|
"Taraf" yazısı

YALAN, KÜFÜRDÜR;
İFTİRA İSE KÜFRÜN EN ALÇAKÇASI...
Coşkun Büktel
Belgelenmiş yalan ve iftiralara karşı çıkamayanlar,
yalan ve iftiraları belgeleyen Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz’a
karşı çıkarak linç kampanyası düzenliyorlar.
6 Mayıs
2009 tarihli Taraf’ta, Yaşam Kaya’nın “Tiyatronun Küfürle
İmtihanı” başlıklı yazısı, baştan sona yalan ve iftirayla
dolu.Kaya, diyor ki:
“Prof.
Özdemir Nutku'yu,
DT koordinasyon toplantısında
Coşkun Büktel'in eseri
gündem yapıldığında, görevi gereği Fransızca yazılmış bir "Theope
ile karşılaştım, Fransızca bilenler karşılaştırsın" sözünden yola
çıkarak,
Nutku'nun "ben kimseyi
suçlamadım sadece bir bakılmasını önerdim" açıklamasını bile dikkate
almadan, akıl almaz karalamalarla uzun süredir rencide
etmektedirler.
Oysa
Nutku başkanlığındaki toplantının DT tarafından kaydedilmiş video
görüntüleri, asıl “akıl almaz karalama”yı
Özdemir
Nutku’nun “Theope yazarı Coşkun Büktel’e yaptığını ve
Yaşam
Kaya’nın da Büktel ile Bulunmaz’ı “akıl almaz karalamalar”
yapmakla suçlarken, karalama bahsinde Nutku’dan geri kalmadığını
kanıtlıyor.
Video
kaydında görüldüğü üzere (Bakınız:
http://www.coskunbuktel.com/buktelnihayet.htm)
DT Disiplin Kurulu temsilcisi Şahin Ergüney, “1990’dan beri DT
repertuarında bekleyen Theope artık sahnelenmeli” mealinde bir
şeyler söyleyince,
toplantı
başkanı
Nutku, diyor ki:
“....şimdi efendim
bir de, bir dikkatini çekmek istiyorum. Hiç bir şeyle itham
etmiyorum. Fransızca’da 16. yüzyılda yazılmış Theope diye bir oyun
var. Özellikle Fransız filolojisinden ve Fransız dilini bilenler onu
biraz şey etmeliler yani, bir bakmalılar. Aradaki benzerliği görmek
için. Teşekkür ederim...”
Oysa
yerli yabancı tüm ansiklopedik
kaynaklar ve Google, Nutku’nun yukarıda aktardığımız “Fransızca’da
16. yüzyılda yazılmış Theope diye bir oyun var” iddiasını
yalanlıyor: Ne Fransa, ne başka yerde; ne 16. Yüzyıl, ne de başka
yüzyılda, Coşkun Büktel’in “Theope”sinden başka, “Theope” adlı bir
oyun (ya da roman, hikaye, opera, bale, vb) yok.
Bu durumda, Nutku’nun
yalan söylediği, profesör kimliğini kötüye kullanıp var olmayan bir
“ikinci Theope” uydurduğu, var olmayan “ikinci Theope” ile Büktel’in
“Theope”si arasındaki “benzerlik”ten söz açarak, (eleştiri
kitaplarında Nutku’yu da sert eleştirmiş olan) Büktel’in önünü
kesmeye çalıştığı ve Theope’nin sahnelenmesi talebini bastırdığı,
devletin video kaydıyla belgelenmiş bir gerçektir.
Olayı Şahin Ergüney’den duyan Büktel, “Özdemir
Nutku Yalan Söylemediyse Belge Göstermelidir”
başlıklı
bir yazıyla Nutku’yu “İkinci Theope” iddiasını kanıtlamaya
çağırınca; Nutku, internette, “Coşkun
Büktel’e Yanıt”
başlığı altında, dedi ki:
“Benim hiçbir iddiam
olmadı. Size olayı nakleden Şahin Ergüney eksik nakletmiş. Bazan
eski belgeleri karıştırırken 17. yy.da yaşamış ikinci sınıf bir
yazarın “Theope” adlı bir oyunu olduğunu öğrendiğimi söyledim.
(Nutku’nun öyle söylemediği, video kaydında görülüyor.)
Üstelik hiçbir imada bulunmadan. (Benzerlik imasında
“bulunduğu”, videoda görülüyor.) Metni görmedim, yalnızca
adına eski bir belgede rastladım. Metni görseydim bile, Fransızca
bilmediğim için oyunu okuma olanağı bulamayacaktım. Benim bile
varlığından haberi olmadığım başka bir Theope'yi sizin de okumamış
olduğunuza emin olduğumu belirttim. (Belirtmediği, videoda
görülüyor.) Bunu yalnızca bilgi olarak verdiğimi, sizin
Theope'nizin özgün bir yapıt olduğundan kuşku duymadığımı da
ekledim.” (Eklemediği, videoda görülüyor.)
Yukarıdaki ifadelerin
çoğu, Nutku’nun, toplantıdaki “ikinci Theope” yalanını örtbas etmek
amacıyla yazdığı ilave yalanlardır. Sonradan ortaya çıkan video
görüntüleri bu gerçeği açık ve net biçimde “belgelemiştir”. Ne var
ki; Türk tiyatrocuları belgelere inanmak, hatta belgeleri görmek
bile istemiyorlar. İftirayı küfür saymayan ama iftiraya iftira
demeyi küfür sayan bu insanlar, iftira karşısında tam bir
konsensüsle sessiz kaldıkları halde; Nutku’nun iftirasını belgeleyen
ve “iftira” olarak niteleyen Büktel ile Bulunmaz’a karşı,
sessiz kalmak bir yana, linç
bildirisi imzalıyorlar.
Linççiler bilmeli:
Hakikati kelle sayısı değil, belge ve kanıtlar belirler. Nutku’nun
iftiracı olması 70 milyon kişinin bile hoşuna gitmiyor olabilir. Ama
bu size, “öyleyse ortak karar alalım ve iftiracının Nutku değil,
Büktel ile Bulunmaz olduğunu 70 milyon imzayla karara bağlayalım”
deme hakkını vermez. Güneşi (ya da
hakikati) 70 milyon imzayla bile sıvayamazsınız. Belgelenmiş
hakikate karşı 70 milyon da olsanız, hakikati savunan iki yalnız
insan karşısında bile hezimete uğrarsınız.
Bizim Nutku’ya
“iftiracı” dememiz, bir küfür değil, belgelenmiş bir hakikatin
ifadesidir. Türkçe sözlüklerde yer alan tüm kelimeler masumdur.
Onları küfür yapan şey, haksız biçimde kullanılmalarıdır. Biz, ilk
bakışta küfür gibi görünen “iftira” sözcüğünü isabetle ve
hakkaniyetle kullanıyoruz. Oysa Nutku’nun ilk bakışta küfür gibi
görünmeyen “Fransızca’da 16. yüzyılda yazılmış Theope diye bir
oyun var” cümlesi, aslında tüm kelimelere yalan işlevi
yüklediği için, Büktel’in kişiliğine ve yazarlık onuruna yönelik
ağır bir küfürdür.
İnternet ortamında bizi
herkese “küfürbaz” olarak tanıtan linç kampanyası düzenleyicileri
(ki bir tanesi de Yaşam Kaya’dır); çoğu değil görüşlerimizi, adımızı
bile bilmeyen insanlardan bize karşı imza almaya
utanmadılar. Kaya’nın yazısındaki
tüm yalanları bu yazının sınırları içinde deşifre etmem mümkün
değil. O nedenle, linç imzacılarına, eğer vandal değil de “insan”
iseler, “karşı görüşü” de incelemek zorunda olduklarını
hatırlatıyorum. İmzaladıkları bildiride yer alan “kolaylıkla
çürütülebilir” somut yalanlar hakkında bilgi sahibi olmak için
özellikle coskunbuktel.com ile tiyatroyun.blogspot.com
adresli sitelere bakarlarsa madalyonun öbür yüzünü kolayca
keşfedecek ve o linç belgesinden imzalarını çekmekte bir an
duraksamayacaklar.
COŞKUN BÜKTEL / 12 Mayıs 2009

Taraf, 11 Mayıs 2009 / Resmi okunur büyüklükte görmek için,
lütfen, üstüne tıklayınız!
(Taraf tarafından başlığı
değiştirilerek "Belgeleri Görmek Bile İstemiyorlar" başlığıyla
yayınlanmış yazımız, Taraf'ın internet sitesinde de yer aldı:
TIKLAYINIZ!)
BONUS:
FERHAT ULUDERE’YE METİN DIŞI BIRAKILACAK NOT:
Sayın
Uludere, tüm ekonomi çabalarıma rağmen, (6-7 saatte yazdığım) metnin
ilk versiyonu 9000 vuruşa yakındı. Bir o kadar saat daha harcayarak
5051 vuruşa indirdim. Çok zorda kalırsanız, metnin içinde
kırmızı karakterlerle belirlediğim
ifadeleri çıkarabilirsiniz. Ama onlar dışında bir tek
virgülün bile çıkarılmasına iznim yoktur; sansür sayarım.
Tıpkı,
haberinizin internet portalındaki versiyonunda, tüm linkleri
linççilerin sitelerine verip, karşı görüşe bir tek link vermemiş
oluşunuzu da sansür saydığım gibi. Sizinle yaptığımız olumlu
görüşmeden sonra haberinizi internette nasıl verdiğinizi görünce,
dehşete düştüm.
Umarım,
siz, gerçekte, telefonda konuştuğum “adam”dan çok farklı biri
değilsinizdir.
CB / 7 Mayıs 2009
|
Linç
çağrıcısı
"Adanalı"
Yaşam Kaya, iğrenç yalanlarına Taraf gazetesini alet
etmeyi, şimdilik (bir başka deyişle, "yatsıya
kadar") başardı
|

Yaşam Kaya / 7 Mayıs 2009
TİYATRONUN
KÜFÜRLE İMTİHANI
Yaşam
Kaya'nın 6 Mayıs 2009 tarihli "Taraf" gazetesinin sanat
sayfasında, her nasılsa, habermiş gibi yayınlatmayı
başardığı, karşı görüşe yer vermeyen, tek yanlı ve
yalan/iftira dolu yazısını okurlarımızın dikkatine
sunuyoruz. Lütfen...
TIKLAYINIZ!
NOT:
Yaşam Kaya'ya karşı "Yalan, küfrün ta kendisidir;
iftira ise küfrün en alçakçası..." başlıklı cevap
yazımızı, bu sabah (7 Mayıs 2009) "Taraf"ın sanat sayfası
editörü Ferhat Uludere'ye gönderdik. Yazımız Taraf'ta
çıktıktan sonra, elbette sitemizde de yayınlanacaktır.
***
GÜNCELLEME
(11 Mayıs 2009, 00.30):
YAŞAM KAYA'NIN LİNÇ ÇAĞRISINA İLİŞKİN TEK YANLI YALAN VE
İFTİRALARINI,
"TARAF"IN SANAT SAYFASINDA YAYINLAMIŞ OLAN, SAYFA
EDİTÖRÜ FERHAT ULUDERE'DEN;
YAŞAM KAYA'YA KARŞI YAZDIĞIMIZ
"YALAN KÜFRÜN TA KENDİSİDİR; İFTİRA İSE KÜFRÜN EN
ALÇAKÇASI..." BAŞLIKLI CEVAP YAZIMIZIN NEDEN HÂLÂ
YAYINLANMADIĞINI SORDUK
ULUDERE, 5000 VURUŞLUK
UZUN YAZIMIZI KISALTMAK İSTEMEDİKLERİ İÇİN (Kİ BİR TEK
VİRGÜLÜN BİLE KISALTILMASINA İZNİMİZ BULUNMADIĞINI
KENDİLERİNE BELİRTMİŞTİK) HENÜZ YAYINLAYAMADIKLARINI, ÇÜNKÜ
REKLAMLARIN 5000 VURUŞLUK BİR YAZIYA YETECEK YER
BIRAKMADIĞINI, AMA YAZIMIZI YİNE DE EN GEÇ 12 MAYIS SALI
GÜNÜ YAYINLAYACAKLARINI BİLDİRDİ. CEVAP HAKKIMIZA SAYGILI
OLDUĞUNU SÖYLEYEN ULUDERE'NİN YAZIMIZI "KERHEN"
YAYINLANMIŞ BİR TEKZİP YAZISI GİBİ DEĞERLENDİRMEYECEĞİNİ
UMUYORUZ.
***
2.
GÜNCELLEME (11 Mayıs 2009, 10.00):
Büktel'in "belgeli" cevabı
"Taraf"ta yayınlandı
"TARAF"I
ALDATAMADILAR!
LİNÇ ÇAĞRICILARI; BELGELERİ
GÖRMEK BİLE İSTEMEYEN "KUYRUK ACILI" TİYATROCULARI ALDATMIŞ
OLABİLİR; AMA "TARAF" GAZETESİNİN SANAT SAYFASI EDİTÖRÜ
FERHAT ULUDERE'Yİ ANCAK "YATSIYA KADAR" ALDATABİLDİLER
BAŞLIĞINI
DEĞİŞTİREREK DE OLSA (Kİ "TARAF"IN KOYDUĞU
"BELGELERİ GÖRMEK BİLE İSTEMİYORLAR" BAŞLIĞINI DA, KENDİ
BAŞLIĞIMIZ KADAR BEĞENDİK) FERHAT ULUDERE, BÜKTEL'İN
LİNÇ ÇAĞRICILARINA KARŞI YAZDIĞI, 5000 VURUŞLUK, BELGELİ VE
TOKAT GİBİ "ÇARPICI" CEVAP METNİNİ, "VİRGÜLÜNE DOKUNMADAN"
BUGÜNKÜ "TARAF"TA YAYINLADI.
BÜKTEL'İN LİNÇ
ÇAĞRICILARINA TOKAT GİBİ BELGESEL CEVABI
"BELGELERİ GÖRMEK BİLE İSTEMİYORLAR"
BUGÜN, "TARAF"TA!...
YARIN İSE
coskunbuktel.com'DA VE BELGELERE (BİR BAŞKA DEYİŞLE,
"NAHOŞ GERÇEKLERE") KÖR BAKMAYAN DİĞER TÜM SİTELERDE!...
NOT
1:
Ferhat Uludere'nin yaptığı editörlüğe tek itirazımız, bizim
alt başlığımızın yerine koyduğu altbaşlığa olabilir. Bizim
altbaşlığımız şöyleydi:
"Belgelenmiş yalan ve iftiralara karşı
çıkamayanlar, yalan ve iftiraları belgeleyen Coşkun Büktel
ve Hilmi Bulunmaz’a karşı çıkarak linç kampanyası
düzenliyorlar."
Uludere'nin uygun gördüğü
altbaşlık ise şöyle:
"Tiyatro dünyasında bir süredir devam eden ve
Nutku'nun Theope yorumuyla
başlayan polemikte Büktel, kendine yöneltilen suçlamalara
cevap veriyor."
Görüldüğü üzere, Uludere,
başlıkta ve altbaşlıkta yaptığı değişikliklerle, bilerek ya
da bilmeyerek, "linç çağrısı" konusunu başlıktan ve
altbaşlıktan silip atmış olmaktadır.
Ayrıca, Uludere'nin
altbaşlığında yer alan "Nutku'nun
Theope yorumu" ifadesi
ise, ancak "iftiracıyı kayırmak" olarak yorumlanabilir.
Çünkü Nutku'nun "Fransızca’da
16. Yüzyılda yazılmış Theope diye bir oyun var."
cümlesi bir "yorum" değil, düpedüz, apaçık, kanıtlı, belgeli
bir "somut yalan"dır ve Nutku dört yıldır bu apaçık,
somut yalan için özür dilemeyi inatla reddettiğine göre, bu
yalanın "kasıtlı bir iftira" olduğu artık
kesinleşmiştir.
Ne yazık
ki, Nutku'nun şöhreti dezenformasyona yol açmakta,
Uludere'yi bile etkilemektedir. Yine de, Uludere'nin
editörlüğünü bile, basında görmeye pek alışık olmadığımız
derecede dürüst bulduğumuzu belirtiyor ama eleştirilerimizi
de esirgemiyoruz.
NOT 2:
Bu arada linç çağrıcıları, daha önce Taraf'ta yayınladıkları
ve cevabını aldıkları aynı yalan ve iftiraları, bu kez de
Birgün gazetesine sirayet ettirmişler. Bugünkü Birgün'de,
Adnan Tönel, aklı sıra, bu kez cevap hakkımız
doğmasın ya da cevap hakkımız engellenebilsin diye, bizi
isim vermeden suçlayan kalleş bir yazıyla, ve elbette kanıt
ya da belge göstermeye gerek duymaksızın, tamamen insanları
dezenforme etmeye ve bize karşı imza toplamaya yönelik,
iğrenç bir propaganda yazısı yazmış. Tönel'in iğrenç bir
küfür sayılması gereken kirli ve kalleş yazısını okumak
için, Lütfen...
TIKLAYINIZ! |
|