MİMESİS'İN BELÂLISI: FERİDUN ÇETİNKAYA!

Feridun Çetinkaya'nın "Mimesis Dergisi Çevresini Hâlâ Ciddiye Alan Bir Tiyatro İnsanını Ciddiye Almak Mümkün mü?" başlıklı yazısını ve Ömer F. Kurhan'ın Feridun'a karşı yazdığı son cevabı okuduktan sonra; tanık olduğum sansürcü kepazelikler beni, Feridun Çetinkaya'nın geldiği noktanın tam tersi bir noktaya getirdi. Linççi ve sansürcü Mimesis'i ciddiye alanları fazlasıyla ciddiye almak ve çok sert eleştirmek zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Çünkü Mimesis'i ciddiye alıp da Mimesis'e hâlâ destek veren herkesi, (kendisi linççi olmasa bile, linç kampanyasını meşrulaştırmaya çalışan birer karanlık işçisi olarak) fazlasıyla ciddiye almamız ve tarih önünde teşhir etmemiz gerek bence.
 

Feridun'un bilimsel, belgesel, tutarlı ve "sonuç yaratan" yazıları karşısında, işi arsızlığa vurmaktan başka çare bulamayan "feci felsefeci", bileyci Kurhan, (Kurhan'ın bileyciliği için, bakınız: Tehdit sayfası) söylediklerine kendisi de inanmadığından kulağını yine mümkün olan en dolambaçlı yoldan tutarak, sırf Feridun'un yazdıklarının kendisini "güldürdüğünü" söylemek için, 12 yaş zekâsıyla, yine ironi sandığı bir sürü boş laf salgılayarak, yarım sayfalık bir laf salatası koymuş ortaya. (Bakınız: Mimesis-Kurhan) Kendilerini yetenekli ve dürüst insanları karalama memurluğuna tayin etmiş görünen bu insan karikatürlerinin Feridun Çetinkaya'yı "ırkçılığın avukatlığıyla" suçlama öfkesinin zararla oturmalarına yol açtığını idrak ederek, artık Feridun'a yalnızca güldüklerini söylemeleri, gerçekten gülünçtür. Ama gülünç olanın kimliği konusunda, yine feci bir yanılgı içindeler: (Kurhan'ın "küfürbaz" diyerek dava ettiği Hilmi Bulunmaz beraat etti. Kurhan'ın tacizci diye suçladığı Mehmet Esatoğlu, sonuçta Kurhan'la yan yana can cana bir konuma geldi. Kurhan'ın kılavuzluğundaki IATP-G platformu, Kış ortasında uzun uzun Bahar temizlikleri yapmak üzere, kendini yıllarca iptal etmek zorunda kaldı. Kurhan'ın kurduğu ya da katıldığı oluşumlar kapandı. Kısacası, Kılavuzu Kurhan olanların burnu boktan kurtulmadı.) Kurhan Feridun'a gülmeye çalışarak gülünç olmak yerine, tuvalete kapanıp kimselere görünmeden böğüre böğüre ağlayıp ferahlasa ve artık Mustafa'nın ipiyle kuyuya inen salaklardan olmayı bırakıp iyi insan olmaya karar verse çok daha iyi eder, ama ner'de o zekâ...?

 
——————————
 
YILLAR ÖNCE DERGİSİNİN KAPAĞINDA "EVET İKİNCİ BİR THEOPE VAR" BAŞLIĞINI ATMIŞ OLAN MUSTAFA DEMİRKANLI,
DÜN (4 Kasım 2011) YİNE KANITSIZ, İSPATSIZ, KAYNAKSIZ OLARAK, DEDİ Kİ:
"Ömer Faruk Kurhan iş edindi ve buldu... Neyi buldu, ikinci bir Theope'yi"
 
KAYNAK:
Demirkanlı'nın kanıt ve belge göstermeksizin,  "ikinci Theope" hakkında başka neler dediğini okumak için, lütfen, kaynağa verdiğimiz linki
TIKLAYINIZ!
 
——————————
 
Mehmet Esatoğlu

 
29 Ekim 2011
 
BÜKTEL: Şu Mehmet Esatoğlu, kendisine karşı taciz kampanyası açan linççilerle mücadele edebilseydi, şimdi çok şey farklı olurdu.

HİLMİ: O öyle olsaydı, bu böyle olsaydı!... Halamın taşakları olsaydı diyorsun yani?

BÜKTEL: Halamla ne alakası var, Esatoğlu'nun taşakları olsa yeterdi, diyorum.

——————————

HİLMİ BULUNMAZ, üç gündür, Mustafa Demirkanlı'nın DT reklam panoları konusundaki devlet yalakası tavrını ve o panolarla ilgili yalan ve iftiralarını hiç üşenmeden, satır satır yalanlayan, müthiş bir yazı hazırlamakta... Bulunmaz, yazısında, elbette ki, Burak Caney adlı takma isimli sapık orospu çocuğunun, gerçekte, kendisi (Demirkanlı) değil de "biz" (Bulunmaz ve Büktel) olduğumuz yolundaki (hiçbir inandırıcılığı bulunmayan, en galiz küfürden bile daha iğrenç ve absürd) eski iftirasına da, bir kez daha şiddetle cevap veriyor. Yazı, parlatılma aşamasında... Mustafa kadar olmasa da, biz de heyecanla bekliyoruz...

——————————