BÜKTEL'İN DESTEK GEREKÇESİ:
Mehmet'in ifadesini abartısız ve
inandırıcı bulduğum, yalan söylemiş
olacağına ihtimal vermediğim ve
Mehmet'in maruz kaldığı zorbalığın
gerçekleştiğine ikna olmama rağmen karşı
çıkmazsam, aynaya rahat bakamayacağım
için...
Coşkun Büktel |

MEHMET ATAK
DİLEKÇESİNE DESTEK
Levent Arslan
1 Aralık 2008
Mehmet Atak, Vicdani Retci Mehmet Bal`i destekleyen 20 kisilik grubun Beyoglu`nda yaptigi basin aciklamasi sonrasinda kimlik toplayan bir sivil sahsin, kimligini gostermeden kimlik soramayacagi konusunda diger yurttaslari uyardi.
Mehmet Atak, sivil sahsin sadece kimligini degil, savciligin talimatini da gormek istedi.
Bu nedenle gozaltina alindi.
Bu nedenle haklari ihlal edilerek 4 saat gozaltinda tutuldu.
Mehmet Atak iste bu siradan durumu Istanbul Valiligi Insan Haklari Kuruluna bir dilekceyle bildirdi.
Devlet, Bakanin aciklamasina gore: 1.000.000 asker `kacagini` dogal karsiliyor olmali ki, durustce ret hakkini kullanan Mehmet Bal`i 6 senedir icerde yatiriyordu.
Mehmet Bal Cikti ve cok gecmeden tekrar gozaltina alindi.
Mehmet Atak da bir kucuk grupla birlikte anayasayla guvence altina alinan gosteriye katilma hakkini kullandi.
Mehmet Bal`a reva gorulen zulme demokratik tepkisini gostererek en dogal hakkini kullandi.
Ve guvenligi saglamakla gorevli kimselerin hukuka uygun hareket etmeleri gerektigini soyleyerek, bir yurttasin yapmasi gerekeni yapti.
Mehmet Atak`i yalniz birakmak yalniz kalmaktir, diye dusunerek baslattigim destek kampanyasina katilacaginizi dusunerek bu maili yolluyorum.
Mehmet Atak`i destek Kampanyasinin surduruldugu blog:
Mehmet Atak`in dilekcesini okumak ve desteklemek icin:
Mehmet Atak`in dilekcesini destekleyenleri gormek icin:
levent arslan
muhendis
NOT: Arslan'ın metnini, düzeltme yapmaksızın, kendi imlasıyla aktardık. CB.
|
|
BÜKTEL'İN GÜNLÜKLERİNDEN 8 |

THEOPE'Yİ HANGİ
KOŞULLARDA YAZDIM
Coşkun Büktel
30 Kasım 2008
(...)
Gerçekte
gürültünün kendisinden çok, gürültüye neden olan
insanların duyarsızlığı ve duyarlılığım yüzünden
bana düşman olmaları sinirlendiriyor beni. Oğuz
Atay'ın dediği gibi: "Neden böyle yapıyorsun,
sevgili halkım?" Evet, az gelişmekte ısrarlı
sevgili halkımla ilişkilerim hiç de parlak
durumda sayılmaz: Üst kattakiler, aylar süren
işkenceden sonra, hâlâ ıstırabıma kulak
asmadıkları için, belediye memuru getirterek,
sonunda horozlarını kestirdiğimden bana fena
halde düşmanlar. Hamamcı, mahallede ayrı ayrı
beş hanenin imzaladığı belediye dilekçesinin
mucidi olduğumu bildiği için (Çünkü onu da,
dilekçeden önce en az iki kez gidip, bacaları
yükseltmesinin ve kalorifer penceresini
kapatmasının neden gerekli olduğunu efendice
izah etmiştim.) beni bir tenhada kıstırsa
boğacakmış gibi bakıyor yüzüme (...)
LÜTFEN TIKLAYINIZ! |
Bugün Temel Demirer "Ben,
devletime ‘katil’ dedirtmem. Bu düşünce
özgürlüğü degil.” diyen Adalet
Bakanı’nın icazetiyle TCK 301 ve
TCK 216’dan yargılandı, dün aynı
bakanın katlinden sonra TC
tarihinde bir ilk olarak devleti ve
hükümeti adına özür dilediği, onyedi
yaşındaki bir çocuğun silahlı polis
şiddetiyle felç kalmasını protesto
ederken gözaltına alınan Engin Ceber’in
hapishanede öldürüldüğü cografyada, eğer
aklınız ya da kalbiniz varsa ve onlara
ihanet etmiyorsanız yarın sizin başınıza
ne geleceği hiç belli olmaz.
MEHMET
ATAK |

MEHMET ATAK'TAN
MESAJ
23 Kasım 2008
TIKLAYINIZ!
|
|
Çetinkaya
maaşlarından başka kaybedecek hiçbir
şeyi olmayan
Lemi Bilgin
ve
Ertuğrul Günay
gibi "memurlara" kamuoyu
önünde en kazık soruları sorarak,
"Ölüleri Gömün
skandalına" sağır kulağı
verdikleri için, onları bir kez
daha
"cezalandırıyor" |

DEVLET TİYATROLARI ÖLÜLERİ GÖMDÜ MÜ?
Feridun Çetinkaya
/
19 Kasım 2008
(...)
Bir tiyatrocu Ölüleri Gömün’ü
sahnelemek için göğsünü gere gere onlarca sağlam gerekçe
gösterebilir. Peki bir tiyatrocu Ölüleri Gömün gibi bir
oyunun sahnelenmesini engellemek, bırakın engellemeyi,
sahnelenmesini geciktirmek için bile, ne tür bir haklı gerekçeye
sahip olabilir ki?
Bilgin, rol dağılımı ilan edilip panoya asılmış ve provalarına
başlanmış Ölüleri Gömün projesini geçen yıl niçin
durdurduğuna, engellediğine ilişkin kamuoyuna bugüne dek “hiçbir”
açıklamada da bulunmadı.
Bilgin’in Ölüleri Gömün’ü engellemesi alelade bir
işgüzarlık mı? Durumdan vazife çıkarmanın sonucu bir çeşit
otosansür, bir çeşit Bekçi Murtazalık mı? Lemi Bilgin, bu savaş
karşıtı, antimilitarist oyunun “birilerini” rahatsız etmesinden
çekindiği için, dolayısıyla oturduğu genel müdürlük koltuğunu riske
atacağını düşündüğü için mi ısrarla engelliyor?
(...)
TIKLAYINIZ! |
|
Boğaziçi Üniversitesi
Çeviribilim bölümü, Çeviri Kulübü
başkanı
Yard. Doç. Oğuz Baykara sunar: |

"COŞKUN BÜKTEL İLE,
THEOPE
ÜZERİNE SOHBET"
TARİH:
18 Kasım 2008, Salı.
SAAT:
13.00-15.00
YER:
Boğaziçi Üniversitesi, Kuzey kampüsü, Turgut Noyan Salonu |
|
Coşkun Büktel, sırf Talat Halman
çevirilerine karşı okurlara kıyas
olanağı yaratmak için, Shakespeare'in 30
no'lu sonesini Türkçe'ye çevirdi |
  
CB / 14 Kasım 2008
Shakespeare'in tüm sonelerini Türkçe'ye
çevirmesiyle tanınan 12 Mart'ın kültür bakanı
Talat Sait Halman, sone çevirilerinde, TAKSAV
emek ödülünü hak edecek kadar başarılı mıydı?
Shakespeare'in en ünlü sonesiyle test edip
görelim:
(...)
Bizce, Büktel çevirisi ile Halman çevirisi
arasında yalnızca bir tek fark var:
Biri şiir, öbürü değil.
"30. Sone"nin
İngilizce aslını ve Büktel ile Halman'ın
çevirilerini aynı sayfada okumak için...
TIKLAYINIZ! |
|
GÜNCELLEME
7 Kasım 2008
6 Kasım 2008 tarihli
Cumhuriyet/KİTAP
dergisinde, Mustafa Şerif Onaran,
iftiracı
profesör
Özdemir Nutku'nun
Frankfurt'taki
tiyatro paneline,
Tuncer Cücenoğlu,
Ayşegül Yüksel
ve
Hasan Erkek'le
birlikte katıldığını ve panelin "beklenen
ilgiyi uyandırmadı"ğını yazdı. (Bakınız:
"İftiracı Nutku ve
yoldaşları ilgi görmedi")
Meslekteki 50. yılında Sevda Şener'i
iftiracı
profesör Özdemir Nutku "onurlandırıyor"(!)
Coşkun Büktel / 5 Kasım 2008
Dil Tarih
ve Coğrafya Fakültesi (DTCF) tarafından emekli
tiyatro profesörü Sevda Şener onuruna(!)
düzenlenen
"Türk Tiyatrosu
Günleri"
(6-8 Kasım 2008) başlıklı etkinlikte,
tiyatral açış konuşmasını Şener'in kadim dostu
iftiracı
profesör Özdemir Nutku yapacak.
Bir
süredir, katılacağı ilan edilen etkinliklerin
hiçbirine katılamayan, (Bakınız: Büktel,
"İftiranın
simgesi Özdemir Nutku,bugün -9 Ekim 2008-
Frankfurt'ta konuşacak mı?")
insan içine çıkamayan Özdemir Nutku; inanıyoruz
ki, eski yuvası olan DTCF'nin bünyesinde,
iftirayı
problem saymayan akademisyenler arasında "biz
bize" yapılacak bu etkinliğe mutlaka
katılacaktır. Çünkü Hilmi Bulunmaz 2 ay önce (1
Eylül 2008) ne demişti:
Bundan sonra Özdemir Nutku insan içine çıkabilir
mi? Çıkamaz... Şöyle çıkar: Ahbap - çavuşlar bir
araya gelip, kendi çaplarında, göstermelik bir
toplantı yaparlar. Adına da; konferans, seminer,
panel... gibi yaftalar iliştirirler. Böyle bir
göstermelik etkinlikle, ancak kendilerini
kandırırlar. Tiyatro kamuoyunu kandıramazlar.
Yani gerçek anlamda, tiyatro kamuoyuyla
hesaplaşma niyetiyle insan içine çıkamaz Özdemir
Nutku!...
(Kaynak: Hilmi Bulunmaz,
"Özdemir Nutku yine insan
içine çıkamadı!...")
iftirayı
(hele de
Coşkun Büktel'e
yönelmişse) asla problem saymayan "mezhebi
geniş" bir çevre tarafından düzenlendiği için,
Nutku'nun bu kez mutlaka katılacağına
inandığımız söz konusu etkinlik, aşağıda
sunduğumuz program doğrultusunda gerçekleşecek
(CB):
LÜTFEN
TIKLAYINIZ!
|
|
Çetinkaya
Maaşlarından başka kaybedecek hiçbir
şeyi olmayan
Lemi Bilgin
ve
Orhan Alkaya
gibi "memurlara" bir kez
daha
"haddini bildiriyor" |

ŞEHİR TİYATROLARI YÖNETİMİNİN ÖZRÜ
KABAHATİNDEN BÜYÜK
Feridun Çetinkaya
/
2 Kasım 2008
(...)
Ne yazık! Artık
“hiçbir iktidar, hiçbir siyasi iktidar” yetkin, özenli ve sorumlu
insanlara, sanatçılara makam ve yetki vermeyi tercih etmiyor. Şehir
Tiyatroları’nın yaptığı son açıklama, Türkiye’yi “cehaletin
iktidarı”na teslim ettiğimizi bir kez daha kanıtlıyor. Bu bakımdan
üzerinde bu kadar ayrıntılı bir biçimde durmayı hak ediyor.
Aşağıda linklerini vereceğim yazılar da dikkate alındığında ne demek
istediğim daha iyi anlaşılacak, İBŞT’nin açıklamasıyla birlikte
“Balıkesir Muhallebicisi skandalı”na dönüşen bu konunun “münferit
bir vaka” olmadığı gün gibi açık görülecektir: (...)
TIKLAYINIZ! |
|
"Hem dersini bilmiyor, hem de şişman
herkesten"*
ŞEHİR TİYATROLARINDAN AÇIKLAMA ADI
ALTINDA BÜYÜK KÜSTAHLIK!!!
Coşkun Büktel / 31 Ekim
2008
İstanbul Şehir Tiyatroları yöneticileri,
Cumhuriyet gazetesine verdikleri
ilanlarda, Reşat Nuri Güntekin'in
"Balıkesir Muhasebecisi" adlı ünlü
oyununu, herhalde adını ilk kez
duydukları için olsa gerek, "Balıkesir
Muhallebicisi"
olarak duyurmuşlardı. Bu komik yanlışı
gazetede görüp fark eden Nedim Saban,
olayı
eğlenceli bir
yazıyla kamuoyuna
duyurmuş, Hilmi Bulunmaz da Nedim
Saban'ın yazısına link vererek, olayı
bizim de duymamızı sağlamıştı. Bütün bu
gelişmeler üzerine, dersini bilmeyen
İstanbul Şehir Tiyatrosu yöneticileri,
bugün nihayet bir açıklama yaparak,
dersini bildirenleri (Nedim Saban ve
Hilmi Bulunmaz'ı) "kötü niyetli" olmakla
suçladı. İşte Kadir Topbaş tarafından
eline kazma verilip Şehir Tiyatroları'nı
yıkması için genel sanat yönetmenliği
yetkisiyle donatılan
"Kazmacıbaşı"
Orhan Alkaya'nın yönetimindeki Şehir
Tiyatrosu'nun o sinsi ve küstah
açıklaması:
Tiyatro Dünyası
internet sitesi yetkililerine;
İstanbul Büyükşehir Belediyesi
Şehir Tiyatroları’nın 23 Ekim
2008 Perşembe günü Sabah ve Cumhuriyet
gazetelerinde yayınlanan aylık ilanında,
Reşat Nuri Güntekin’in Balıkesir
Muhasebecisi adlı oyununun adı
ilanın hazırlandığı reklam ajansının
teknik servisindeki bir hata sonucunda
tashihli çıkmış, baskı sonrasında fark
edilerek daha sonraki baskılarda bu hata
düzeltilmiştir.
Bu hata için iyi niyetli bütün
tiyatroseverlerden özür dileriz…
İ.B.B Şehir Tiyatroları
Basın ve Halkla İlişkiler
Sorumlusu
Bestem Türen
(Kaynak:
Kazmacıbaşı’nın
Sesi’nden çekinceli özür)
Ben
yıllarca reklam yazarlığı yaptığım için,
bilirim: Reklamcılar, müşteri
onaylamadan hiçbir işi yayınlamazlar.
Çünkü hata olursa, müşterinin parayı
ödememe riski vardır. Siz reklamcıların
hatasını hata yayınlanmadan önce görmek
zorundaydınız. Size göstermeden
yayınladılarsa, öyle bir ajansla
çalışmamak zorundaydınız. Ayrıca bu güya
özür yazısını, Nedim Saban'ın yazısından
önce yayınlamak zorundaydınız. Bir de
tabii, özürü, "iyi niyetli" diye
tanımladığınız tiyatroseverlerden daha
çok, "kötü niyetli" saydığınız
tiyatroseverlerden (Nedim Saban ve Hilmi
Bulunmaz'dan) dilemeliydiniz. Çünkü "iyi
niyetli" tiyatroseverlerin umurunda
değilsiniz. Sizi yalnızca "kötü niyetli"
Nedim Saban ve Hilmi Bulunmaz umursadı.
Onlar sayesinde, nihayet adam gibi
davranmayı ve özür dilemeyi (hiç değilse
görünüşte) başardınız. Onlar sayesinde,
hiç değilse, görüntüyü kurtardınız. O
yüzden, nankörlük ve küstahlık etmeyin!
*
Fethi Naci'nin bir yazısına koyduğu
başlık
Coşkun Büktel / 31 Ekim 2008
|
|
"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV DİZİSİNDE
BÜKTEL KATKISINDAN tadımlık BİR ÖRNEK
(19
Ekim 2008'de yayınlanmış 47.
Bölüm'den)
30 Ekim
2008 |
Barış Atay'ın canlandırdığı
öğrenci Saffet,


Büktel'in
yazdığı replikleri okumak için...
TIKLAYINIZ!
|
|
GÜNCELLEME 30 Ekim 2008:
blogger.com yeniden açıldığı için
aşağıdaki uyarıyı unutabilirsiniz.
DİKKAT!!!
25 Ekim
2008
blogger.com mahkeme kararıyla Türkiye'de
kapatıldığı için blogspot.com adresli
tüm siteler (Bu arada
Hilmi Bulunmaz'ın
tiyatroyun.blogspot.com
adresli
"OYUN"
sitesi) yayınlanamamaktadır. Bu nedenle
Bulunmaz, yayın etkinliğini yeni bir site açarak sürdürmeye karar vermiştir.
Bulunmaz'ın yeni sitesine ulaşmak için,
lütfen, aşağıdaki linki tıklayınız:
www.tiyatroyun.com
|
|
"Arka Sıradakiler", 12 Ekim 2008 Pazar
günü, o güne dek ulaşabildiği en yüksek
seyirci oranını aşarak, tüm programlar
arasında gün 2.si oldu.
"ARKA SIRADAKİLER" ADLI TV DİZİSİNDE
BÜKTEL KATKISINDAN tadımlık BİR ÖRNEK
(19
Ekim 2008'de yayınlanacak 47.
Bölüm'den)
14 Ekim
2008 |
Bülent Emin
Yarar'ın canlandırdığı
Kemal hoca,
öğrencilere "kendi hayatlarının içinden" bir
hukuk dersi çıkarıyor

Bülent Yarar
(KEMAL HOCA)
Büktel'in
yazdığı replikleri okumak için...
TIKLAYINIZ!
|
|
GÜNCELLEME: 4 Ekim 2008
Banallik ve ilkellik DT'nin paçalarından
akıyor.
Öbür siteler (memurlar.net
ve
tiyatrodunyasi.com) ya
aldırmıyor ya da aktardıkları yanlışın
hâlâ farkında değillerken; DT'nin,
aşağıdaki uyarı yazımızdan günler sonra
da olsa, düzeltme yapmış olması güzel...
Ne
var ki, DT'nin bu düzeltmeyi sessiz
sedasız yapmış olması, düzeltmenin
yapıldığına dair herhangi bir notla
okurların aydınlatılmasından kaçınılmış
olması; hem okurların gerçeği bilme
hakkına saygısızlık, hem de, düzeltme
konusunda okurları uyarmış olan bize
saygısızlık. Biz, yanlışlığı gösteren
yazımızda, okurların yanlışlığı test
edebilmesi için DT'nin yanlışlığı içeren
sayfasına da link vermiştik. Verdiğimiz
linki tıklayarak o sayfaya giren
okurlar, sözünü ettiğimiz yanlışlığı
orada göremeyince ve yanlışlığın
düzeltildiğine dair herhangi bir not ve
düzeltene teşekkür de göremeyince ne
düşünecekler?
1.
Ya bizim okurları dezenforme eden adi ve
şerefsiz bir yalancı olduğumuzu
2.
Ya da DT'nin, yapılan yanlışı, kedi
pisliğini örter gibi, okurlara
sezdirmeden örtbas etmeye tenezzül
edecek kadar banal bir Cumhuriyet kurumu
olduğunu... Cumhuriyet'in yüz
karalarından biri olduğunu...
Yalnızca iki ihtimal var ve birinci
ihtimal kesinlikle geçerli değil:
Biz, okurları dezenforme eden adi ve
şerefsiz bir yalancı değiliz. Tam
tersine, bu tür adiliklerin barınamaması
için, tiyatromuza hakikat yanlısı etik
standartlar getirmenin mücadelesini
veren ve bu uğurda
bedel
ödemeyi göze almış bir kişiyiz.
DT,
ya özenli olup yanlış yapmamayı ya da
ahlaklı olmayı öğrenmeli! İkisini birden
öğrenmesini tercih ederiz ama ahlaklı
olmak ne yazık ki öğretilebilen ya da
öğrenilebilen bir şey değil. CB
Çankaya / Refik Halit Karay
Coşkun Büktel / 28 Eylül 2008

(Aşağıdaki kutuda bir "ihanet belgesi"
olarak nitelediğimiz)
"2008-2009
DT REPERTUARI"nda,
oyunlardan birinin "Çankaya" olduğunu
görünce, şaşırmıştık. Böyle bir
oyun
hatırlamıyorduk. Hele de Kurtuluş Savaşı'na
karşı çıkması nedeniyle,
Cumhuriyet'in kurulmasından sonra
"150'likler" listesine dahil edilip yurt
dışına sürülmüş ve Atatürk'ün ölümüne
dek yurda dönememiş olan Refik Halit
Karay'ın böyle bir oyun ya da kitap
yazmış olabileceğine hiç ihtimal
vermiyorduk. Bu olsa olsa, Falih Rıfkı
Atay'ın Atatürk'le ilgili anılarının bir
bölümünü bir araya getirdiği "Çankaya"
adlı kitabının ününden nemalanmak üzere,
(büyük ihtimalle "kurum içinden")
birilerinin (oynanma garantisine
güvenerek) o kitabı "oyunlaştırması" ya
da (daha önceki benzer örneklerin tümüne
bakarak söylersek) "halt etmesi" olsa
gerek, diye düşündük.
Ama
burası Türkiye'ydi; belli olmazdı; yine
büyük ihtimalle "kurum içinden" biri ya
da birileri, ("nasılsa ben sıçsam bile
oyun diye oynanır ve bana yazar ücreti
ödenir" hesabıyla) Refik Halit Karay'ın
farklı isimle yayınlanmış herhangi bir
metnini "Çankaya" adıyla ve "ben yaptım
oyunlaştı" pişkinliğiyle sahneye sürmüş
de olabilirdi.
Araştırdık ve ilk ihtimalin geçerli
olduğunu, oyun dedikleri şeyin aslında
Refik Halit'in herhangi bir eseri değil,
Falih Rıfkı'nın "Çankaya"sı olup "Falih
Rıfkı Atay" yerine yanlışlıkla "Refik
Halit Karay" yazıldığını ve
"Cumhuriyetimizin
öncü
kurumları’ndan Devlet Tiyatroları Genel
Müdürlüğü"nün
yaptığı bu gafın,
DT sitesi,
memurlar.net
ve
tiyatrodunyasi.com
dahil hiçbir site tarafından fark
edilmeyerek,
"Körler Körleri
İzliyor" misali tüm
ilgili sitelere veba gibi yayıldığını
keşfettik.
Ben
tek başıma maaşsız yaşayan ve hayatımı
kazanmaya uğraşmak yanında site
yayınlayan bir adamım. Onlar ise,
yüzlerce maaşlı insanın çalıştığı sözüm
ona "koskoca"(!) bir kurum. Niye kimse
benim herhangi bir yanlışımı
düzeltemiyorken; ben boyuna onları
düzeltmek, onların çatıları altında
atılmış
iftiralarla
mücadele etmek zorunda kalıyorum? Hiçbir
şey bilmeyen, bilmediğini bile bilmeyen
ve sırf devletten beslendikleri için
kendilerini seçkin hisseden bu kara
cahiller, bir de
kalkmış diyorlar ki:
"Kuruluşundan bugüne tiyatro sanatına gönül
vermiş, sayısız oyuncu, yönetmen, oyun yazarı ve tiyatro çalışanının
sabır ve binbir emekle var ettiği zengin birikimini; yeni eserlerle
ortaya koyup, seyircisiyle buluşturmaya hazırlanan,
Cumhuriyetimizin öncü
kurumları’ndan Devlet Tiyatroları...."
cart curt!...
"Vıdı vıdı"...
(...)
Yazının tümünü okumak
için lütfen
TIKLAYINIZ!
|
|
DT'nin tiyatro
sanatına yönelik son ihanet belgesi:
|
"2008-2009 DT REPERTUARI"
DT eski repertuar kurulu
başkanı
Prof. Özdemir Nutku,
nasıl ki
Coşkun Büktel'e
ve
"Theope"ye attığı
belgelenmiş iftira
için özür dilemeyi reddetmek biçimindeki
iftiracı tutumunu akıl almaz bir pişkinlikle,
hiç yüzü kızarmadan sürdürüyorsa; DT genel
müdürü ve "Nutkugil"
Lemi Bilgin de,
Büktel'i ve
"Theope"yi
aforoz ederek DT sahnelerinden dışlamak
biçimindeki 20 yıllık, ilkel, iğrenç, ahlak dışı, gerici
ve intikamcı DT geleneğini korumayı, akıl almaz bir
pişkinlikle, hiç yüzü kızarmadan sürdürdüğü
halde;
"Cumhuriyetimizin
öncü
kurumları’ndan Devlet Tiyatroları Genel
Müdürlüğü"
biçimindeki özsüz, asılsız, dayanaksız
klişelerle halkı dezenforme etmekten de, doğal
olarak, hiç utanmıyor.
Kültür Bakanı
Ertuğrul Günay
ise, "benim bu ihanet ve rezilliklerden hiç
haberim yok, ben bu küçük ayrıntıların çok
yükseğinde, çok yüksek bir adamım" dercesine
kayıtsız tavrıyla sağır sultan rolünü tercih
ederek, aslında,
"utanma eşiği"nin
sırıkla bile aşılamayacak kadar "yüksek"
olduğunu kanıtlıyor.
İşte DT'nin internet
sitesinde yayınlanmış (hiçbir gerçek tiyatrocuya
ve tiyatro seyircisine heyecan vermesi muhtemel
olmayan) son repertuar listesi ve o listeyi
takdim amacıyla
"Theope"yi
aforoz eden vandallar tarafından yayınlanmış
ruhsuz, samimiyetsiz, yapmacık, klişe
cümleler... Aynı bildik
"vıdı vıdı"... (CB):
LÜTFEN TIKLAYINIZ!
|
|
Bu metnin daha ayrıntılı
Türkçe versiyonuna ulaşmak için
TIKLAYINIZ!

I’m proud of
being banned by these “inquisitors”
The committee of authors of (The
Turkish organizing committee) has eliminated
Coşkun Büktel
from the group of authors who will be officially representing Turkey at the Frankfurt
Book Fair.
Coşkun Büktel
July 30th, 2008
The Minister of Culture,
Ertuğrul Günay,
may excuse his not sending the orchestra of
Nâzım Hikmet
Oratorio to Frankfurt, claiming the large number
of musicians as his reason and pretending
patriotism in using the public funs
economically, but he can make no excuse for
employing the always employed, anti-literary
mediocrities or anti-talents of the “committee
of authors” (Enver Ercan, Halil İbrahim Özcan,
İhsan Işık, Gökhan Cengizhan, Adnan Özer, Ahmet
Kot, Egemen Berköz) who have hindered
Coşkun Büktel,
one of a very few controversial Turkish writers
with original color and an author whose novel
“Fiyasko”
has recently been published in English with the
title “Fiasco”,
from receiving governmental invitation, and thus
being impeded from joining the events of the
Frankfurt Book Fair.
Ertuğrul Günay
can make no excuse either for the fact that
instead of supporting sound literary criteria,
he has chosen to subsidize literary “salesmen”
who are dividing and sharing out the “market” of
culture among the members of their own “clan”
and also having the subsidiary budget of the
government wasted away by backing not the real
literary people (at least not the most
controversial of them) but the holy alliance of
pretty choice literary pretenders.
If the disobedient writers like
Coşkun Büktel
are banned −as he has always been on
almost every platform in Turkey− and if
obedience to, or harmony with, the authorities
are meant to be the criteria for representing
Turkey in Frankfurt,
Ertuğrul Günay
the Minister of Culture must realize the fact
that holding obedience and harmony as literary
criteria will bring our country and our culture
not honor in the international arena, but only
shame,
and the stain of this
shame
will remained stamped on the forehead of
Ertuğrul Günay as
permanently as Gorbachev’s mark.
CB
For the detailed Turkish
version, please
TICKLE |
|
Acar Burak
Bengi, bizim
"İlkemiz"e
güvenerek (daha önce başka
sitelerde de yayınlanmış ve bizim
sitemize de hatalarıyla "aynen"
aktarılmış)
Nadire Mater
yazısını, hatalar daha
fazla yayılmadan, düzeltmeye karar verdi
|

NADİRE MATER DÜZELTMESİ
Acar Burak Bengi
25 Eylül 2008
Vatanseverliğe Karşı (Tolstoy, Çev.
ve Ed. Acar Burak Bengi, Yokuş
Yayınları, 2007) adlı çeviri kitabım
üzerine Nadire Mater'in yazdığı ve
sitenizde yer alan "Vatanseverlik,
Çocuk ve Tolstoy" başlıklı yazıda
alıntı hataları var. Yazıda verilen
ve aynı şekliyle spota da taşınan şu
alıntı hatalı:
'Türkiye’de sol kesimin ve bir
bölümünün ‘vatanseverlik’e kötü,
‘yurtseverlik’e iyi anlam
yüklediğini duydum. Tolstoy’un
kullandığı kelime 'patriotizm' ve
makalelerde de açıkça görüleceği
üzere, hiçbir vatanseverlik türünü
iyi saymıyor.
'Tolstoy ve ben de başlıkta ve kitap
içinde ‘vatanseverlik’ kelimesini
tercih ederken, ‘yurtseverlik’ veya
‘vatanperverlik’ ve hele
‘milliyetçilik/ulusalcılık’ı
Tolstoy’un eleştirilerinden sakınmış
değilim. '
Yukarıdaki hatalı alıntı yerine
şunun konması lazım:
'Türkiye'de sol
kesimin veya bir bölümünün
"vatanseverlik"e kötü,
"yurtseverlik"e iyi anlam
yüklediğini duydum. Tolstoy'un
kullandığı kelime patriotism ve
makalelerde de açıkça görüleceği
üzere, hiçbir vatanseverlik türünü
iyi saymıyor Tolstoy ve ben de
başlıkta ve kitap içinde
"vatanseverlik" kelimesini tercih
ederken, "yurtseverlik" veya
"vatanperverlik" ve hele
"milliyetçilik/ulusalcılık"ı
Tolstoy'un eleştirilerinden sakınmış
değilim.'
Yazı içindeki şu alıntı da hatalı:
'Vatanseverlik iyi olamaz. Neden
insanlar bencilliğin iyi
olabileceğini söylemez; insan
yaradılışına ait, tabii bir duygu
olan bencillik hususunda
serdedilebilirdi bu, gayritabii bir
duygu olan ve suni biçimde insanlığa
aşılanan vatanseverliğe kıyasla.'
'Vatanseverlik iyi olamaz. Neden
insanlar bencilliğin iyi
olabileceğini söylemez; insan
yaradılışına ait, tabii bir duygu
olan bencillik hususunda daha kolay
serdedilebilirdi bu, gayritabii bir
duygu olan ve suni biçimde insana
aşılanan vatanseverliğe kıyasla.'
Yine şu alıntıdaki "düşmanlıklardan"
kelimesi yerine "düşmanlardan"
olması lazım:
'İktidarlar, diğer milletlerden veya
aralarındaki düşmanlıklardan gelecek
bir saldırı tehlikesi (…) altında
olduğuna ikna ederek halka tahakküm
ederler. Halklar iktidarların
tahakkümü altında olunca, iktidarlar
onları diğer halklara saldırmaya
zorlarlar…'
Spottaki ve yazı içindeki bu alıntı
hatalarını düzeltmeniz dileğiyle,
hoşçakalın...
Burak Bengi
|
|
Nadire Mater,
bence (CB)
bir
Tolstoy/Acar Burak
Bengi kitabı olan
"Vatanseverliğe
Karşı"yı;
(kitap hacmini neredeyse iki katına
çıkaran)
Bengi
katkısının önemini ıskalamadan
değerlendirdi: |

VATANSEVERLİK, ÇOCUK VE
TOLSTOY
Nadire Mater /
24 Eylül 2008
(...)
Kitabı Türkçe'ye kazandıran ve aslında önsöz ve
sonsözün hacmi Tolstoy’un kitaptaki
“Hıristiyanlık ve Vatanseverlik-1864”,
“Eleştirilere Bir Cevap-1895),
“Vatanseverlik mi, Yoksa Barış mı-1896)
ve
“Vatanseverlik ve İktidar-1900)
makalelerinden daha büyük olduğuna göre,
neredeyse yazarı diyebileceğimiz Acar Burak
Bengi
(...)
TIKLAYIN! |
|
Semih Gümüş,
bence (CB)
bir
Tolstoy/Acar Burak
Bengi
kitabı olan
"Vatanseverliğe
Karşı"yı,
Radikal Kitap'ta
değerlendirdi: |

YURTSEVERLİK YALANI
Semih Gümüş /
24 Eylül 2008
(...)
Tolstoy, “Vatanseverlik ve İktidar” yazısına,
“Vatanseverliğin
günümüzde gayritabii, irrasyonel ve zararlı bir duygu olduğu,
insanlığı muzdarip eden illetlerin büyük bir kısmının sebebi olduğu
ve dolayısıyla bu duygunun, şimdiki gibi işlenmemesi gerektiği,
tersine tüm rasyonel insani yollardan bastırılması ve kazınıp
atılması gerektiği düşüncesini halihazırda birkaç kez ifade ettim,”
diye başlıyor. (...)
TIKLAYIN! | |