Anasayfa Polemik İnceleme   Büktel Hakkında  İlkemiz Büktel'in Gör Dediği Arşiv İletişim

 
BÜKTEL'İN DESTEK GEREKÇESİ:
Mehmet'in ifadesini abartısız ve inandırıcı bulduğum, yalan söylemiş olacağına ihtimal vermediğim ve Mehmet'in maruz kaldığı zorbalığın gerçekleştiğine ikna olmama rağmen karşı çıkmazsam, aynaya rahat bakamayacağım için...

Coşkun Büktel

 

 

MEHMET ATAK DİLEKÇESİNE DESTEK

 

Levent Arslan

1 Aralık 2008

 

Degerli Yurttaslar,

Mehmet Atak, Vicdani Retci Mehmet Bal`i destekleyen 20 kisilik grubun Beyoglu`nda yaptigi basin aciklamasi sonrasinda kimlik toplayan bir sivil sahsin, kimligini gostermeden kimlik soramayacagi konusunda diger yurttaslari uyardi.

Mehmet Atak, sivil sahsin sadece kimligini degil, savciligin talimatini da gormek istedi.

Bu nedenle gozaltina alindi.

Bu nedenle haklari ihlal edilerek 4 saat gozaltinda tutuldu.

Siradan bir durum!..

Mehmet Atak iste bu siradan durumu Istanbul Valiligi Insan Haklari Kuruluna bir dilekceyle bildirdi. 

Devlet, Bakanin aciklamasina gore: 1.000.000 asker `kacagini` dogal karsiliyor olmali ki, durustce ret hakkini kullanan Mehmet Bal`i 6 senedir icerde yatiriyordu.

Mehmet Bal Cikti ve cok gecmeden tekrar gozaltina alindi.

Mehmet Atak da bir kucuk grupla birlikte anayasayla guvence altina alinan gosteriye katilma hakkini kullandi. 

Mehmet Bal`a reva gorulen zulme demokratik tepkisini gostererek en dogal hakkini kullandi.

Ve guvenligi saglamakla gorevli kimselerin hukuka uygun hareket etmeleri gerektigini soyleyerek, bir yurttasin yapmasi gerekeni yapti.

Mehmet Atak`i yalniz birakmak yalniz kalmaktir, diye dusunerek baslattigim destek kampanyasina katilacaginizi dusunerek bu maili yolluyorum. 

Linkler:

Mehmet Atak`i destek Kampanyasinin surduruldugu blog:

Mehmet Atak`in dilekcesini okumak ve desteklemek icin:

Mehmet Atak`in dilekcesini destekleyenleri gormek icin:

saygilarimla

levent arslan

muhendis

NOT: Arslan'ın metnini, düzeltme yapmaksızın, kendi imlasıyla aktardık. CB.

 

 

BÜKTEL'İN GÜNLÜKLERİNDEN 8

THEOPE'Yİ HANGİ KOŞULLARDA YAZDIM

 

Coşkun Büktel                                               30 Kasım 2008

(...) Gerçekte gürültünün kendisinden çok, gürültüye neden olan insanların duyarsızlığı ve duyarlılığım yüzünden bana düşman olmaları sinirlendiriyor beni. Oğuz Atay'ın dediği gibi: "Neden böyle yapıyorsun, sevgili halkım?" Evet, az gelişmekte ısrarlı sevgili halkımla ilişkilerim hiç de parlak durumda sayılmaz: Üst kattakiler, aylar süren işkenceden sonra, hâlâ ıstırabıma kulak asmadıkları için, belediye memuru getirterek, sonunda horozlarını kestirdiğimden bana fena halde düşmanlar. Hamamcı, mahallede ayrı ayrı beş hanenin imzaladığı belediye dilekçesinin mucidi olduğumu bildiği için (Çünkü onu da, dilekçeden önce en az iki kez gidip, bacaları yükseltmesinin ve kalorifer penceresini kapatmasının neden gerekli olduğunu efendice izah etmiştim.) beni bir tenhada kıstırsa boğacakmış gibi bakıyor yüzüme (...)

LÜTFEN TIKLAYINIZ!

 

Bugün Temel Demirer "Ben, devletime ‘katil’ dedirtmem. Bu düşünce özgürlüğü degil.” diyen Adalet Bakanı’nın icazetiyle  TCK 301 ve TCK 216’dan yargılandı, dün aynı bakanın katlinden sonra TC tarihinde bir ilk olarak devleti ve hükümeti adına özür dilediği, onyedi yaşındaki bir çocuğun silahlı polis şiddetiyle felç kalmasını protesto ederken gözaltına alınan Engin Ceber’in hapishanede öldürüldüğü cografyada, eğer aklınız ya da kalbiniz varsa ve onlara ihanet etmiyorsanız yarın sizin başınıza ne geleceği hiç belli olmaz.

 MEHMET ATAK

 

 

MEHMET ATAK'TAN MESAJ

 

23 Kasım 2008

 

TIKLAYINIZ!

 

"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV DİZİSİNDE BÜKTEL KATKISINDAN tadımlık BİR ÖRNEK

(23 Kasım 2008 Pazar, 20.00'de yayınlanacak 52. Bölüm'den)

20 Kasım 2008

 

 

 

 

 

 

 

 

Barış Büktel'in canlandırdığı öğrenci Ali, "parçaları birleştirerek", Barış'ın Mavi Sakal olduğunu kanıtlamaya çalışıyor

Coşkun Büktel'in yazdığı sahneyi okumak için...

TIKLAYINIZ!

 

Çetinkaya

maaşlarından başka kaybedecek hiçbir şeyi olmayan Lemi Bilgin ve Ertuğrul Günay gibi "memurlara" kamuoyu önünde en kazık soruları sorarak, "Ölüleri Gömün skandalına" sağır kulağı verdikleri için, onları bir kez daha

 "cezalandırıyor"

DEVLET TİYATROLARI ÖLÜLERİ GÖMDÜ MÜ?

Feridun Çetinkaya / 19 Kasım 2008

(...) Bir tiyatrocu Ölüleri Gömün’ü sahnelemek için göğsünü gere gere onlarca sağlam gerekçe gösterebilir. Peki bir tiyatrocu Ölüleri Gömün gibi bir oyunun sahnelenmesini engellemek, bırakın engellemeyi, sahnelenmesini geciktirmek için bile, ne tür bir haklı gerekçeye sahip olabilir ki?

Bilgin, rol dağılımı ilan edilip panoya asılmış ve provalarına başlanmış Ölüleri Gömün projesini geçen yıl niçin durdurduğuna, engellediğine ilişkin kamuoyuna bugüne dek “hiçbir” açıklamada da bulunmadı.

Bilgin’in Ölüleri Gömün’ü engellemesi alelade bir işgüzarlık mı? Durumdan vazife çıkarmanın sonucu bir çeşit otosansür, bir çeşit Bekçi Murtazalık mı? Lemi Bilgin, bu savaş karşıtı, antimilitarist oyunun “birilerini” rahatsız etmesinden çekindiği için, dolayısıyla oturduğu genel müdürlük koltuğunu riske atacağını düşündüğü için mi ısrarla engelliyor?
(...)

TIKLAYINIZ!

 

Boğaziçi Üniversitesi            Çeviribilim bölümü, Çeviri Kulübü başkanı Yard. Doç. Oğuz Baykara sunar:

"COŞKUN BÜKTEL İLE, THEOPE ÜZERİNE SOHBET"

 

TARİH: 18 Kasım 2008, Salı.

SAAT: 13.00-15.00

YER: Boğaziçi Üniversitesi, Kuzey kampüsü, Turgut Noyan Salonu

 

Coşkun Büktel, sırf Talat Halman çevirilerine karşı okurlara kıyas olanağı yaratmak için, Shakespeare'in 30 no'lu sonesini Türkçe'ye çevirdi

CB / 14 Kasım 2008

Shakespeare'in tüm sonelerini Türkçe'ye çevirmesiyle tanınan 12 Mart'ın kültür bakanı Talat Sait Halman, sone çevirilerinde, TAKSAV emek ödülünü hak edecek kadar başarılı mıydı?

Shakespeare'in en ünlü sonesiyle test edip görelim:


(...)

 

Bizce, Büktel çevirisi ile Halman çevirisi arasında yalnızca bir tek fark var:

Biri şiir, öbürü değil.

"30. Sone"nin İngilizce aslını ve Büktel ile Halman'ın çevirilerini aynı sayfada okumak için...

TIKLAYINIZ!

 

 

GÜNCELLEME 7 Kasım 2008

     

 

6 Kasım 2008 tarihli Cumhuriyet/KİTAP dergisinde, Mustafa Şerif Onaran, iftiracı profesör Özdemir Nutku'nun Frankfurt'taki tiyatro paneline, Tuncer Cücenoğlu, Ayşegül Yüksel ve Hasan Erkek'le birlikte katıldığını ve panelin "beklenen ilgiyi uyandırmadı"ğını yazdı. (Bakınız: "İftiracı Nutku ve yoldaşları ilgi görmedi")

 

Meslekteki 50. yılında Sevda Şener'i

iftiracı profesör Özdemir Nutku "onurlandırıyor"(!)

 

Coşkun Büktel / 5 Kasım 2008 

 

Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi (DTCF) tarafından emekli tiyatro profesörü Sevda Şener onuruna(!) düzenlenen "Türk Tiyatrosu Günleri" (6-8 Kasım 2008) başlıklı etkinlikte, tiyatral açış konuşmasını Şener'in kadim dostu iftiracı profesör Özdemir Nutku yapacak.

 

Bir süredir, katılacağı ilan edilen etkinliklerin hiçbirine katılamayan, (Bakınız: Büktel, "İftiranın simgesi Özdemir Nutku,bugün -9 Ekim 2008- Frankfurt'ta konuşacak mı?") insan içine çıkamayan Özdemir Nutku; inanıyoruz ki, eski yuvası olan DTCF'nin bünyesinde, iftirayı problem saymayan akademisyenler arasında "biz bize" yapılacak bu etkinliğe mutlaka katılacaktır. Çünkü Hilmi Bulunmaz 2 ay önce (1 Eylül 2008) ne demişti:

 

Bundan sonra Özdemir Nutku insan içine çıkabilir mi? Çıkamaz... Şöyle çıkar: Ahbap - çavuşlar bir araya gelip, kendi çaplarında, göstermelik bir toplantı yaparlar. Adına da; konferans, seminer, panel... gibi yaftalar iliştirirler. Böyle bir göstermelik etkinlikle, ancak kendilerini kandırırlar. Tiyatro kamuoyunu kandıramazlar. Yani gerçek anlamda, tiyatro kamuoyuyla hesaplaşma niyetiyle insan içine çıkamaz Özdemir Nutku!...

 

(Kaynak: Hilmi Bulunmaz, "Özdemir Nutku yine insan içine çıkamadı!...")
 

iftirayı (hele de Coşkun Büktel'e yönelmişse) asla problem saymayan "mezhebi geniş" bir çevre tarafından düzenlendiği için, Nutku'nun bu kez mutlaka katılacağına inandığımız söz konusu etkinlik, aşağıda sunduğumuz program doğrultusunda gerçekleşecek (CB):

 

LÜTFEN TIKLAYINIZ!

 

 

Çetinkaya

Maaşlarından başka kaybedecek hiçbir şeyi olmayan Lemi Bilgin ve Orhan Alkaya gibi "memurlara" bir kez daha

 "haddini bildiriyor"

ŞEHİR TİYATROLARI YÖNETİMİNİN ÖZRÜ KABAHATİNDEN BÜYÜK

Feridun Çetinkaya / 2 Kasım 2008

(...) Ne yazık! Artık “hiçbir iktidar, hiçbir siyasi iktidar” yetkin, özenli ve sorumlu insanlara, sanatçılara makam ve yetki vermeyi tercih etmiyor. Şehir Tiyatroları’nın yaptığı son açıklama, Türkiye’yi “cehaletin iktidarı”na teslim ettiğimizi bir kez daha kanıtlıyor. Bu bakımdan üzerinde bu kadar ayrıntılı bir biçimde durmayı hak ediyor.

Aşağıda linklerini vereceğim yazılar da dikkate alındığında ne demek istediğim daha iyi anlaşılacak, İBŞT’nin açıklamasıyla birlikte “Balıkesir Muhallebicisi skandalı”na dönüşen bu konunun “münferit bir vaka” olmadığı gün gibi açık görülecektir:
(...)

TIKLAYINIZ!

 

"Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten"*

ŞEHİR TİYATROLARINDAN AÇIKLAMA ADI ALTINDA BÜYÜK KÜSTAHLIK!!!

Coşkun Büktel / 31 Ekim 2008

İstanbul Şehir Tiyatroları yöneticileri, Cumhuriyet gazetesine verdikleri ilanlarda, Reşat Nuri Güntekin'in "Balıkesir Muhasebecisi" adlı ünlü oyununu, herhalde adını ilk kez duydukları için olsa gerek, "Balıkesir Muhallebicisi" olarak duyurmuşlardı. Bu komik yanlışı gazetede görüp fark eden Nedim Saban, olayı eğlenceli bir yazıyla kamuoyuna duyurmuş, Hilmi Bulunmaz da Nedim Saban'ın yazısına link vererek, olayı bizim de duymamızı sağlamıştı. Bütün bu gelişmeler üzerine, dersini bilmeyen İstanbul Şehir Tiyatrosu yöneticileri, bugün nihayet bir açıklama yaparak, dersini bildirenleri (Nedim Saban ve Hilmi Bulunmaz'ı) "kötü niyetli" olmakla suçladı. İşte Kadir Topbaş tarafından eline kazma verilip Şehir Tiyatroları'nı yıkması için genel sanat yönetmenliği yetkisiyle donatılan  "Kazmacıbaşı" Orhan Alkaya'nın yönetimindeki Şehir Tiyatrosu'nun o sinsi ve  küstah açıklaması:

Tiyatro Dünyası internet sitesi yetkililerine;

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın 23 Ekim 2008 Perşembe günü Sabah ve Cumhuriyet gazetelerinde yayınlanan aylık ilanında, Reşat Nuri Güntekin’in Balıkesir Muhasebecisi adlı oyununun adı ilanın hazırlandığı reklam ajansının teknik servisindeki bir hata sonucunda tashihli çıkmış, baskı sonrasında fark edilerek daha sonraki baskılarda bu hata düzeltilmiştir.

Bu hata için iyi niyetli bütün tiyatroseverlerden özür dileriz…

 

İ.B.B Şehir Tiyatroları

Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu

Bestem Türen

 

(Kaynak: Kazmacıbaşı’nın Sesi’nden çekinceli özür)

 

Ben yıllarca reklam yazarlığı yaptığım için, bilirim: Reklamcılar, müşteri onaylamadan hiçbir işi yayınlamazlar. Çünkü hata olursa, müşterinin parayı ödememe riski vardır. Siz reklamcıların hatasını hata yayınlanmadan önce görmek zorundaydınız. Size göstermeden yayınladılarsa, öyle bir ajansla çalışmamak zorundaydınız. Ayrıca bu güya özür yazısını, Nedim Saban'ın yazısından önce yayınlamak zorundaydınız. Bir de tabii, özürü, "iyi niyetli" diye tanımladığınız tiyatroseverlerden daha çok, "kötü niyetli" saydığınız tiyatroseverlerden (Nedim Saban ve Hilmi Bulunmaz'dan) dilemeliydiniz. Çünkü "iyi niyetli" tiyatroseverlerin umurunda değilsiniz. Sizi yalnızca "kötü niyetli" Nedim Saban ve Hilmi Bulunmaz umursadı. Onlar sayesinde, nihayet adam gibi davranmayı ve özür dilemeyi (hiç değilse görünüşte) başardınız. Onlar sayesinde, hiç değilse, görüntüyü kurtardınız. O yüzden, nankörlük ve küstahlık etmeyin!

 

* Fethi Naci'nin bir yazısına koyduğu başlık

 

Coşkun Büktel / 31 Ekim 2008 

 

"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV DİZİSİNDE BÜKTEL KATKISINDAN tadımlık BİR ÖRNEK

(19 Ekim 2008'de yayınlanmış 47. Bölüm'den)

30 Ekim 2008

 
 
Barış Atay'ın canlandırdığı öğrenci Saffet,
 
Gamze tarafından reddedilişinin acısını, (o güne dek yabancıymış gibi davranıp bir kez bile "anne" demediği) annesiyle paylaşıyor.

Büktel'in yazdığı replikleri okumak için...

TIKLAYINIZ!

 

GÜNCELLEME 30 Ekim 2008:

blogger.com yeniden açıldığı için aşağıdaki uyarıyı unutabilirsiniz.

 

DİKKAT!!!

25 Ekim 2008

blogger.com mahkeme kararıyla Türkiye'de kapatıldığı için blogspot.com adresli tüm siteler (Bu arada Hilmi Bulunmaz'ın tiyatroyun.blogspot.com adresli "OYUN" sitesi) yayınlanamamaktadır. Bu nedenle Bulunmaz, yayın etkinliğini yeni bir site açarak sürdürmeye karar vermiştir. 

Bulunmaz'ın yeni sitesine ulaşmak için, lütfen, aşağıdaki linki tıklayınız:

www.tiyatroyun.com

 

 

"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV DİZİSİNDE BÜKTEL KATKISINDAN tadımlık BİR ÖRNEK

(19 Ekim 2008'de yayınlanmış 47. Bölüm'den)

22 Ekim 2008

 

Barış Büktel'in canlandırdığı

Öğrenci Ali, Mavi Sakal olduğu suçlamasıyla polis sorgusuna alınıyor.

(Sahnenin çekim öncesi metni.)

Barış Büktel (ALİ)

 

Büktel'in yazdığı replikleri okumak için...

TIKLAYINIZ!

 

HİLMİ BULUNMAZ,YALNIZCA İFTİRACININ DEĞİL, İFTİRACIYI SAVUNANLARIN DA YAKASINI BIRAKMIYOR    

 

İftiradan yana olmak yada iftiradan yana olmamak 

 

Hilmi Bulunmaz

15 Ekim 2008

 

Hilmi Bulunmaz, ilk kez olarak Yeni Tiyatro dergisinde yayınlanmış olan bu yazısında, iftiracı Özdemir Nutku'yu ve iftirayı savunmaya yeltenmiş olan Erbil Göktaş'ı fena halde utandırıyor.

TIKLAYINIZ!

 

 

"Arka Sıradakiler", 12 Ekim 2008 Pazar günü, o güne dek ulaşabildiği en yüksek seyirci oranını aşarak, tüm programlar arasında gün 2.si oldu.

"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV DİZİSİNDE BÜKTEL KATKISINDAN tadımlık BİR ÖRNEK

(19 Ekim 2008'de yayınlanacak 47. Bölüm'den)

14 Ekim 2008

Bülent Emin Yarar'ın canlandırdığı

Kemal hoca, öğrencilere "kendi hayatlarının içinden" bir hukuk dersi çıkarıyor

Bülent Yarar (KEMAL HOCA)

 

Büktel'in yazdığı replikleri okumak için...

TIKLAYINIZ!

 

GÜNCELLEME: 4 Ekim 2008

Banallik ve ilkellik DT'nin paçalarından akıyor.

Öbür siteler (memurlar.net ve tiyatrodunyasi.com) ya aldırmıyor ya da aktardıkları yanlışın hâlâ farkında değillerken; DT'nin, aşağıdaki uyarı yazımızdan günler sonra da olsa, düzeltme yapmış olması güzel...

Ne var ki, DT'nin bu düzeltmeyi sessiz sedasız yapmış olması, düzeltmenin yapıldığına dair herhangi bir notla okurların aydınlatılmasından kaçınılmış olması; hem okurların gerçeği bilme hakkına saygısızlık, hem de, düzeltme konusunda okurları uyarmış olan bize saygısızlık. Biz, yanlışlığı gösteren yazımızda, okurların yanlışlığı test edebilmesi için DT'nin yanlışlığı içeren sayfasına da link vermiştik. Verdiğimiz linki tıklayarak o sayfaya giren okurlar, sözünü ettiğimiz yanlışlığı orada göremeyince ve yanlışlığın düzeltildiğine dair herhangi bir not ve düzeltene teşekkür de göremeyince ne düşünecekler?

1. Ya bizim okurları dezenforme eden adi ve şerefsiz bir yalancı olduğumuzu

2. Ya da DT'nin, yapılan yanlışı, kedi pisliğini örter gibi, okurlara sezdirmeden örtbas etmeye tenezzül edecek kadar banal bir Cumhuriyet kurumu olduğunu... Cumhuriyet'in yüz karalarından biri olduğunu...

Yalnızca iki ihtimal var ve birinci ihtimal kesinlikle geçerli değil:

Biz, okurları dezenforme eden adi ve şerefsiz bir yalancı değiliz. Tam tersine, bu tür adiliklerin barınamaması için, tiyatromuza hakikat yanlısı etik standartlar getirmenin mücadelesini veren ve bu uğurda bedel ödemeyi göze almış bir kişiyiz.

DT, ya özenli olup yanlış yapmamayı ya da ahlaklı olmayı öğrenmeli! İkisini birden öğrenmesini tercih ederiz ama ahlaklı olmak ne yazık ki öğretilebilen ya da öğrenilebilen bir şey değil. CB

Çankaya / Refik Halit Karay

Coşkun Büktel / 28 Eylül 2008

(Aşağıdaki kutuda bir "ihanet belgesi" olarak nitelediğimiz) "2008-2009 DT REPERTUARI"nda, oyunlardan birinin "Çankaya" olduğunu görünce, şaşırmıştık. Böyle bir  oyun hatırlamıyorduk. Hele de Kurtuluş Savaşı'na karşı çıkması nedeniyle, Cumhuriyet'in kurulmasından sonra "150'likler" listesine dahil edilip yurt dışına sürülmüş ve Atatürk'ün ölümüne dek yurda dönememiş olan Refik Halit Karay'ın böyle bir oyun ya da kitap yazmış olabileceğine hiç ihtimal vermiyorduk. Bu olsa olsa, Falih Rıfkı Atay'ın Atatürk'le ilgili anılarının bir bölümünü bir araya getirdiği "Çankaya" adlı kitabının ününden nemalanmak üzere, (büyük ihtimalle "kurum içinden") birilerinin (oynanma garantisine güvenerek) o kitabı "oyunlaştırması" ya da (daha önceki benzer örneklerin tümüne bakarak söylersek) "halt etmesi" olsa gerek, diye düşündük.

Ama burası Türkiye'ydi; belli olmazdı; yine büyük ihtimalle "kurum içinden" biri ya da birileri, ("nasılsa ben sıçsam bile oyun diye oynanır ve bana yazar ücreti ödenir" hesabıyla) Refik Halit Karay'ın farklı isimle yayınlanmış herhangi bir metnini "Çankaya" adıyla ve "ben yaptım oyunlaştı" pişkinliğiyle sahneye sürmüş de olabilirdi.

Araştırdık ve ilk ihtimalin geçerli olduğunu, oyun dedikleri şeyin aslında Refik Halit'in herhangi bir eseri değil, Falih Rıfkı'nın "Çankaya"sı olup "Falih Rıfkı Atay" yerine yanlışlıkla "Refik Halit Karay" yazıldığını ve "Cumhuriyetimizin öncü kurumları’ndan Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü"nün yaptığı bu gafın, DT sitesi, memurlar.net ve tiyatrodunyasi.com dahil hiçbir site tarafından fark edilmeyerek, "Körler Körleri İzliyor" misali tüm ilgili sitelere veba gibi yayıldığını keşfettik.

Ben tek başıma maaşsız yaşayan ve hayatımı kazanmaya uğraşmak yanında site yayınlayan bir adamım. Onlar ise, yüzlerce maaşlı insanın çalıştığı sözüm ona "koskoca"(!) bir kurum. Niye kimse benim herhangi bir yanlışımı düzeltemiyorken; ben boyuna onları düzeltmek, onların çatıları altında atılmış iftiralarla mücadele etmek zorunda kalıyorum? Hiçbir şey bilmeyen, bilmediğini bile bilmeyen ve sırf devletten beslendikleri için kendilerini seçkin hisseden bu kara cahiller, bir de kalkmış diyorlar ki:

"Kuruluşundan bugüne tiyatro sanatına gönül vermiş, sayısız oyuncu, yönetmen, oyun yazarı ve tiyatro çalışanının sabır ve binbir emekle var ettiği zengin birikimini; yeni eserlerle ortaya koyup, seyircisiyle buluşturmaya hazırlanan, Cumhuriyetimizin öncü kurumları’ndan Devlet Tiyatroları...." cart curt!... "Vıdı vıdı"...

(...)

Yazının tümünü okumak için lütfen

TIKLAYINIZ! 

DT'nin tiyatro sanatına yönelik son ihanet belgesi:

 

"2008-2009 DT REPERTUARI"

 

 

DT eski repertuar kurulu başkanı Prof. Özdemir Nutku, nasıl ki Coşkun Büktel'e ve "Theope"ye attığı belgelenmiş iftira için özür dilemeyi reddetmek biçimindeki iftiracı tutumunu akıl almaz bir pişkinlikle, hiç yüzü kızarmadan sürdürüyorsa; DT genel müdürü ve "Nutkugil" Lemi Bilgin de, Büktel'i ve "Theope"yi aforoz ederek DT sahnelerinden dışlamak biçimindeki 20 yıllık, ilkel, iğrenç, ahlak dışı, gerici ve intikamcı DT geleneğini korumayı, akıl almaz bir pişkinlikle, hiç yüzü kızarmadan sürdürdüğü halde; "Cumhuriyetimizin öncü kurumları’ndan Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü" biçimindeki özsüz, asılsız, dayanaksız klişelerle halkı dezenforme etmekten de, doğal olarak, hiç utanmıyor.

Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ise, "benim bu ihanet ve rezilliklerden hiç haberim yok, ben bu küçük ayrıntıların çok yükseğinde, çok yüksek bir adamım" dercesine kayıtsız tavrıyla sağır sultan rolünü tercih ederek, aslında, "utanma eşiği"nin sırıkla bile aşılamayacak kadar "yüksek" olduğunu kanıtlıyor. 

İşte DT'nin internet sitesinde yayınlanmış (hiçbir gerçek tiyatrocuya ve tiyatro seyircisine heyecan vermesi muhtemel olmayan) son repertuar listesi ve o listeyi takdim amacıyla "Theope"yi aforoz eden vandallar tarafından yayınlanmış ruhsuz, samimiyetsiz, yapmacık, klişe cümleler... Aynı bildik "vıdı vıdı"... (CB):

LÜTFEN TIKLAYINIZ!

 

 

 

TÜRKÇE SÖYLEDİK ANLAMADILAR!

Bu metnin daha ayrıntılı Türkçe versiyonuna ulaşmak için TIKLAYINIZ!

 

I’m proud of being banned by these “inquisitors”

 

 

The committee of authors of (The Turkish organizing committee) has eliminated Coşkun Büktel from the group of authors who will be officially representing Turkey at the Frankfurt Book Fair.

 

Coşkun Büktel

July 30th, 2008

 

The Minister of Culture, Ertuğrul Günay, may excuse his not sending the orchestra of Nâzım Hikmet Oratorio to Frankfurt, claiming the large number of musicians as his reason and pretending patriotism in using the public funs economically, but he can make no excuse for employing the always employed, anti-literary mediocrities or anti-talents of the “committee of authors” (Enver Ercan, Halil İbrahim Özcan, İhsan Işık, Gökhan Cengizhan, Adnan Özer, Ahmet Kot, Egemen Berköz) who have hindered Coşkun Büktel, one of a very few controversial Turkish writers with original color and an author whose novel “Fiyasko” has recently been published in English with the title “Fiasco”,  from receiving governmental invitation, and thus being impeded from joining the events of the Frankfurt Book Fair.

Ertuğrul Günay can make no excuse either for the fact that instead of supporting sound literary criteria, he has chosen to subsidize literary “salesmen” who are dividing and sharing out the “market” of culture among the members of their own “clan” and also having the subsidiary budget of the government wasted away by backing not the real literary people (at least not the most controversial of them) but the holy alliance of pretty choice literary pretenders.

If the disobedient writers like Coşkun Büktel are banned −as he has always been on almost every platform in Turkey− and if obedience to, or harmony with, the authorities are meant to be the criteria for representing Turkey in Frankfurt,  Ertuğrul Günay the Minister of Culture must realize the fact that holding obedience and harmony as literary criteria will bring our country and our culture not honor in the international arena, but only shame, and the stain of this shame will remained stamped on the forehead of Ertuğrul Günay as permanently as Gorbachev’s mark.

CB

For the detailed Turkish version, please TICKLE

 

DÜZELTME VE ÖZÜR!

Aşağıdaki, 15 Haziran 2008 tarihli sunuş yazımızı, yanlış bir sayfaya linklediğimizi ancak bugün (27 Eylül 2008) fark edebildik. Bu nedenle, sunuşta sözünü ettiğimiz sahnenin gerçek metnini ancak bugün sunabiliyoruz:

 

"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV DİZİSİNDE BÜKTEL KATKISINDAN BİR ÖRNEK 5

15 Haziran 2008

Bülent Emin Yarar'ın canlandırdığı

Kemal hoca, Gamze yüzünden birbirlerini düelloya davet edip kıyasıya döğüşmüş olan Oktay ve Saffet ile "özel" bir görüşme yapıyor:

Bülent Yarar (KEMAL HOCA)

    Barış Atay (SAFFET)          Bülent Çetinaslan (OKTAY)

 

Büktel'in yazdığı replikleri okumak için...

TIKLAYINIZ!

 

 

Acar Burak Bengi, bizim "İlkemiz"e güvenerek (daha önce başka sitelerde de yayınlanmış ve bizim sitemize de hatalarıyla "aynen" aktarılmış) Nadire Mater yazısını, hatalar daha fazla yayılmadan, düzeltmeye karar verdi

 

 

NADİRE MATER DÜZELTMESİ

Acar Burak Bengi

25 Eylül 2008

Merhaba...

Vatanseverliğe Karşı (Tolstoy, Çev. ve Ed. Acar Burak Bengi, Yokuş Yayınları, 2007) adlı çeviri kitabım üzerine Nadire Mater'in yazdığı ve sitenizde yer alan "Vatanseverlik, Çocuk ve Tolstoy" başlıklı yazıda alıntı hataları var. Yazıda verilen ve aynı şekliyle spota da taşınan şu alıntı hatalı:

'Türkiye’de sol kesimin ve bir bölümünün ‘vatanseverlik’e kötü, ‘yurtseverlik’e iyi anlam yüklediğini duydum. Tolstoy’un kullandığı kelime 'patriotizm' ve makalelerde de açıkça görüleceği üzere, hiçbir vatanseverlik türünü iyi saymıyor. 

'Tolstoy ve ben de başlıkta ve kitap içinde ‘vatanseverlik’ kelimesini tercih ederken, ‘yurtseverlik’ veya ‘vatanperverlik’ ve hele ‘milliyetçilik/ulusalcılık’ı Tolstoy’un eleştirilerinden sakınmış değilim. '

Yukarıdaki hatalı alıntı yerine şunun konması lazım:

'Türkiye'de sol kesimin veya bir bölümünün "vatanseverlik"e kötü, "yurtseverlik"e iyi anlam yüklediğini duydum. Tolstoy'un kullandığı kelime patriotism ve makalelerde de açıkça görüleceği üzere, hiçbir vatanseverlik türünü iyi saymıyor Tolstoy ve ben de başlıkta ve kitap içinde "vatanseverlik" kelimesini tercih ederken, "yurtseverlik" veya "vatanperverlik" ve hele "milliyetçilik/ulusalcılık"ı Tolstoy'un eleştirilerinden sakınmış değilim.'

Yazı içindeki şu alıntı da hatalı:

'Vatanseverlik iyi olamaz. Neden insanlar bencilliğin iyi olabileceğini söylemez; insan yaradılışına ait, tabii bir duygu olan bencillik hususunda serdedilebilirdi bu, gayritabii bir duygu olan ve suni biçimde insanlığa aşılanan vatanseverliğe kıyasla.'

Doğrusu şöyle olacak:

'Vatanseverlik iyi olamaz. Neden insanlar bencilliğin iyi olabileceğini söylemez; insan yaradılışına ait, tabii bir duygu olan bencillik hususunda daha kolay serdedilebilirdi bu, gayritabii bir duygu olan ve suni biçimde insana aşılanan vatanseverliğe kıyasla.'

Yine şu alıntıdaki "düşmanlıklardan" kelimesi yerine "düşmanlardan" olması lazım:

'İktidarlar, diğer milletlerden veya aralarındaki düşmanlıklardan gelecek bir saldırı tehlikesi (…) altında olduğuna ikna ederek halka tahakküm ederler. Halklar iktidarların tahakkümü altında olunca, iktidarlar onları diğer halklara saldırmaya zorlarlar…'

Spottaki ve yazı içindeki bu alıntı hatalarını düzeltmeniz dileğiyle, hoşçakalın...

Burak Bengi

 

 

Nadire Mater, bence (CB)         bir Tolstoy/Acar Burak Bengi kitabı olan                  "Vatanseverliğe Karşı"yı;        (kitap hacmini neredeyse iki katına çıkaran) Bengi katkısının önemini ıskalamadan değerlendirdi:

 

VATANSEVERLİK, ÇOCUK VE TOLSTOY

Nadire Mater / 24 Eylül 2008

(...) Kitabı Türkçe'ye kazandıran ve aslında önsöz ve sonsözün hacmi Tolstoy’un kitaptaki “Hıristiyanlık ve Vatanseverlik-1864”, “Eleştirilere Bir Cevap-1895), “Vatanseverlik mi, Yoksa Barış mı-1896) ve “Vatanseverlik ve İktidar-1900) makalelerinden daha büyük olduğuna göre, neredeyse yazarı diyebileceğimiz Acar Burak Bengi (...)

TIKLAYIN!

 

Semih Gümüş, bence (CB)       bir Tolstoy/Acar Burak Bengi kitabı olan            "Vatanseverliğe Karşı"yı,   Radikal Kitap'ta değerlendirdi:

 

YURTSEVERLİK YALANI

 

 

 Semih Gümüş / 24 Eylül 2008

(...) Tolstoy, “Vatanseverlik ve İktidar” yazısına, “Vatanseverliğin günümüzde gayritabii, irrasyonel ve zararlı bir duygu olduğu, insanlığı muzdarip eden illetlerin büyük bir kısmının sebebi olduğu ve dolayısıyla bu duygunun, şimdiki gibi işlenmemesi gerektiği, tersine tüm rasyonel insani yollardan bastırılması ve kazınıp atılması gerektiği düşüncesini halihazırda birkaç kez ifade ettim,” diye başlıyor. (...)

TIKLAYIN!