Anasayfa Polemik İnceleme   Büktel Hakkında  İlkemiz Büktel'in Gör Dediği Arşiv İletişim

 

"5. yazımdaki suçlama ve aşağılamalar, Yücel Erten'in alnında taşınması da temizlenmesi de Gorbaçov lekesinden çok daha zor bir lekedir. Yakın çevresindekiler, Yücel Erten'in alnındaki bu kara lekeyi görmüyormuş gibi yapıyor diye, Yücel Erten o lekeyi herkesin göremediğini sanmamalıdır. Kendini akıllı alemi kör sanması aptallık olur."

 

(KAYNAK: Coşkun Büktel, "Türk Tiyatrosundan İnsan Manzaraları", Dramatik Yayınlar, 1998. Sayfa 315. / "Yönetmen Tiyatrosuna Karşı", Kaknüs Yayınları, 2001. Sayfa 361.)

 

ENTRİKALARI, TUTARSIZLIKLARI, GALİZ KÜFÜRLERİ, İFTİRALARI, KISACASI TÜM "HALTLARIYLA"

Yücel Erten sayfası

Yücel'in alnındaki Gorbaçov lekesini görebiliyor musunuz?Dert etmeyin, bu sayfayı okuduktan sonra görebileceksiniz?

(Bu sayfadaki yazılar tarih sırasıyla yukarıdan aşağı sıralanmıştır.)

 

Kongre Vadisi'nde kongre olması yüzünden kapatılabiliyorsa, "Yeni" Muhsin Ertuğrul Sahnesi, ancak kasapta et, fırında ekmek, manavda meyva olmadığı zamanlar tiyatroya açılacak demektir.

 

"YENİ" MUHSİN ERTUĞRUL SAHNESİ'Nİ "GÜVENLİK GEREKÇESİYLE" KAPADILAR...

TIPKI 18 YIL ÖNCE DT'NİN YILDIZ SAHNESİ'Nİ DE "GÜVENLİK GEREKÇESİYLE" KAPADIKLARI GİBİ...

7 Şubat 2010

 

 

1992'de, DT'nin Yıldız Sahnesi'ni kapatan üçlü:

1) Kültür bakanı Fikri Sağlar

2) Bakan baş danışmanı Emre Kongar

3) DT genel müdürü Yücel Erten

AKP, tiyatroların "güvenlik gerekçesiyle" (ya da "bahanesiyle") kapatılabileceğini 18 yıldır biliyordu. AKP, bu yöntemi, Fikri Sağlar, Emre Kongar ve Yücel Erten'den öğrenmişti. Hatta Yücel Erten'den yalnızca güvenlik bahanesiyle sahne kapatmayı değil, fazlasını da öğrenmişti:

O zamanın DT genel müdürü Yücel Erten, Yıldız Sahnesi'nin kapatılmasına onay vermekle kalmamış; sahnenin kapatılmasına karşı çıkan, Yıldız Sahnesi'nin kapatılmaması için seyircilerden imza toplayan DT sahne amiri Ediz Baysal'ı disipline vermiş, Baysal'ın maaş kesintisiyle cezalandırılmasını da sağlamıştı. Yıldız Sahnesi kapatılmasın amacına yönelik mücadelesi nedeniyle maruz kaldığı bu haksız cezayı içine sindiremeyen DT sahne amiri Ediz Baysal, DT yönetimini mahkemeye vermiş, mahkemeyi kazanmış ve haksız yere ödediği cezayı Yücel Erten yönetiminden faiziyle birlikte çatır çatır geri almıştı.

Biz, sahne amiri Ediz Baysal'ın tiyatro kapatan yüksek yetkili vandallara karşı 1992'de verdiği mücadeleyi destekleyen ve duyuran tek yazar olmuştuk. (Bakınız: Coşkun Büktel, "Bir Politikacının Portresi: Yücel Erten", Gölge Tiyatro, sayı 11, Kasım 1997. Bu yazımız, "Türk Tiyatrosundan İnsan Manzaraları" adlı kitabımızda da yer almaktadır: Sayfa 380-457.)

Şimdi, "Bir Politikacının Portresi: Yücel Erten" başlıklı yazımızdan tadımlık bir parça aktaralım da, "güvenlik bahanesiyle" tiyatro kapatmayı kimler nasıl başlattı bir kez daha anımsayalım:

(...) Bakanlık, Yıldız Sahnesi'ni "güvenlik" gerekçesiyle kapatıyordu. Güvenlik önlemleri almak yerine. sahneyi halka yasaklayıvermek, elbette çok daha kolay, ucuz, pratik ve bir o kadar da antidemokratik bir yöntemdi. Ama Fikri Sağlar gibi, danışmanı Emre Kongar gibi, genel müdürü Yücel Erten gibi, demokrasi şampiyonu olarak tanınmayı becermiş kişiler için, kokusu pek fazla yayılmadıkça, antidemokratik yöntemlerin hiçbir sakıncası yoktu. Kokusunun pek fazla yayılmasına da izin vermeyeceklerdi. Ayrıca kamunun duyarsızlığına ve hafızasızlığına da zaten güvenleri tamdı.

Bu yazıyı baştan beri okuduysanız, Yıldız Sahnesi'ni Kültür bakanı Fikri Sağlar'a karşı savunan  sahne amiri Ediz Baysal'ın girişimine, Sağlar'ın genel müdür yaptığı Yücel Erten'in "aferin" demeyeceğini tahmin etmiş olmalısınız. Yücel Erten için Yıldız Sahnesi'ni savunmak mı daha önemliydi, Fikri Sağlar'a yaranmak mı? Bu sorunun cevabını biz vermeyelim. Biz somut olayları aktarmakla yetinelim. Cevap kendiliğinden ortaya çıkacak.

Raik Alnıaçık'ı biliyorsunuz: Aile dostu Nezihe Araz'ın "Savaş Yorgunu Kadınlar" adlı rezilliğini DT'ye öneren ve Yücel Erten'in himmetiyle kabul ettiren şahıs.

Sahne amiri Ediz Baysal; yukarıdaki dilekçeyi ("Yıldız Sahnesi Kapatılmasın!" konulu dilekçe. CB) 6 Kasım'da imzaya açmasından tam bir hafta sonra, Yücel Erten'in İstanbul Devlet Tiyatrosu müdürlüğüne "özenle" seçtiği işte o Raik Alnıaçık'tan, 13. 11. 1992 tarih ve 370/577/2833 sayılı şu yazıyı aldı:

EDİZ BAYSAL

ist. Dev. Tiy. Sahne Amiri

Müdürlüğümüzün sözlü uyarılarına rağmen görevli olduğunuz Yıldız Sarayı Tiyatrosunda oyundan sonra izinsiz ve yetkisiz olarak, Yıldız Tiyatrosu ile ilgili seyircilerle konuşma yaptığınız tespit edilmiştir.

Bu nedenle 13. 11. 1992 cuma gününden itibaren Yıldız Sarayı Tiyatrosundaki görevinizden alınarak yeni bir göreve kadar Merkez Sahne Amirliği emrinde görevlendirilmiş bulunmaktasınız.

Bilgi ve gereğini öenemle rica ederim.

Prof. Raik Alnıaçık

İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürü

İmza

İşte sevgili Yücel, senin döneminde sırf Yıldız Sahnesi'ni kurtarmaya çalıştığı ve seyirciye görüş açıkladığı için, bir sahne amirinin, senin "özenle" seçtiğin İstanbul müdürü tarafından önce sözlü olarak "uyarılması" ve daha sonra da, Yıldız Sarayı Sahnesi'ndeki görevine son verilerek "cezalandırılması" ile ilgili kapı gibi belgeyi burnuna dayıyorum. Ve şu laflarını yemen için tekrar önüne atıyorum: "Peki ama, benim Genel Müdürlüğüm döneminde, bu türden pek çok girişim olduğu halde, bu yüzden ceza almış bir tek kişi var mı? Yok! E ne oluyor peki? Niye bana tebelleş oluyorsun?" (Afiyet olsun, Yücel!)

(...)

(Kaynak: Büktel, "Türk Tiyatrosundan İnsan Manzaraları", sayfa 436-438. NOT: Bu kitabı okuyanlar, Yücel Erten gibi linççilerin, iftiralarla dolu o linç bildirisini neden imzaladıklarını gayet iyi anlıyorlar.)

 

("Açsalar bile güvenlik gerekçesiyle yine kapatırlar, olur biter" diyerek Feridun Çetinkaya ile Hilmi Bulunmaz'a defalarca belirttiğimiz tahminimizi tıpa tıp doğrular biçimde) "Güvenlik gerekçesiyle" kapatılan ve şimdilik, ebediyen kapatılmayacağını umduğumuz "Yeni" Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu hakkında, A. Ertuğrul Timur'un Medya Faresi sitesinden aktardığı kapatılma haberine link veriyoruz (İnşallah biz link verdik diye Timur, eskiden hep yaptığı gibi, yine sayfayı silip bizi yalancı çıkarmaya kalkmaz):

HİÇ DE SÜRPRİZ OLMAYAN BİR HABER!

Harbiye Çok Amaçlı Salonu Açıldığı Gibi Kapandı!

Lütfen, TIKLAYINIZ!

 

 

 

Linççilerin "sıvaları" dökülüyor:

 

COŞKUN BÜKTEL'İ "KÜFÜRBAZ" DİYE NİTELEYEREK BÜKTEL'E KARŞI GÜYA "TEMİZ TİYATRO" ADLI BİR LİNÇ KAMPANYASINA KATILMIŞ OLAN LİNÇÇİ YÜCEL ERTEN DİYOR Kİ:

 

Aaa, arkadaşlar şimdi gördüm bu Adem Dinç denen dalyarağı. Bu dörtvereni engelliyorum. Siz de zaten yeteri kadar "ortadaki sandık sike sike usandık" yapmışsınız.

Bozmayın asabınızı bu apdestsizlere :)

 

(KAYNAK: Yücel Erten'in kendi facebook sayfası.)

NOT: Silme, kazıma, "engelleme" gibi sansürcü ve linççi  yöntemlere karşı, üstte linkini verdiğimiz, söz konusu Yücel Erten sayfasını tümüyle aynen kopyalayıp kendi sitemizde yayınladık.

 

Yücel Erten denen bu devlet beslemesi, şımarık ve ağzı bozuk, küstah herif, bir zamanlar DT genel müdürüydü ve Büktel'in eleştirileri yüzünden Theope'yi engellemek, en akılda "kalıcı" marifetiydi.

 

Aşağıda, Yücel Erten'le bugün facebook'ta yaşadığım macerayı aynen aktarıyorum:

 

 

 

Coşkun Büktel: Yücel
Erten'den, tüm "hayırcıların" değil, yalnızca Yücel Erten ve
yağcılarının seviyesizliğini temsil ettiğini umduğum bir fıkra:

 

Coşkun Büktel

Yücel Erten, paylaştığım için, az öncesine kadar, bu sayfada, tam bu yazının yerinde, durmakta olan fıkrayı ve o fıkranın altına yaptığım yorumu sildiği gibi; sansürcü bir linççiye en yakışan şeyi de yapmayı ihmal etmedi: Facebook sayfasını bana yasakladı. Yücel'in sildiği ahmakçasına iğrenç fıkrayı kaydetmemiştim ama neyse ki, yorumumu kaydetmiştim. İşte (garibanları görünce "ortada sıçan" yapmayı seven ama Coşkun Büktel'i görünce çil yavruları gibi dağılıp bütün kapıları sımsıkı kapayarak başını kuma gömmekten ve "Büktel yoktur" hayaline sığınmaktan başka çare bulamayan) Yücel ve linççi hınk deyicilerinin, kimse görmesin diye sildikleri Coşkun Büktel yorumu:

AKP'ye karşı somut kanıt ve belgeler yerine kendi ilkelliğimizi sergilemekten başka işe yaramayan bu ahmakçasına alakasız ve iğrenç fıkralarla mücadele vermek zorunda kalıyorsak, AKP'nin önü açık demektir. Boku yedik demektir. Umarım bu fıkra tüm "hayırcıların" değil, yalnızca Yücel'in ve yandaşlarının seviyesizliğini temsil ediyordur.

Zavallı Yücel!... Senin neyine be yavrucuğum, herkesin denetimine açık, şeffaf ve demokrat facebook sayfası?!!... Sen kendini Coşkun Büktel mi sandın?!! Kapa kapılarını daha sıkı kapa!

Ama yazık ki kapıları kapamakta geç kaldın! Pek çok şeyi kaydettim. Göreceksin... Herkes görecek. Zavallı şapşal!
Devamını Gör

3 saat önce

 

Coşkun Büktel ‎"Çüktel, bu yorumun da ancak senin düğünde damat vuran bir dalkürek olduğunu gösterir... Şu yazdığımı herkes bir görsün de sonra engelleyeceğim seni hıyar aleyhisselam!..." diye bir yorum yazmış Yücel Erten bana yanıt olarak..

3 saat önce 

 

Coşkun Büktel

Beni sonra değil anında engelledin. Beni engellemeniz bir şey değil, Theope'yi ve Türk tiyatrosunu da engellediniz ve memleketi engellemeye de talipsiniz. O kötü.

Eğer hâlâ silmemişse Yücel'in yukarıdaki cevabının kaynağı:
http://www.faceboo...k.com/#!/profile.php?id=100000683649577&v=wall&ref=tsDevamını Gör

3 saat önce

 

Birsel Harputlu bencede yazık yaptığı yorum gerçekten seviyesizliğini gösteriyor.bencede kapılarını sıkı sıkı kapatsın.çoşkun bey ben sizi arka sıradakiler dizisi vesilesiyle tanıdım ama yazılarınızı zevkle okuyorum.

2 saat önce

 

Coşkun Büktel Sevgili Yücel, bana cevap yetiştirmeyi bırak da, sevgili linççi arkadaşın Mustafa Demirkanlı gibi, mevsime filan aldırmayıp bir an önce facebook sayfalarında bahar temizliğine (http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2009/12/iftirac-lincci-ve-sansurcu-tiyatro.html) başla! Öyle bana kapıları kapamak filan gibi palyatif tedbirlerle paçayı kurtaramazsın.

2 saat önce

 

NOT: KONUYLA İLGİLİ YORUM YAPMAK İSTEYENLER, COŞKUN BÜKTEL'İN FACEBOOK SAYFASINA GİRİP YORUM YAPABİLİRLER. BÜKTEL'İN FACEBOOK SAYFALARININ TÜMÜ (HER MİLİMETRE KARESİ) İLK GÜNDEN BERİ BÜKTEL'İ ARKADAŞ OLARAK EKLEMİŞ OLSUN VEYA OLMASIN "HERKESE" AÇIKTIR VE BÜKTEL, İŞİNE GELMEYİNCE KİMSEYİ AMA HİÇ KİMSEYİ SİLMEYE VEYA "ENGELLEMEYE" KALKIŞMAZ.

 

 

KÜFÜR ÖYLE OLMAZ BÖYLE OLUR / YÜCEL ERTEN REPERTUARINDAN:

"DALYARAK... ORTADAKİ SANDIK SİKE SİKE USANDIK... ÇÜKTEL... DALKÜREK... DÖRTVEREN..."

Bugün insanlara Facebook'ta bu ifadelerle saldıran Yücel Erten'in yıllarca bu ülkenin Devlet Tiyatrosunda genel müdürlük yapmış olması, benden başka hiçbir tiyatrocuyu veya (sanki kendileri Rahibe Terasa kadar temizmiş gibi, bana "küfürbaz" diyen) linç kampanyacısı  iftiracı teresleri ve sansürcü yayıncıları dehşete düşürmüyor mu? Bu bir "haber" değil mi? Bu haber, tiyatromuzun neden bu halde olduğunu açıklamıyor mu?

LİNÇÇİ YÜCEL ERTEN'İN GÜYA "HAYIR" PROPAGANDASI İÇİN ANLATTIĞI AHMAKÇASINA  İĞRENÇ FIKRAYI, BU KEZ ONUN ENGELLEYEMEYECEĞİ BİR ALANDA VE TÜM OKUR YORUMLARIYLA BİRLİKTE YAYINLIYORUZ

03 Eylül 2010 Cuma

Lütfen, TIKLAYINIZ!

 

***

 

"KÜFÜR KARŞITI"(!) LİNÇÇİ MUSTAFA DEMİRKANLI (SIÇMIŞ CAFER'İN BEZ GETİRİCİSİ OLARAK)

 

"KÜFÜR KARŞITI"(!) LİNÇÇİ YÜCEL ERTEN'İN KÜFÜRLERİNİ NASIL SAVUNDU?

 

Yazının devamını okumadan önce, lütfen, aşağıda alıntıladığım ifadeler arasındaki "Yücel'in ayarları öyle.." ifadesinin anlamına mim koyunuz!

 

GÜVENÇ DAĞÜSTÜN: bu (Adem Dinç kastediliyor CB) nasıl yorum yazabiliyor buraya ki? herkes görebiliyor mu bu paylaştıklarımızı?

ÇİĞDEM ERKEN: Yücel'in ayarları öyle..

(...)

YÜCEL ERTEN: Aaa, arkadaşlar şimdi gördüm bu Adem Dinç denen dalyarağı. Bu dörtvereni engelliyorum. Siz de zaten yeteri kadar "ortadaki sandık sike sike usandık" yapmışsınız.

(KAYNAK: Yücel Erten'in "herkes"e açık olarak ayarlanmış kendi facebook sayfası)

 

Yalan makinasından bile daha seri yalan üretebilen, iftiracı ve linççi psikopat  MUSTAFA DEMİRKANLI, yukarıda kaynağını vererek ikinci kez aktardığım ifadeleri sanki okumamış gibi görmezden gelip, bugün, kendi sitesinde, Yücel'in bokyiyicibaşısı olarak, Yücel'in galiz küfürlerini savunmaya çalışırken; yine, kanıtsız, belgesiz, linksiz, kaynaksız, dayanaksız olarak, Büktel'e şu şuçlamaları yöneltmiş:

Coşkun Büktel, facebook’da Yücel Erten’in sayfasına ulaşmış. Yücel Erten, kamuya açık olmayan, arkadaşlarıyla paylaştığı sayfasında bir şahıs için küfürlü konuşmuş, (Bu herkesin telefonda da yaptığı kötü bir alışkanlık ama bir alışkanlık.) bunu gören Büktel, hemen kopyalamış, -araya da “Theope’yi katmadan edememiş- ve sitesinde özel yazışmaları yayımlamış. Hızını alamayıp yayıncılara: “Bu Bir ‘Haber’ Değil mi?” diye yüklenmiş.

Hayır, bu bir “haber” değil”, özel yaşama tecavüz, özel yazışmaları izinsiz kamuoyuna açıklama suçunu oluşturan bir eylemdir. Benzer davranışı sergileyen arkadaşı Bulunmaz, OYÇED yazışma grubundaki (Bulunmaz'ın da adı geçen CB) özel yazışmaları, (bir muhbirin Bulunmaz'a göndererek özel olmaktan çıkarması üzerine CB) kendi bloğunda yayımladı, bu eylemine yönelik şikayet üzerine de savcı aynen bu gerekçeyle dava açtı, (Açtı da ne oldu? CB) yani suç unsuru olarak gördü. (Gördü de ne oldu? Demirkanlı, dava sonuçlanmış gibi konuşarak okurları yanıltmaktan, tabii ki, utanmıyor  CB) Hatta bu suç Anayasa’ya da eklenmek isteniyor. (İsteniyor da ne oldu? CB)

 

“Haber” Büktel’in işine geldiği gibi kabul ettiği bir şey değildir, “haber” özel yaşama tecavüz hiç değildir. (Eğer Yücel Erten denen ağzıbozuk linç iftiracısı, Demirkanlı'nın bu uyduruk yalanlarına inanıyorsa; ve  aralarına aldıkları bir islamcı vatandaşı "ortadaki sandık sike sike usandık" yapmanın, ve sonra hiç utanmadan hakimlerin karşısına çıkıp; bırakın hep birlikte sikelim şu herifi, kimse müdahale etmesin, bu bizim "özel" yaşamımızdır, anlamına gelen bir savunmayla, −Coşkun Büktel'i de dinleyecek olan− hakimleri inandırmanın mümkün olduğunu aklı kesiyorsa; hodri meydan, hiç beklemesin; sıkıyorsa, o da beni mahkemeye versin!)

(KAYNAK: Yukarıda yaptığımız alıntı, Demirkanlı'nın 3 Eylül 2010 tarihli ve "Coşkun Büktel: Bu Bir ‘Haber’ Değil mi? HAYIR" başlıklı yazısının (CB imzalı kırmızı notlar eklenmiş ve içindeki yalan ibareler CB tarafından koyu harfle vurgulanmış) tamamıdır. Yazıyı orijinal sayfasında (notsuz ve vurgusuz olarak görmek için, lütfen, TIKLAYINIZ!

NOT1: Yücel Erten bile, bu  kanıtsız, belgesiz, linksiz, kaynaksız, dayanaksız, apaçık yalan ve zavallı  bahanelerle karşıma çıkmaktansa, kuyruğunu kıstırıp efendice susmayı tercih etmişken; zaten olduğundan daha fazla kepaze olması mümkün olmadığından yalan ve iftirayla sorunu bulunmayan, (küfürbaz saydığı Büktel'e karşı linç kampanyası başlatmış) azılı linççi ve azılı iftiracı Demirkanlı, Yücel'in "bokyiyicibaşısı" ya da "sıçmış Cafer'in bez getiricisi" olarak ortaya çıktığı ve karakteri her pisliğe müsait olduğu için;

yarın öbür gün, pek çok zaman yaptığı üzere, bokunu örtbas eden kedi gibi, bu yazısını veya linkini de yine tahrif veya imha edebilir diye; söz konusu yazının aslını kendi sitesinde  (yine uyarıcı notlar ve yorumlar ekleyerek) yayınlamış olan Hilmi Bulunmaz'ın ilgili sayfasına da link vermeyi gerekli gördük: Lütfen TIKLAYINIZ!

NOT2: Bu sitenin okuru olduğunuza göre, büyük ihtimalle, bu ikinci nota haklı olarak, ihtiyaç duymayacaksınız. Ama, lütfen, Demirkanlı sitesinden başka bir şey okumayan tiyatroseverleri, aşağıda yazdıklarım bağlamında uyarın:

Lütfen (karşı görüşlere kural olarak değil,  ancak çok, çok, çok, çok ender olarak, demokrat bir izlenimle okurları yanıltmak amacıyla, işine geldiği zaman ve işine geldiği kadar ve işine geldiği formatta yer veren ve genellikle karşı görüşleri ya da linklerini uğratmadığı sahasında "tek kale maç yapmayı seven") linççi Demirkanlı'nın yazılarını,  dezenformasyona karşı sizi bağışıklı kılacak bir bilinç ve uyanıklık halinde okuyunuz!

Lütfen kendinizi linççi Demirkanlı'dan ve Demirkanlı sapığından medet umanlardan koruyunuz!

Her zaman dediğim gibi:

Mustafa Demirkanlı'yı midesi kaldırabilen, Demirkanlı'dan iğrenmeyebilen herkesten, tüm samimiyetimle iğreniyorum.

COŞKUN BÜKTEL

4 Eylül 2010

 

 

Yücel Erten, kendisine "edep yahu!" diyen Kâzım Şimşek'e karşı da sansürden (engelleme) başka çare bulamadı.

 

5 Eylül 2010

 

 

COŞKUN BÜKTEL: AKP'ye karşı somut kanıt ve belgeler yerine kendi ilkelliğimizi sergilemekten başka işe yaramayan bu ahmakçasına alakasız ve iğrenç fıkralarla mücadele vermek zorunda kalıyorsak, AKP'nin önü açık demektir. Boku yedik demektir. Umarım bu fıkra tüm "hayırcıların" değil, yalnızca Yücel'in ve yandaşlarının seviyesizliğini temsil ediyordur.

YÜCEL ERTEN: ‎Çüktel, bu yorumun da ancak senin düğünde damat vuran bir dalkürek olduğunu gösterir... Şu yazdığımı herkes bir görsün de sonra engelleyeceğim seni hıyar aleyhisselam!...

(...)

KÂZIM ŞİMŞEK: Yücel Erten'i Coşkun Büktel'e söyledikleri nedeniyle şiddetle kınıyorum ve kendisinden Coşkun Büktel'den özür dilemesini bekliyorum.

YÜCEL ERTEN: Kazım, sen kimsin lo? "Bulunmaz" Hint kumaşlarından mısın?

(...)

YÜCEL ERTEN: Yorulmayın arkadaşlar, ben bu tencere kapaklarından sıkıldım. Sayfamdan siliyorum bunları. Bu sataşmalarla sırnaşmaların varolabilme savaşı olduğunu sanıyorlarsa, allah versin, başka kapıya...

(...)

COŞKUN BÜKTEL: 5 Eylül 2010, 16:05  İktidarsızlık kompleksi içinde yaşadıkları anlaşılan bu zavallılar, sahip oldukları en küçük bir iktidar alanında (üç-beş kişinin izlediği bir facebook sayfasında) bile, derhal birilerini yasaklayarak, birilerine sansür koyarak kendilerini muktedir hissetmeye çalışıyorlar. Birilerini “engellemek, birilerini sansür etmek, onlara utanç yerine gurur veriyor. Kendilerini ancak bu biçimde var edebiliyor, komplekslerini ancak bu biçimde tatmin edebiliyor, yaşadıklarını ancak bu biçimde hissedebiliyorlar. Bir an için, bunların küçücük bir facebook sayfasında değil de, tüm Türkiye’de iktidar olduklarını düşünün! Ülkenin nasıl bir batağa saplanacağını hayal edebiliyor musunuz? Biz 1992′den beri yazdığımız yazılarla, o yazılardan oluşturduğumuz kitaplarla (“Türk Tiyatrosundan İnsan Manzaraları”, “Yönetmen Tiyatrosuna Karşı”) ve bugün de internet yazılarımızla bunlara karşı “sırf iş olsun diye”, “boşu boşuna” mücadele ediyor değildik/değiliz.

 

Kâzım Şimşek, engellenmesinden önce atik davranıp, Yücel Erten'in sonradan engelleyeceği tüm yorumları kopyaladı ve kendi sitesinde yayınladı. Yücel'in budayıp kuşa çevirerek (emekli olmasından önce DT'de sahnelediği oyunlar kadar abuk hale getirdiği) sayfanın "son abuk hali" de;

yorumların budanmasından önceki "ilk orijinal hali" de;

şimdi, "Hayatımın Renkleri" başlıklı Kâzım Şimşek blogunun yorumculara açık ilgili sayfasında görülebilir. Kâzım'ın ilgili sayfasına (yukarıya da aktardığım)5 Eylül 2010, 16:05 tarihli ilk yorumu ben yaptım.

Tartışmayı tüm katılanların tüm yorumlarıyla eksiksiz izlemek ve yorumlarınızı "özgürce" eklemek için, "Hayatımın Renkleri" başlıklı Kâzım Şimşek blogunun ilgili sayfasını, lütfen...

TIKLAYINIZ!

 

 

BONUS:

 
 
Ahmet Levendoğlu, Yücel Erten, Güngör Dilmen,
Özdemir Nutku ve Tuncer Cücenoğlu'dan
 

 

 

 

 

(Başka sitelerin açıklamaya yanaşmadığı)

 

İBRET VERİCİ "OMURGASIZLIK" BELGELERİ

 

 

 

 

 

 

 

 

© coskunbuktel.com