜZERİNDE YAPILAN HABERLERE VE YORUMLARA İNAT TAKSAVIN, TİYATRO SANATINA ÇOK BÜYÜK KATKILAR SUNDUĞUNA VE AYDIN BİR KURUM OLDUĞUNA İNANCIMIZI SÜRDÜRÜR VE TAKSAV'IN YANINDA OLDUĞUMUZU KAMUOYUNA BİLDİRİRİZ."
İnternet üzerinden TAKSAV festivalinin işlevine yönelik herhangi bir yorum yapılmış mıdır ki bu yazı kaleme alınmıştır..?
Amatör Tiyatrolar Birliği ve Özgür Tiyatro olarak bu rezaleti teşhir ettik ve bundan sonra da etmeye devam edeceğiz.. Hilmi Bulunmaz bu konuda bizimle beraber ve hatta bizden öte duyarlılıklar içindedir.(Bu söylem kişisel görüşmelerin ve Bulunmazın web sayfalarının sonucudur)
Ben yapılan açıklamayı, içinde duyarlılıklar bulsam ve iki tiyatro temsilcisiyle konuşsam bile, talihsiz, ve hala açıklama yapmayan TAKSAV adına rezaletin gizlenmesinde bir araç olarak gördüğümü belirtmek istiyorum.. Bir başka ilginç konu da Taksav yöneticilerinin festival hakkında genel olarak bir açıklama yapacaklarını duyurmaları, bunun dışında şifahen duyduğumuz bilgilere göre emek ödülü konusunda rahatsız oldukları ancak herhangi bir açıklama yapmadıklarıdır.. Bu süreç ne kadar devam edecektir? Taksav susmayı ne kadar sürdürecektir? Yukarıdaki iyi niyetine inandığım(cehenneme giden yollar iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir! Denmiştir…) tiyatrolar gibi yeni ve kendilerini destekleyen, bu anlamda rezalete sis perdesini oluşturmak isteyen beklentiler mi mevcuttur? Merak edilmektedir…
Özgür Tiyatro olarak tuhaf bulduğumuz ve kendi tabirleriyle "YAPTIĞIMIZ EYLEMİ BİR KEZ DAHA DÜŞÜNMEMİZE NEDEN OLMUŞTUR." sözleriyle yeniden düşünen bu tiyatroları, başlıkta bildirdiğimiz gibi anlayamadığımızı kamuoyuna (onların sözleriyle) bildiririm..
Özgür Tiyatro Adına Özgür Başkaya
***
|