
H. HİLMİ BULUNMAZ ve
COŞKUN
BÜKTEL (1)
Mustafa Demirkanlı
(Bu
yazı, 17 Nisan 2007
tarihinde önce tiyatrodergisi.com.tr'de yayınlanmış, akabinde,
tek virgül kısaltmaksızın,
sitemize aktarılmıştır.)
Mehmet Akan yoğun bakıma
alınmış...
…Halkın
ruhunu yok eden televizyon canavarına ruhunu teslim eden Mehmet
Akan, yıllar önce ölmüştü. 67 yaşında bir ceset olan Akan’ın
fiziksel ölümü pek bir anlam taşımıyor… (7.7.2006)
Bir ölüm haberi daha
gelecek
“Kralın soytarısı, padişahın
dalkavuğu, burjuvazinin tiyatrocusu” olan insanlardan bir Lale
Oraloğlu yoğun bakımda. Seksen iki yaşında olan Oraloğlu, doğal bir
sürecin sonuna geldi. Ölecek…
Beyin kanaması geçiren
Oraloğlu, kendine gelir gibi olduğu anlarda neler düşünüyor?.. Çok
merak ediyorum doğrusu…
“Politik ve ekonomik sosyeteye
hizmet edeceğime, işçi sınıfına hizmet etmiş olsaydım daha doğru bir
iş yapmış olur muydum?..” Bu ve buna benzer sorular soracak düşünce
kırıntılarına sahip bir insan olabilir mi Oraloğlu?.. (Salı, 28
Kasım 2006)
Coşkun Büktel, Hilmi Bulunmaz
ikilisi sitelerinde önüne gelene küfredip, hakaretler yağdırırken,
uzun süre ses çıkartmamış, bulaşmaya değmez demiştim. Sonunda
sabrım taştı. Şunların sitelerini bir tarayayım dediğimde yukarıdaki
iki habere de rastladım Hilmi Bulunmaz’ın sitesinde, ilk tepkim ana
avrat sövmek oldu, insanlıktan nasibini alamamış, kendini sosyalist
ilan eden bu meczup daha da ilgimi çekti, google’da taradığımda ise
şu taziye mesajı ile karşılaştım, tek sosyalist Bulunmaz efendinin:
“Gazetenizin
imtiyaz sahibi Nezih Demirkent'in ölümü nedeni ile çok üzgün
olduğumuzu belirtir, gazetenizin başarıyla devamını dileriz.
Kuyumcu Dünyası,
Uluslararası Gazete İmtiyat Sahibi / Hüseyin Hilmi Bulunmaz Genel
Yayın Yönetmeni / Mehmet Cemalettin Bulunmaz”
Mehmet (Akan) Abi’ye, tanıdığım
en dürüst, en cefakar, mümtaz insan Mehmet Abi’ye ölümle didiştiği,
acılar içinde kıvrandığı yatağındayken, ölümü beklerken bu satırları
yazabilen birinin insanlığından şüphe etmedim, şüphe edilecek bir
yanı olamaz da, olsa olsa şerefsiz bir insan müsveddesi olur. İyi ki
o tarihte karşılaşmamışım bu satırlarla, tepkim çok daha büyük
olurdu.
Yukarıdaki alıntının tümü şöyle:
“12 Eylül Faşizmi ülkemizin “miladı” sayılır. Cuntanın tüm
ülkenin özgürlüklerini askıya aldığı gün, birçok kişi ve kuruluş
“nasıl teslim oluruz?” sorusuna yanıt arıyordu. Dostlar Tiyatrosu ve
“emekçileri” de bu soruyu nesnel olarak soranlardan…
Cunta iktidara el koyduğunda, Mehmet Akan Dostlar Tiyatrosu’ndaydı
ve “sanırım” yine nesnel anlamda bu sorunun yanıtını arayan
“emekçiler”dendi. Gel zaman git zaman zaten ödünç alınmış sosyalizm
lafı rafa kaldırıldı ve televizyon gülü olmaya karar verildi. Şişede
durduğu gibi durmayan faşizm, birçok kişi ve kuruluşla birlikte
Mehmet Akan’ı da teslim almıştı. O dizi senin, bu dizi benim
koşturan Mehmet Akan, Bizimkiler dizisinin apartman yöneticisi Sabri
Bey olduğunda, kendi yazgısını da belirlemişti. Halkın ruhunu yok
eden televizyon canavarına ruhunu teslim eden Mehmet Akan, yıllar
önce ölmüştü. 67 yaşında bir ceset olan Akan’ın fiziksel ölümü pek
bir anlam taşımıyor…”
Bürütüs öldü!..
Türkiye tiyatrosunu
hançerleyen insanlardan biri olan Zeki Göker öldü. Sol adına tiyatro
yaptığını iddia eden ve ne denli solculuğa aykırılık varsa,
hiçbirini aksatmadan yerine getiren Göker’den kurtulduğumuza
sevindiğimi dile getirmek durumundayım… (Perşembe, 21 Aralık 2006)
(Zeki Göker’in ardından da bu girişli yazıyı yazmıştı, neden
sağlığında yazmayıp da öldükten sonra yazdığının gerekçesini ise
aşağıdaki yazıda açıklıyordu.
Bürütüs'ün ölümüne neden
sevindim?
http://bulunmaztiyatro.com/index.php?option=com_content&task=view&id=248&Itemid=39
Uzun uzun kazık yediğini
anlattığı bir yazı, merak edenler ilgili linkten okuyabilir.
Gerekçesi ise şuymuş: “Not:
Şimdiye dek sitemizde bu konuya pek değinmememizin asal nedeni, Zeki
Göker’in zehrini kimseye akıtma olasılığının kalmamasıydı…”
Ama, gerçekten Zeki Göker zehir
akıtıyorsa, öldükten sonra hiç şansı kalmamıştı, ama bu ahlaksız,
ölümü bekleyip ardından konuşacak, küfürler yağdıracak kadar
insanlıktan nasibini almamış biri. Nasıl olsa, artık kendini
savunamaz…diye düşünmüş olmalı… terbiyesiz.
Sosyalistmiş… hadi be sende. Bir
sosyalist önce insanı sever, sonra namusludur, kimsenin arkasından
konuşmaz, hele hele öldükten sonra bir insanın arkasından hiç
konuşmaz, çünkü artık kendini savunacak durumu kalmamıştır. Ama bu
pespaye adam, korkaktır, yalancıdır ve insanların ölümünden sonra
konuşacak, küfredecek kadar da alçaktır. Bu adamdır Coşkun Büktel’in
en yakın dostu, yayıncı kankasıdır, sitelerinde birbirlerini
pohpohlayıp dururlar.
Neymiş Mehmet Abi’nin suçu?
Dizilerde oynamış.
Ama, bukalemun Bulunmaz’lar,
tiyatro yayıncısı kimlikleriyle, ölüm döşeğindeki tiyatro
insanlarına küfürler ettikten sonra, Nezih Demirkent’in ardından
biatlerini sunmaktan erinmiyorlar, ama bu kez bu kez Kuyumcu
Dünyası, Uluslararası Gazete kimlikleriyle.
Bu girişten sonra, Coşkun
Büktel-Hilmi Bulunmaz ilişkilerinin boyutunu, hacker’lık
serüvenlerini, yalanlarını ve hepsinden öte Bulanmaz’ların,
Sosyalist (!) Bulunmaz’ların kimliklerini, gerçek işlerini
irdeleyerek tanıyalım.
***
Mehmet Abi’nin Suçu Neymiş?
“… Halkın ruhunu yok eden
televizyon canavarına ruhunu teslim…”
etmiş.
Lale oraloğlu’nun suçu neymiş?
“Politik ve ekonomik sosyeteye
hizmet edeceğime, işçi sınıfına hizmet etmiş olsaydım daha doğru bir
iş yapmış olur muydum?..” Bu ve buna benzer sorular soracak düşünce
kırıntılarına sahip bir insan olabilir mi Oraloğlu?..
Peki, Hüseyin Hilmi
Bulunmaz’ın gerçek işi ne?
“Sahaf” olduğunu sanıyorsanız,
ciddi biçimde yanılıyorsunuz. “Sarraf” bile değil, “Kuyumcu”, yani
altın ticaretiyle uğraşan, ayrıca Zümrüt işleme kalemleri ticaretini
uluslar arası boyutta yürüten, yani aslında “halkın ruhu”na hitap
eden, sosyeteye hizmet etmeyen, onurlu bir işin sahibidir kendileri.
Hüseyin Hilmi Bulunmaz,
utanmadan, sıkılmadan sitesinde kendi ile ilgili şunları da
yazabilen biridir:
“'Oha filan oldum yani'
Bugün akşam yemeğinde; havuç
ve patates destekli enginar, salçalı makarna, kıvırcık salata,
uskumru çirozu, antep fıstıklı tahin helva, pudra şekerli çilek
yedim...”
Hakikaten, O’ha ya da çüş derler
insana. Arkadaşları ev kirasını ödemek için didinirken, insanlar
kuru soğan ekmekle karnını doyururken bu ülkede, nasıl da insanlarla
alay edercesine aktarıyor yediklerini, anlamak mümkün değil bu
sosyalist (!) kuyumcunun?
Sıcak evinde oturup, yediği
zengin akşam menüsünü ballandıra ballandıra aktaran, sonrasında da:
“…hem bu taşıma şirketinin güven veren duruşu ve hem de
kuyumculuğun ‘yasal olmayan ticari yanı bulunması’ nedeniyle, zaman
zaman küçük paraları yollayabiliyorduk. Hatta, işin açıkçası altın
bile yolladığımız oluyordu.” demekte bile sakınca görmeyen bu
tüccar, yok canım tüccar olur mu, tüccarlara haksızlık etmeyeyim,
düzenin uyanık ferdi, köşe dönücüsü… düzen adamı… emeği ile yaşam
mücadelesi veren Mehmet Akan’a, Lale Oraloğlu’na dil uzatabiliyor…
terbiyesiz.
Bu kişinin, bu terbiyesizin,
Coşkun Büktel’le ilişkisine de geleceğim tabii ki… Ama bu meczup’u
biraz daha tanıyalım. Öncesinde, Coşkun Büktel’e bakarak.
Sansürcüler
Kim? Biz: Tiyatro… Tiyatro…
Dergisi,
www.tiyatrodergisi.com.tr,
www.tiyatrom.com,
www.tiyatronline.com,
www.tiyatroevi.com ve diğer siteler ve de dergiler. Niye
sansürcüyüz? Skandallar var ve biz bunları okura duyurmuyoruz.
Okurun bilgilenme hakkına saygısızlık yapıyoruz. Neymiş bu? “OYÇED
Skandalı”, “Çığ Skandalı”, “Özdemir Nutku Skandalı”, bunları okurdan
gizliyormuşuz. Kimsenin, hiçbir şeyi kimseden gizlediği yok. Merak
edenler gidip baksın
www.coskunbuktel.com a ve okusunlar
skandalları. Skandal filan değil, bir meczubun haykırışları,
hepsinin ortak paydası Theope, birileri Theophe’yi engelliyor.
Özdemir Nutku engelledi, Tuncer Cücenoğlu D.T. Edebi Kurul üyesi
olduğu için engelledi, Özdemir Nutku ise OYÇED’in Onur Kurulu’na
seçildiği için “OYÇED Skandalı” oluştu. Ama, Tiyatro Oyun Yazarları
Derneği’nin adına bile rastlamazsınız yazılarında Büktel’in, çünkü o
mesele ile ilgili değildir, kişilerle ilgilidir. Geçen gün Ertuğrul
Timur’un kullandığı bir alıntıyı aktarayım yeri gelmişken:
"Aptallar
kişilerle, orta zekalılar olaylarla, zeki insanlar ise kavramlarla
ilgilidir."
Coşkun Büktel, Theope ile kafayı yemiş, burnunun ucunu dahi
görememektedir. Tehope için, Türkçe’de yazılmış en iyi oyundur der,
sonrasında da ekler, aksini iddia eden ispatlasın.
Özdemir Nutku ve Tuncer Cücenoğlu
diyelim ki Theope’yi engelledi, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda Ali
Taygun rejisiyle ortaya çıktı Theope, ama orada da ortalığı
karıştırıp oyunu kaldırtan, kaldırılmasına neden olan Büktel’in
kendisi idi. Herkes salak, herkes cahil, zaten bu oyunu yapabilecek
biri de yok, O halde… peki, dön be kardeşim, sosyalist kuyumcuna
dön, onun tiyatrosunda (Sahnesinde değil) sahnele, sen yönet,
Bulunmaz Tiyatro prodüksiyonu olarak izleyelim. Ne bağırıp
duruyorsunuz, elinizi tutan mı var? Kişilerle uğraşmaktan vazgeçin?
Beni de kişilerle uğraşır konumuna getirmekten vazgeçin?
Coşkun Büktel için Hilmi
Bulunmaz’ın önemi Ne?
Bakalım,
www.coskunbuktel.com un sağ sütununda Büktel’in Gör
Dediği Linkler’e: Bu linklerden yaklaşık % 80’i Hilmi Bulunmaz’ın
yazılarına verilmiş linklerdir. Kısa alıntılarla içerikleri hakkında
bilgi veriyorum. Merak edenler ilgili siteye gidip bakabilir.
"’Oyun’ dergisi çıkıyor!
Hilmi Bulunmaz'dan
öğrendiğime göre, "Oyun" dergisi 32 sayfa ve kuşe olarak ve 1 Lira
fiyatla çıkacak. Bulunmaz, "Oyun" dergisinin nasıl bir dergi olacağı
hakkında ayrıntılı ve iddialı bir yazı yazmış:
Yazısında, "reklam pastasına
göz dikmeyip, 'bir hırka bir çorba' anlayışıyla hareket
edeceğinden, kimsenin çanağını yalayan köpek durumuna düşmeyecek"
diyerek, dergisi hakkında büyük konuşup kendini bağlamaktan
çekinmeyen Bulunmaz'a başarılar diliyor; "hakikati" görmezden
gelmediği, okurların bilme hakkına saygılı olduğu ve teknik
mükemmellik için gerekli emeği esirgemediği sürece, kendisine her
türlü desteği vereceğimizi kamuoyu önünde taahhüt ediyoruz.”
(M.D.’nin notu: “Kuyumcu Dünyası Dergisi’nde hırka ve çorba yok,
enginar ve diğerleri vardı, unutmayalım. Coşkun Büktel’in ilgisini
çekmese bile.)
“Devlet Tiyatroları İntihar
Ediyor
Aynı haber üzerine, Hilmi
Bulunmaz'ın enteresan yorumu için, aşağıdaki başlığa tıklayınız:
Çürümüş, küflenmiş, intihar etmiş
bir ceset: Devlet Tiyatroları”
“Okurların bilme hakkına dair
Hilmi Bulunmaz,
(beceri ve titizlik konusundaki tüm handikaplarına rağmen) hakikati
görebilme cesaretine sahip, adanmış (idealist) yayıncı kimliğiyle,
Türk tiyatrosundaki biricik örnek olmayı sürdürüyor.” (M.D.’nin
notu: İdealist sözcüğünü unutmadan okunmanızı salık veririm. Altın,
zümrüt ve idealizim.)
“Hilmi Bulunmaz,
çıkardığı "Oyun" dergisiyle ilgili olarak yaptığımız eleştirileri,
bu ülkede bir örneği daha bulunmayan bir tavırla karşıladı.”
(M.D.’nin notu: Okur, Coşkun Büktel’in
“Ben Bu ‘Oyun’da Yokum” yazısını tam bu sırada okumalı. Okumalı
ki, itirazının gerçek nedenini anlasın: Özensizlik mi yoksa kendi
yazısındaki hatalar mı? Büktel’in derdi kendi mi yoksa Oyun Dergisi
mi?)
“Tiyatro Kursları Piyasası
Hilmi Bulunmaz,
yeni açtığı Oyun başlıklı sitede (www.tiyatroyun.com) tiyatro
kursları piyasası hakkında, piyasanın taraflarından biri olarak
görüş belirtiyor.”
“‘AKM yıkılıyor’ haberi yapan
tiyatro sitelerine, Hilmi Bulunmaz'dan mesaj:
‘Günaydın!’”
“Hilmi Bulunmaz'a
gönderilen bir e-mail mesajına göre:”
“Yukarıda linkini verdiğimiz yazı
hakkında Hilmi Bulunmaz'ın görüşünü okumak için lütfen
tıklayınız:”
“Adam gibi bir tiyatro dergisi
nasıl olmalı? Hilmi Bulunmaz, gerekli kriterleri açıklıyor:”
“Hilmi Bulunmaz,
Özdemir Nutku'yu neden okumuyor?”
“Hilmi Bulunmaz,
Özdemir Nutku'nun 60. sanat yılı "onuruna" gösteri sunan Zafer
Diper'i ağır ‘yargı’lıyor:”
Biri
ölüm döşeğindeki insanlara küfrederken, diğeri onu
namuslu kalem olarak lanse ediyor. Zaten Coşkun Büktel’in
genel karakteridir. Yanına birini alır, iliğini sömürene kadar
kullanır ve atar.
“Ben Bu ‘Oyun’da Yokum” yazısını okuduğunuzda da
göreceğiniz gibi, ilerisi için kendine zemin hazırladığını fark
edeceksiniz. “Ben onu da eleştirmiştim” diyebilmek, kendini korumaya
almak için yaptığını anlamanız için, Büktel'in önceki ilişkilerine
bakmak yeterli olur. Bir aralarda Feridun Çetinkaya isimli biri
vardı, ona site açtırmıştı. Sitede yayıncının kimliğine ilişkin
hiçbir açıklama yoktu, Büktel ise bu durumu yayıncının yani Feridun
Çetinkaya'nın mahçup biri olması olarak açıklayabiliyordu.
Büktel, sürekli bir tetikçi
kullanır, gözlerini boyar, kendine mürit kılar ve etrafa saldırtır.
Coşkun Büktel’i tanımayanlar için: Yaklaşık 15 yıl önce Theope
isimli bir oyun yazmıştır, bu oyunun Türkçede yazılmış en iyi
olduğunu iddia eder. Theope’yi sahneleyebilecek kimsenin olmadığını
iddia eder ama sahnelenmesini engellediğini sandıkları insanlara da
sürekli küfreder. Yukarıda sıraladığımız gibi “Skandallar” vardır ve
bu skandalların dışında hiçbir şey yoktur Türk tiyatrosunda. Zaten
Türk tiyatrosunda bir tek Coşkun Büktel vardır ve Coşkun Büktel bu
güne kadar bir tek oyun yazmıştır. (Shakespeare'siz Herifler’i
saymıyoruz, çünkü Theope’nin hıncıyla yazılmış bir oyuncuktur.)
İkinci oyununu 15 yıldır gören, yazdığına ilişkin bilgisi olan
yoktur, tesadüfi bir başarıdır Büktel’in ki. Ve onunla yatıp, onunla
kalkar ve önüne gelene küfreder.
Coşkun Büktel, oyununu yazdıktan
sonra çalmadık kapı bırakmamış, her tarafa ve çok sayıda tiyatro
insanına gitmiş, danışmıştır. Yapılan eleştirilere kızmış, mükemmel
diyenleri alkışlamıştır. Ancak, sonrasında sahnelenmesi için destek
vermediklerini düşündüğü için, alkışladığı herkese aklına gelen her
çamuru atmıştır.
Büktel için,
kendisini pohpohlayan bir yayıncının Hacker’lık yapmasında hiç bir
ahlaki sorun yoktur. Bu skandal değildir.
Büktel için,
kendisini pohpohlayan bir yayıncının okuru kandırmak için
sitesindeki sayacı manüel olarak ayarlamasının da bir sakıncası
yoktur. Bu skandal değildir.
Büktel için,
kendisini pohpohlayan bir yayıncının ölüm döşeğindeki insanlara
küfretmesinin de bir önemi yoktur. Bu skandal değildir.
Büktel için,
kendisini pohpohlayan bir yayıncının yalan söylemesinin hiç önemi
yoktur, yalanları Büktel için skandal değildir.
Sonraki yazımda tüm bunları ele
alacağım, belgeleriyle.
Yukarıdaki alıntılar:
http://tiyatroyun.blogspot.com/
http://bulunmaztiyatro.com/
http://hilmibulunmaz.com/content/blogcategory/38/111/
http://www.bulunmaz.com/
http://www.coskunbuktel.com/ sitelerinden alınmıştır.
Mustafa Demirkanlı / 17 Nisan 2007
COŞKUN BÜKTEL'in
EDİTÖR NOTU:
"Kim Değişti" başlıklı dosyamızda
şöyle demiştik:
"Demirkanlı, bu iddialarını
kanıtlamazsa şerefsizdir. Kanıtlıyorum diye, kanıta muhtaç
iddialardan başka bir şey ortaya koyamazsa, yine şerefsizdir. (Ve
bana sorarsanız, Demirkanlı'yı şerefli kılacak üçüncü bir şık
yoktur.)"
(Bakınız: Coşkun Büktel,
"Kim Değişti?")
Demirkanlı tam tahmin ettiğim şeyi
yapmış: "Ben yalancı olabilirim, belgelediğin yalanlarım için cevap
bulamayabilirim, ama senin arkadaşların da "meczup" ve
"tetikçi" diyerek; bana cevap veremediğinden, cevap yerine yine
suçlamalar üreterek, arkadaşlarıma sataşmış.(*)
Bu durumda, asıl cevabı, umarım,
arkadaşlarım verecektir (ve umarım, cevap haklarını önce
Demirkanlı'nın sitesinde kullanabileceklerdir.) Arkadaşlarımın
cevabı beni kesmezse, ben de bir şeyler söyleyebilirim; ama
"şerefsiz" dediğim ve bu cevabıyla şerefsizliğini bir kez daha
kanıtlamış bir insana daha fazla ne diyebilirim, bilemiyorum.
Hele bekleyelim de, Demirkanlı, (1).
bölüm olarak sunduğu yazısını bir sona erdirsin. (Güncelleme:
Demirkanlı yazısının 2. bölümünü ve Büktel'in cevabını okumak için,
tıklayınız:
H. HİLMİ BULUNMAZ VE
COŞKUN BÜKTEL(2 VE SON)
(*) Demirkanlı'nın bana yönelik "Theope"
sataşmalarını ciddiye almak zorunda değilim, çünkü ("Theope" yi
okuduğunu bile sanmadığım) Demirkanlı'nın tiyatrodan anlamadığını
herkes bildiği gibi, bu gerçeği Demirkanlı'nın kendi sözleriyle de
kanıtlayabilecek durumdayım:
(...) "5441 sayılı Devlet Tiyatroları Yasası benim,
yani tiyatro ile ilgili en küçük bir eğitimi olmayan, tiyatroyla
ilgili sanatsal ve estetik bir birikimi olmayan benim, Genel
Müdürünüz olmama izin veriyor,"
(...)
(Bakınız: Mustafa Demirkanlı,
"Kamu-Sanat
Kurumları İlişkisi (1)")
coskunbuktel.com'dan okurlara "bonus":
BÜKTEL/DEMİRKANLI
/BULUNMAZ POLEMİĞİ
(Eskiden yeniye
doğru tarih sırasıyla)
MUSTAFA DEMİRKANLI'YA YANIT: COŞKUN BÜKTEL'E
SANATSEVERLER DEĞİL, ANCAK SANATSAVARLAR YALANCI DİYEBİLİR
COŞKUN BÜKTEL
MUSTAFA DEMİRKANLI SİNSİ YALANLAR VE
TAHRİFLERLE OKURLARI CAYDIRMAYA ÇALIŞIYOR
önemli
COŞKUN BÜKTEL
ARTIK
SIKINTI VERMEYE BAŞLADIN COŞKUN BÜKTEL
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI'YA SON (OLMASINI UMDUĞUM) CEVAP
COŞKUN
BÜKTEL
COŞKUN
BÜKTEL'İ ANLAMAK...
MUSTAFA DEMİRKANLI
KİM DEĞİŞTİ?
COŞKUN BÜKTEL
H. HİLMİ
BULUNMAZ VE COŞKUN BÜKTEL(1)
MUSTAFA DEMİRKANLI
H. HİLMİ BULUNMAZ VE
COŞKUN
BÜKTEL(2 VE SON)
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI'YA (BİR KEZ DAHA) SON OLMASINI
UMDUĞUM CEVAP
COŞKUN BÜKTEL
HAY ALLAH
MUSTAFA DEMİRKANLI
DEMİRKANLI, YALANLARINI SÜRDÜRÜYOR
HİLMİ BULUNMAZ
VEKALET DÖNEMİ
MUSTAFA DEMİRKANLI
YALANI YALANLA
ÖRTMEK
HİLMİ BULUNMAZ
(Yukarıdaki başlığı taşıyan yazı,
tiyatrom.com'da yayınlanması için, 2 Ağustos 2007'nin ilk
dakikalarında ―tam olarak, saat
00.29'da― A. Ertuğrul Timur'a
gönderilmiş, henüz/hâlâ yayınlanmamıştır. Büyük ihtimalle,
Bulunmaz'ın önceki yazısı gibi, cevabıyla aynı anda yayınlanacaktır.
GÜNCELLEME: tiyatrom.com'un sahibi A.
Ertuğrul Timur, Bulunmaz'ın "Yalanı Yalanla Örtmek" yazısını sansür
etmiş, asla yayınlamamıştır.)
YALANI YALANLA ÖRTMEK
HİLMİ BULUNMAZ
KIVIRTMA COŞKUN
MUSTAFA DEMİRKANLI
SKANDAL KONUSUNDA MUSTAFA DEMİRKANLI'NIN
İFTİRALARINI HİLMİ BULUNMAZ NASIL YANITLADI?
BULUNMAZ / DEMİRKANLI
COŞKUN BÜKTEL BULAŞMA, İŞİNE BAK!
MUSTAFA DEMİRKANLI
İŞ YAPAN, BULAŞIR!
HİLMİ BULUNMAZ
|