|
"Yaşasın Sansür" skandalı: 1

tiyatrom.com okurları mı gerçekten
ahmak, yoksa
Timur mu onları ahmak
sanıyor?
Coşkun Büktel
Tiyatrom.com olarak
Yazar Coşkun Büktel'in Devlet Tiyatroları repertuar
kurulundan geçemeyen çeviri ve eseri için bıkmadan
usanmadan yürüttüğü bireysel sataşmalarından oluşan haber ve
polemiklerini, hakaret ve küfürlere varan yazışmaları
yayımlamayı reddetmekteyiz.
(A. ERTUĞRUL TİMUR)
Timur, olayın Rusya'da geçtiğini bile anlayamamış
Çok bilinen
bir Woody Allen fıkrasıdır: Adamın biri hızlı okuma kurslarından ne
kadar yararlandığını şöyle anlatmış: “Kurslara aylarca yılmadan
devam ettim. Sonunda okumam öylesine hızlandı ki, geçen gün, ‘Savaş
ve Barış’ı on dakikada okudum. Olay Rusya’da geçiyor.”
"Özdemir Nutku skandalı"
hakkında, Özdemir Nutku'yu açıkça savunarak, sitesinde bana karşı
bir polemik başlatmış olan tiyatrom.com sitesi sahibi A. Ertuğrul
Timur, skandalla
ilgili coskunbuktel.com'da çıkan yazıları acaba okudu mu, okumadı mı?
Acaba hızlı okuma kurslarında mı
okudu? Yoksa polemiğe girdiği bu konu hakkında yalnızca Mustafa Demirkanlı’dan duyduklarıyla mı
yetindi? Bunu bilemem. Ama kesinlikle bildiğim ve iki kere iki dört
gibi kanıtlayabileceğim bir gerçek var: Timur,
"Özdemir Nutku skandalı"
hakkında, Woody Allen fıkrasındaki adamın "Savaş ve Barış" hakkında
bildiği kadarını bile bilmiyor. Fıkradaki adam, hiç değilse, olayın
Rusya'da geçtiğini anlamış. Timur ise, olayın DT koordinasyon
toplantısında geçtiğini bile anlayamamış.
Timur, olayın DT repertuar kurulunda geçtiğini
sanıyor. Büktel'in, bütün o eleştiri yazılarını "Devlet Tiyatroları repertuar
kurulundan geçemeyen çeviri ve eseri için",
yazdığını sanıyor. Timur, hakkında hiçbir şey bilmediği,
"Özdemir Nutku
skandalı"nı, DT repertuar kurulunda eserleri için alınmış
bir ret yanıtı dolayısıyla Büktel'in duyduğu "hazımsızlığa"
ve "beyin bulanıklığına" bağlıyor. Şöyle diyor:
Siz bir kurula bir eser sunuyorsanız o
kurulun sizin eserinizle ilgili görüş belirtme, gerek duyuyorsa
araştırma, beğenme beğenmeme hakkını o kurula yada kurul üyelerine
vermiş oluyorsunuz. Bu kurulun kurulma, oluşturulma sebebi
de budur. Beğenirsiniz beğenmezsiniz, size göre gereklidir yada
gereksizdir ama bu budur ve sizde eser sunarken bunu kabul ederek
sunmuş olursunuz. Bir kurula bir eseri değerlendirin diye vermenin
anlamı budur. Bunu istemiyorsanız eserinizi sunmazsınız. Özdemir
Nutku görüş bildirme yada araştırılmasını isteme hakkını
kullanmıştır.
(Bakınız: A. Ertuğrul Timur,
"Sayın Hilmi
Bulunmaz'a Kısa Bir Yanıt"
Açtığı polemik konusunda 31 Temmuz tarihli ikinci yazısı.)
Bende bu anlamda Coşkun Büktel'in tarafında
değilim onaylamıyorum kişisel hesaplaşmalarının intikam duygularının
hazımsızlığının malzemesi olmayacağım onaylamadığım tarafı olmadığım
ve tersine karşı tarafa hak verdiğim bir düşünceyi de yayınlamak
zorunda değilim. Bunu istediği ortamda istediği şekilde
yayınlamasına engel falanda değilim. O halde benim bu polemikleri
yada Coşkun Büktelin yazılarını yayınlamak gibi bir sorunluluğum
yoktur Size göre bu sansürcülükse evet ben Coşkun Büktel'in kişisel
hazımsızlıklarının beyin bulanıklıklarının ve çekişmelerinin
sansürcüsüyüm.
Bu seviyesi düşük tartışmalar (Coşkun Büktel,
Hilmi Bulunmaz, Mustafa Demirkanlı her üç kişi dahil) tarafımdan
asla yayınlanmayacaktır.
(Bakınız: A. Ertuğrul Timur,
"Bu Konunun
Her Üç Muhatabına" Açtığı
polemik üzerine 2 Ağustos 2007 tarihli üçüncü yazısı. İlk yazısından
yalnızca altı gün sonra.)
Oysa Timur, polemiği başlatan ilk yazısında,
demokrat ve sansür karşıtı bir görünüm sunmaya ne kadar özen
gösteriyordu. O bu polemiği sırf "sansürcülük yaptığı
iddialarının son bulmasını" istediği için başlatmıştı:
"Sayın Büktel’in sitesindeki 'Theope' konulu
polemiklere de link vermek suretiyle yer vermiş olacağım. Bunu da
yeterli görmez ise Sayın Büktel konuyu istediği şekilde yazıp
düzenleyip yollayabilir ve yer veririz.
Açık konuşmak gerekirse bu yer vermemin
gerekçesi bu polemiği 2 yıl aradan sonra hala gündemde tutmaya değer
bir yan bulmamdan dolayı değildir, yer veriyorum çünkü artık tiyatro
dünyasında önemli bir mevzi sayılan 'tiyatrom.com'un sansürcülük
yaptığı iddialarının son bulmasını istiyorum."
(Bakınız: A. Ertuğrul Timur,
"Theope
konusu ve tiyatrom.com'un sansürcülüğü meselesi"
Polemiği başlatan 27 Temmuz tarihli ilk yazısı.)
Timur, ben daha kendisine cevap bile
yazmamışken, kendisinin
"Theope konusu ve tiyatrom.com'un sansürcülüğü
meselesi"
başlıklı ilk yazısıyla, gayet demokrat bir görünüm sunmaya çalışarak başlattığı tartışmayı; sitesinde yayınladığı
beş yazıdan (ikisi kendi yazısı, ikisi Mustafa
Demirkanlı yazısı, biri Hilmi Bulunmaz yazısı) ve ilk
yazısının üzerinden yalnızca altı gün geçtikten sonra, bize e-posta
ile gönderdiği üçüncü yazısındaki şu sözlerle
kapatmış oldu:
"Bu seviyesi düşük tartışmalar (Coşkun
Büktel, Hilmi Bulunmaz, Mustafa Demirkanlı her üç kişi dahil)
tarafımdan asla yayınlanmayacaktır."
Timur'daki şu savrulmaya bakın: Altı gün içinde
nereden nereye!...
"tiyatro dünyasında önemli bir mevzi sayılan
'tiyatrom.com'un sansürcülük
yaptığı iddialarının son bulmasını istiyorum."
diyen Timur; yalnızca altı gün sonra ve Büktel daha bir tek cevap
yazısı bile yazmamışken, Büktel'in ve (Büktel'den yana
tavır koymuş olan Hilmi Bulunmaz'ın) cevap hakkını tanımayacağını
açıkça ilan etti. Büktel'in yazısını (bir zamanlar Mustafa
Demirkanlı'nın da yaptığı gibi ―Bakınız:
"Büktel/Demirkanlı/Bulunmaz polemiği") "daha yazılmadan
önce" sansür etti. Ama yaptığı o sansürcü açıklamadan sonra (bu
konuda başka hiçbir yazıya yer vermeyeceğini açıkladıktan sonra)
Timur, bu konu hakkında yazmaya ve polemiği tek yanlı olarak
sürdürmeye (dikensiz gül bahçesi olarak düşündüğü kendi sitesinde,
boş kaleye gol atmaya) devam ederek, sitesinde
"Yaşasın
Sansür" başlıklı bir yazı daha yayınlamakta gecikmedi.
Gırtlağına kadar sansüre battığı için, battı balık yan gider misali,
artık kendi koyduğu prensipleri ve söylediği sözleri çiğnemekte
sakınca görmüyor; ben sizin hakkınızda aklıma gelen her şeyi yazar
ve sitemde yayınlarım, ama sizin cevap yazmanıza izin vermem,
tarzında apaçık sansürcü bir tutum sergiliyor; ve bu sansürcülükse,
evet, sansürcüyüm, yaşasın sansür, diyordu. Bir insanın cevap
hakkını gaspetmek bile, Timur'un sözlüğünde sansür sayılmıyordu.
İşte İran'daki idamlara karşı çıkan, Türk tiyatrosuna akıl
vermeye, yol göstermeye kalkışan insanların zeka ve ahlak seviyesi
buydu. Özetle, ilerici demokratlar bu kafada olunca, AKP'nin seçim
kazanmasında şaşılacak şey yoktu.
Timur, kitaplarımı ve yazılarımı hızlı okuma
kurslarında bile okumuş olsa, Theope'nin hem DT, hem de İstanbul
Şehir Tiyatrosu repertuar kurullarından geçtiğini, "Ölüleri Gömün"ün
ise, DT repertuar kurulundan "geçtiğini" bilirdi. Oysa Timur,
"Özdemir Nutku skandalı"nın
nerede geçtiğini bilmediği gibi, o "çeviri ve eseri"min DT
repertuar kurulundan "geçtiğini" dahi bilmiyor. Çeviri ve eserim
hakkında sitesinin okurlarını dezenforme ederek; eserlerim DT
repertuar kurulundan "geçemediği" için, benim, "kişisel
hazımsızlıklar"a, "intikam duyguları"na, "beyin
bulanıklıkları"na kapıldığımı iddia ederek; aldattığı okurlar
üzerinden anketler düzenliyor. Belgesi bir paragraf aşağıda.
Timur, "Theope" ve Coşkun Büktel
yazılarıyla ilgili olarak sitesinde iki tane anket düzenledi.
Birinci anketin üç şıktan oluşan soruları, öylesine rezilce
düzenlenmişti ki, hani okurlar neredeyse "A: Timur haklı B: Büktel
haksız C: Her ikisi" şıklarından birini seçmek zorunda gibiydi.
(Timur'un birinci anketindeki rezil sorular konusunda, bakınız:
Hilmi Bulunmaz,
"Yalanı Yalanla Örtmek".) İkinci
anketinde, Timur, önce Büktel hakkında, onun eserleri ve yazıları
hakkında okurları dezenforme ettikten/yalan bilgilerle aldattıktan
sonra, aldattığı zavallı okurları, sansürü onaylatma
mekanizması/manivelası olarak "kullanıyordu". (Rahat okunması için
anket kutusunu büyüterek aktarıyorum:
|
DİKKAT! SİTEMİZDE SANSÜR VARDIR
|
|
Tiyatrom.com olarak
Yazar Coşkun Büktel'in Devlet Tiyatroları repertuar
kurulundan geçemeyen çeviri ve eseri için bıkmadan
usanmadan yürüttüğü bireysel sataşmalarından oluşan haber
ve polemiklerini, hakaret ve küfürlere varan yazışmaları
yayımlamayı reddetmekteyiz. Bu bireysel kör dövüşünü ve
seviyesi düşük yazışmaları yayınlamamızı siz de sansür
sayıyorsanız Coşkun Büktel kişisel sitesinde yada
Hilmi Bulunmaz'ın Tiyatroyun sitesinde okuyabilirsiniz.
Bu kısıtlamayı
nasıl karşılıyorsunuz?
[toplam 1017 oy]
6.08.2007 05:35 itibarıyla
|
|
Seviye korunmalıdır Yayınlanmaması
doğrudur (1005) |
98.82% |
|
Bu bir sansürdür, yayınlanmalıdır,
kınıyorum (12) |
1.18% |
Tabii, en akıllıca tercihi,
Timur'un okurları ahmak yerine koyan bu rezil anketlerine alet
olmayanlar (anketlere katılmayanlar) yapmış oldu. Elimizde aksini
kanıtlayacak somut bir kanıt bulunmadığından anket rakamlarının
doğru olduğunu varsayarsak, diyebiliriz ki, bini aşkın kişi Timur'un
sansür amaçlı yalanlarına alet (kurban) oldu. Alet olmayanların
sayısını ise, bilemiyoruz.
Ben, Timur'un bu anket metninde
açıkladığı bilgilerin "yalan" olduğunu; Büktel'in polemik yazılarına
konu olan "Theope" adlı eserinin de, "Ölüleri Gömün" adlı
çevirisinin de "Devlet Tiyatroları repertuar kurulundan geçemeyen"
değil, "geçebilmiş" eserler olduğunu; (dolayısıyla Büktel'i bu
konuda "hazımsızlıkla" suçlamanın adi ve ahmakça bir yalan
olduğunu); daha ilk anda (6 Ağustos 2007 tarihli "sunuş
yazım"da) belirtmiş, şöyle demiştim:
Yıllardır Büktel'e karşı
uygulanan sansür çabalarına rağmen Büktel'in yazılarına ulaşabilmiş
şanslı azınlığın gayet iyi bildiği üzere, Büktel'in eseri ("Theope")
ve çevirisi ("Ölüleri Gömün") Timur'un iddia ettiği gibi "Devlet
Tiyatroları repertuar kurulundan geçemeyen" değil, tam
tersine, "geçebilmiş" eserlerdir. "Theope", taa 17 yıl önce
(1990'da), "Ölüleri Gömün" ise, taa 8 yıl önce, DT repertuar
kurulundan "geçmişlerdir".
Bir haftadır bekliyorduk. Acaba Timur düzeltme
yapacak ve dezenforme ettiği okurlardan özür dileyecek miydi? Yoksa,
"nasılsa Coşkun Büktel'i sansür ediyor, sitemizde onun yazılarına
değil yer vermek, link bile vermiyoruz; nasılsa Büktel'in
yazdıklarını tiyatrom.com okurlarının ruhu bile duymuyor" diye
düşünerek, tiyatrom.com okurlarını ahmak yerine koymaya ve onları
yanlış bilgilerle (yalanlarla) zehirleyerek Büktel'e karşı olumsuz
önyargılarla "doldurmaya" devam mı edecekti?
Timur, bir hafta boyunca, ne
düzeltme yaptı ne de özür
diledi. Bu arada, sitesinde bir takım işlemler yaptı (örneğin
İran'daki yeni idam iddialarıyla ilgili henüz hiçbir dayanağı
bulunmayan haberi, olayla ilgisiz bir takım idam ve kırbaçlama
fotoğrafları ekleyerek büyüttü ve manşet üstüne taşıdı.) Ama
yukarıda aktardığımız yalanları da içeren
"Yaşasın Sansür" başlıklı yazısına
hiç dokunmadı. "Yaşasın
Sansür"deki yalanlarla, bir hafta
boyunca, ahmak saydığı okurlarını zehirlemeye devam etti.
Timur'un sitesinde Timur'un yalanlarını okuyan
insanlar, o yalanları teşhir eden bu satırları, ne yazık ki,
okuyamayacaklar. Sansürcü Timur'un eşek yerine koyduğu, gerçeği
bilme haklarını tanımadığı o insanlar (özellikle de genç insanlar);
Coşkun Büktel hakkında dezenforme edilmiş olarak, Büktel'e karşı
(gelecekte de yıkmaları çok zor olacak) olumsuz bir önyargıyla
yüklenmiş olarak yaşayacak ve Timur'un onlara yaptığı bu kötülük
yüzünden, belki de ömürleri boyunca Büktel'e tepki duyacak ve belki
de ömürleri boyunca Büktel'in eserleriyle tanışamayacak.
Timur'un insanlara (özellikle de genç
insanlara) yaptığı bu kötülüğün adını ve sıfatını koyarken, Timur'un
"seviyesi düşük" diye nitelediği (Bakınız: Timur,
"Bu konunun her üç muhatabına")
"açıkça, mertçe, Türkçe" bir dil kullanmaktan kaçınmayacak, sözümüzü
sakınmayacağız: Timur'un insanlara yaptığı bu kötülüğün teknik adı,
dezenformasyondur. Türkçe sözlükte yer alan, "alçak", "pespaye",
"hain" gibi sıfatlar, insanlara yapılan bu tür kötülükleri
nitelesinler diye bulunmuşlar ve o sözlüğe konulmuşlardır; sözlükte
süs olarak kalsınlar ve hiç kullanılmasınlar diye değil... Kelimeler
masumdur. Masum olmayan şey, kelimelerin nitelediği eylemlerdir. Ya
da eylemlerin haksız biçimde, hak etmedikleri kelimelerle
adlandırılması ya da sıfatlandırılmasıdır. Bir başka deyişle
kelimelere yalan söyletilmesidir. Asıl seviyesizlik, kullanılan
kelimelerin ses ya da hece olarak seviyeli ya da seviyesiz olmasında
değil, o kelimelere yüklenen anlamın yalan ya da haksız
olmasındadır. Asıl seviyesizlik, yalan söylemektir. Kelimeleri
kötüye kullanarak insanları aldatmaktır. Asıl seviyesiz olan şey
(konuştuğu dilin imla kurallarını bile kavrayamadığı
―de'leri, da'ları ve
soru takılarını bile doğru dürüst ayıramadığı―
halde, herkese "sayın" diye hitap
etmekle, seviye kazandığını sanan) Timur'un okurlara uyguladığı
sansür ve dezenformasyondur.
Ben Timur'un uyguladığı sansür ve
dezenformasyon için, sözlükten, "alçak", "pespaye", "hain" gibi
sıfatlar seçtiğimde, kelimelere yalan söyletmiş olmuyorum.
Kanıtladığım bir yalanı ve halka zararlı bir dezenformasyonu, hak
ettiği sıfatlarla nitelemiş oluyorum. Ama Timur, "ben Coşkun
Büktel'in kişisel hazımsızlıklarının beyin bulanıklıklarının ve
çekişmelerinin sansürcüsüyüm." diye bir cümle kurduğunda, bana
kanıtlamadığı ve kanıtlamaya kalkışmadığı bir suçlama yönelterek,
kelimelere yalan söyletmiş oluyor. Benim yazılarımın değeri
konusunda insanları aldatmış, dezenforme etmiş oluyor. Yani asıl
seviyesizliği Timur yapmış oluyor.
Timur,
nihayet, ancak, bugün (13
Ağustos 2007), kedi pisliğini örter gibi, sessiz sedasız, kimselere
çaktırmadan,
"Yaşasın Sansür" başlıklı yazısını
(daha yayına gireli ancak bir hafta olmuşken, çok daha eski yazılar
ana sayfadaki yerlerini hâlâ korurken) yayından kaldırıverdi. Ne bir
açıklama... Ne bir özür...
Pisliğini ortadan kaldırıverdi, o kadar...
Çünkü Timur'a göre tiyatrom.com okurları
nasılsa ahmaktı. Onlara açıklama yapmak, hele yalanlarını itiraf
edip onlardan özür dilemek, enayilik olurdu. Peki ama Büktel bütün
bu olanları yazmayacak mıydı? İstediği kadar yazsın... Büktel'i
sansür ederiz, olur biter. Nasılsa ankete katılan okurlarımızın tümü
Büktel'i sansür etmemizden yana oy kullanmadı mı?
Acaba Timur haklı mı? tiyatrom.com okurları
gerçekten ahmak mı? Timur onlara, onlar Timur'a layık mı?
Buna okurlar (hatta Timur'un sitesine yazı
yazabilmek uğruna, sansür karşısında "koyunların sessizliğini"
oynayan yazarlar) kendileri karar verecek.
"Yaşasın Sansür" skandalının bir sonraki
bölümünde, "Ben de olsam Nutku'nun yaptığını yapardım" diyen,
yani cehaletin cesaretiyle "ben de iftiracıyım" anlamına gelen bir
cümle kurmaktan çekinmeyen Timur'un;
"Özdemir Nutku skandalı"
hakkında (Nutku'nun iftirasını savunmak ve o iftirayı iki yıldır
okurlardan saklayarak uyguladığı sansürü haklı göstermek amacıyla)
ürettiği mazeretleri cevaplayacağız.
Coşkun Büktel / 13 Ağustos 2007
Not: "Yaşasın Sansür" skandalı
başlıklı dosyamızın diğer yazılarını okumak için aşağıdaki
başlıkları tıklayınız:
"Yaşasın Sansür" skandalı 1
(Coşkun Büktel)
"A. Ertuğrul Timur'a Aşağıdaki Jeep'i
Veriyoruz"
(Hilmi Bulunmaz)
"Timur, Nasreddin Hoca'ya Karşı"
(Hilmi Bulunmaz)
"Ben sana 'Tiyatrocu olamazsın'
demedim" (Feridun Çetinkaya)
"Süt Banyosu" (Link yazısı)
(Coşkun Büktel)
"Yaşasın Sansür" skandalı 2
(Coşkun Büktel)
|